İsveç'in Gotland Adası'nda bulunan ve Neolitik döneme tarihlenen Ajvide arkeolojik alanı, tarih öncesi insan topluluklarının yaşam biçimlerine ve ölüm ritüellerine dair çarpıcı sırları barındırmaya devam ediyor. Avrupa Taş Devri'nin en büyük ve en iyi korunmuş avcı-toplayıcı mezarlıklarından biri olan bu alanda gerçekleştirilen yeni bir bilimsel araştırma, geçmişteki sosyal dinamiklere ışık tuttu. Proceedings of the Royal Society B dergisinde yayımlanan kapsamlı bir DNA analizi çalışması, yaklaşık 5500 yıl önce yaşamış avcı-toplayıcı topluluklarda, aynı mezarı paylaşma (birlikte gömülme) ritüelinin rastgele olmadığını, aksine genetik akrabalık bağlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu kanıtladı.

BABA VE KIZININ GİZEMLİ MEZARI

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, Ajvide mezarlığındaki 23 numaralı mezarda ortaya çıktı. Yapılan arkeogenetik incelemeler sonucunda, 12-13 yaşlarında genç bir kızın (ajv23b), daha önce hayatını kaybetmiş olan 40-50 yaşlarındaki babasına (ajv23a) ait kemiklerin üzerine ve göğüs hizasına yerleştirilerek gömüldüğü tespit edildi. Bilim insanları, babanın kızından daha önce öldüğünü ve kemiklerinin daha sonra başka bir yerden çıkarılarak kızının mezarına (ikincil gömü işlemiyle) taşınmış olabileceğini değerlendiriyor. Bu durum, ölümden sonra bile aile bağlarının fiziksel olarak bir arada tutulmaya çalışıldığının güçlü bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

BİRLİKTE GÖMÜLENLER SADECE ÇEKİRDEK AİLE DEĞİL

Çalışma kapsamında 10 yeni bireye ait genom verisi üretilirken, Gotland'daki dört farklı Çukur Seramik Kültürü (PWC) alanından daha önce yayımlanmış 24 bireyin verileriyle de birleştirildi. Araştırma sonuçları, Ajvide mezarlığında birlikte gömülen kişilerin (ko-burial) tümünün birbirleriyle genetik olarak yakın akraba (birinci, ikinci ve üçüncü derece) olduğunu ortaya koydu. Ancak sanılanın aksine, bu kişilerin sadece anne-baba ve kardeşlerden oluşan dar çekirdek aile üyelerinden ibaret olmadığı, aralarında kuzenler, büyük ebeveynler, teyze veya amca çocukları gibi daha geniş aile bağlarına sahip bireylerin de bulunduğu belirlendi. Bu durum, Neolitik toplumlarda sosyal bağların ve "aile" kavramının yalnızca birinci derece ilişkilerle sınırlı olmadığını, daha geniş bir akrabalık ağını kapsadığını gösteriyor.

AVCI-TOPLAYICI TOPLUMLARIN SOSYAL YAPISINA YENİ BİR BAKIŞ AÇISI

Uzmanlar, elde edilen bu bulguların avcı-toplayıcı toplulukların aile yapısı ve ölüm ritüellerine dair mevcut anlayışı kökten değiştirebilecek nitelikte olduğunu vurguluyor. Araştırmada öne çıkan bazı önemli sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:

AB’den Meta’ya rekabet soruşturması
AB’den Meta’ya rekabet soruşturması
İçeriği Görüntüle

Genetik akrabalık (özellikle birinci, ikinci ve üçüncü derece), Ajvide PWC topluluğunda birlikte gömülme ritüelini belirleyen en önemli faktördü.

Birlikte gömülen bireylerin genetik olarak her zaman yakın akraba olması, farklı mezarlara gömülenlerin ise çoğunlukla genetik olarak akraba olmaması, defin işlemlerinin rastgele yapılmadığını gösteriyor.

Mezar 29'da bulunan iki çocuğun tam kardeş olduğu, yanlarındaki yetişkin kadının ise biyolojik anneleri olmadığı (muhtemelen hala veya yarı kız kardeş) tespit edildi. Bu durum, çocukların bakımında biyolojik ebeveynler dışındaki akrabaların da rol oynamış olabileceğini düşündürüyor.

PWC bireylerinin genetik yapısının, yüzde 80 oranında daha eski İskandinav avcı-toplayıcı (SHG) gruplarıyla, yüzde 20 oranında ise erken Avrupalı çiftçi (EN) gruplarıyla ilişkili olduğu belirlendi.