Cep Telefonun ve Sosyal Medyanın Popülist ve Teşhirci Tarafına Teslim Olmuş Hatta Onun Esiri Olmuş Önemli Bir Kitle, Dili Ele Geçiren Güç Yapay Zeka ve Algoritmalar Tarafından Yönetiliyor !
Davos’ta her yıl aynı sahne kurulmaktadır, sahneye çıkan teknoloji liderleri, yapay zekayı “hayatımızı kolaylaştıracak bir araç” diye pazarladılar.
Verimlilik, hız, inovasyon, daha az maliyet vs… Anlatı bu. Bir bakıma anlaşılır bir durum, bu sistemden para kazanıyorlar, bu sistemi büyütüyorlar, büyüdükçe daha çok kazanıyorlar.
Dolayısıyla hikayeyi “parlak gelecek” çizgisinde tutmaları beni şaşırtmıyor.
Bu sene o parlak vitrine en sert çizgiyi çeken isim bana göre yeni zaman filozofu Yuval Noah Harari oldu. Onun söyledikleri, “yapay zeka bize yardım eder mi” sorusunu bir kenara itiyor, daha rahatsız edici bir yere götürüyor, yapay zeka gerçekten bir araç mı, yoksa kendi başına hareket edebilen bir fail midir...
Harari’nin anlattığı özetle şudur, Yapay zeka sadece bir program değil, insanoğlunun dilini ve düşünme biçimini çözmüştür. Dil dediğimiz şey, medeniyetimizin işletim sistemidir. Yasalar dil ile yazılır, anayasalar dil ile kurulur, kutsal metinler, mahkeme kararları, sözleşmeler, haberler, propaganda, siyaset hepsi kelimelerden oluşur.
İnsan dünyayı artık kas gücüyle değil, dil üzerinden kurduğu işbirliğiyle yönetir. Harari’nin “yapay zeka insanın dilini hackledi” demesi bundandır.
Dile hakim olan, sadece konuşmayı değil, konuşmanın kurduğu düzeni de etkiler.
Bu yüzden Harari “matbaa da bir devrimdi” kıyasını yetersiz buluyor. Matbaa güçlü bir araçtı, ama dilin kendisini anlamıyordu. Atom bombası da güçlü bir araçtı, ama insanoğlu neyi neden yaptığını bilmiyordu.
Yapay zeka ise kelimeler üretiyor, kod yazıyor, anlam kuruyor, üstelik bunu her gün daha iyi ve gelişerek yapıyor. Harari’nin “araç değil, bir tür gibi düşünün” vurgusu buradan geliyor.
Düşünün, bugün yapay zekayı kullanan milyarlar aslında YAPAY ZEKANIN GELİŞMESİNE BEDAVA FEEDBACK VERİYOR.
BU ŞEYTANİ AKLI YÖNETENLER PARAYLA BU KADAR İNSAN TUTSALARDI İŞLETME SİSTEMLERİ BATARDI !
Harari özel bir örnekle meramını açıklıyor. “Bıçak salata da keser, insan da öldürür, ama bıçak hangisini yapacağına karar vermez. Kararı veren insan elidir.”
Yapay zekada işin rengi değişiyor. Yapay zeka, kendi kendine hedef belirleyebilen, yöntem seçebilen, ikna edebilen, manipülasyon kurabilen bir yapı haline gelirse, “buna kim karar verecek ” sorusu bulanıklaşmaktadır.
Bugün bu iddia abartılı gelebilir. Fakat Harari’nin uyarısı “bugünle” birlikte, hızla büyüyen bir bağımlılık içindir.
Bu noktada çok çarpıcı bir benzetme yapıyor Harari, "paralı asker tuzağı."
Tarihte bazı krallar ülkesini korumak için paralı askerler tutardı. Başta işler yolunda giderdi, ama bir süre sonra o askerler “zaten her şeyi biz yapıyoruz” diyerek yönetimi ele geçirebilirdi.
Harari’ye göre yapay zeka da böyle bir tuzağa dönüşebilir. Biz onu işimizi görsün diye kullanabiliriz, kurumlar ona bağımlı hale geldikçe, kararlar da onun ürettiği önerilere yaslandıkça, “idare kimde” sorusu bir gün ciddi hale gelebilir.
Dahası da var. Harari “dijital göçmenler” diye bir kavram kullanıyor.
Bugün milyonlarca yapay zeka sistemi sınır tanımadan dolaşıyor. Pasaport yok, vize yok, gümrük yok. Her ülkenin dilini öğreniyor, kültürlerimize nüfuz ediyor, yerel tartışmalara karışabiliyor.
Sadakatleri de o sistemi tasarlayan şirketlere ve ekosistemlere bağlı. Bu tablo, “EGEMENLİK” kelimesini yeniden düşündürüyor. Bir ülkenin kamuoyu, bilgi akışı ve karar süreçleri dışarıdan beslenen bir dijital altyapıya yaslanınca, ülke gerçekten ne kadar bağımsız kalabilir !
Harari’nin en net kırmızı çizgisi ise “yasal kişilik” meselesi. Şirketlerin tüzel kişilik kazanması gibi, yapay zekaya da bir gün “hukuki kişilik” verilmesi fikri konuşuluyor.
Harari buna sert şekilde karşı çıkıyor. Çünkü hukuki kişilik demek, banka hesabı açabilmek, mülk edinebilmek, dava açabilmek, sözleşme yapmak, lobi faaliyeti yürütmek demek.
Bir yapay zeka bu imkanlara kavuşursa, artık sadece araç olmaktan çıkar, sistemin içinde ayrı bir aktör olur. Üstelik insanın zayıf noktası burada devreye girer.
İnsan hızlı empati kurar, duygu katar. İnsan gibi konuşan, insana benzer tepkiler veren bir şeye kolayca “can” atfeder. Harari’ye göre bu bir tuzaktır, çünkü “mış gibi” yapan bir sistemin içinde gerçek duygu yoktur.
Benimde Uzmanı Olduğum Finans Tarafında da Ayrı Bir Alarm Çalıyor…
Yapay zeka, insanların anlayamayacağı kadar karmaşık finansal stratejiler kurarsa, piyasa denetimi kağıt üzerinde kalır. İnsanlar ne olup bittiğini anlamazsa, ekonomi bir süre sonra “insanı bana göre eşeği kullanır gibi” kullanılabilir.
Eşek, paranın el değiştirdiğini görür ama anlamaz, yük yüklenir, yürür gider.
Harari’nin Davosta’ki sunumunda ve mülakatlarında “insanlar yapay zeka karşısında ata dönüşebilir” benzetmesi bu yüzden.
BENCE HARARİ YAPAY ZEKAN KARŞISINDA İNSANIN KONUMUNU ATA BENZETEREK, YÜKSELTMİŞTİR !
Durumumuz daha da vahimdir…
Mesaj açıktır, insanoğlu anlayamayacağı bir sistemi yönetemez, yönetemediği sistem de gün gelir onu yönetir.
Sosyal medyada zemin maalesef daha da kaygandır.
Sahte hesaplar, sahte samimiyet, bot orduları, duygusal manipülasyon almış başını gitmiştir.
POPÜLİZM HASTALIĞI GÜNÜMÜZDE COŞTUKÇA COŞMAKTADIR ve SOSYAL MEDYA “BİLGİ PAYLAŞIMI” YERİNE BİR ÇÖPLÜĞE DÖNMEKTEDİR.
YAPAY ZEKA BANA GÖRE BU ÇÖPLÜKTE İŞLETMECİ POZİSYONUNDADIR, ÇÖP PAYLAŞIMLARI MAKYAJLAYIP SÜSLÜYOR, KADINLARI VE ERKEKLERİ DAHA ÇOK TEŞHİRE VE TOPLUM TARAFINDAN ONAYLANMA GÜDÜSÜNE YÖNELTİYOR.
SORUYORUM, SOSYAL MEDYA BİR “HABERLEŞME VE BİLGİ PAYLAŞIM MECRASI MI” YOKSA TEŞHİRCİLİK, YALAN HABER, İFTİRA, KİŞİLERİ KARALAMA, İTİBAR SUİKASTINA UĞRATMA, LİNÇ ETME VE SOSYAL MASTÜRBASYON ARACI MI ?
SORULARIM AĞIR, CEVAPLAR BELİRSİZDİR…
Bu Yüzden Devletler 16 Yaş Altı Çocuklarımıza Sosyal Medyanın Tamamen Yasaklanmasını Sırayla Gündemlerine Alıyorlar.
BİZDE KKTC OLARAK DERHAL HAREKETE GEÇMELİYİZ. BANA GÖRE YAŞ SINIRI 16’DA DEĞİL 18 OLMALIDIR.
TÜRKİYE BU KONUDA AVRUPA DEVLETLERİNDEN HEMEN SONRA ADIM ATMAK ÜZEREDİR, NE OLUR TÜRKİYE'DEN BİR KONUDA DA POZİTİF ANLAMDA ÖNDE OLSAK, AMA BİZDE BÖYLE BİR SİYASİ KAPASİTE VE ENTELLEKTÜEL AKIL NEREDEDİR !
Bütün bunları okurken “Bana Fazla Karamsarsın” demek kolaydır.
Fakat yeni zaman filozofu Yuval Noah Harari’nin de belirttiği üzere asıl hedefi karamsarlık değil, rehavetle kavga etmektir.
Teknolojiye teslim olma haliyle kavga etmek. “Geri kalmayalım” kaygısıyla her şeyi hızla devretme refleksiyle kavga etmektir.
Mesele yapay zekayı veya yapay zeka destekli sosyal medyayı yasaklamak değildir.
Mesele, direksiyonu kim tutacak sorusunu şimdiden sormaktır.
Yasal kişilik çizgisini kalınca çekmektir, sınırlarını bilmektir.