2008–2026 yılları arasında kadın cinayetlerinde yaşamını yitiren 5800 kadının portresinin yer aldığı sergi, yalnızca bir sanat çalışması değil; her portrenin ardında yarım kalmış bir hayatı, bir aileyi ve büyük bir acıyı hatırlatan güçlü bir toplumsal yüzleşme çağrısı niteliğinde.
Serginin açılışına Yalova Belediye Başkanı Mehmet Güler, Yalova Kent Konseyi Başkanı Kenan Engin ve yönetimi, İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Semra Baykır, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının başkan ve yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.
Yalova Narsisizme Karşı Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Zehra Özkaraduman ve Kadın ve Çocuk Haklarını Koruma ve Yardımlaşma Derneği KAÇO-DER Başkanı Selda Gülçiftçi Avcıoğlu serginin evsahipliginde İMGAZETE/EKFMedia olarak ortak çağrımız; kadın cinayetlerini yalnızca haberlerde gördüğümüz rakamlardan ibaret saymamak ve toplumun her kesimini bu gerçekle yüzleşmeye davet etmek.
Çünkü 5800 bir sayı değil.
5800 kadın; 5800 hayat, 5800 yarım kalmış hikâye demek.
Bir annenin, bir kız çocuğunun, bir eşin, bir kardeşin, bir arkadaşın yarım kalan yaşamı demek.
Serginin karşısında durduğumuzda yalnızca bakmıyor; susmanın, yüzleşmenin ve topluca utanmanın vaktini düşünüyoruz.
Unutulanlara yüz, susulanlara tanıklık, hepimize yüzleşme cesareti veren sanatçımız Şükran Üst’e yürekten teşekkür ediyoruz. Aramızda değil kendisi; ancak hatırası ve bıraktığı iz tam karşımızda.
Sanatı için değil yalnızca; hatırlamayı, unutmamayı ve o karanlığa tanıklık etmeyi seçtiği için minnettarız.
Çünkü bazı eserler duvara asılmaz; insanın vicdanına asılır.
İyi ki o yüzlere baktı.
İyi ki bize de baktırdı.
Peki neden yüzleşmek bu kadar zor?
Neden insanlar bitmiş, tükenmiş, hatta cehenneme dönmüş ilişkilerin içinde kalmaya devam eder?
Çocuklar için mi?
Ekonomik bağımlılıktan mı?
Korkudan mı?
Yalnız kalma endişesinden mi?
Yoksa iliklerimize kadar işleyen o cümleden mi?
“Elâlem ne der?”
Basit bir toplumsal yargı gibi görünen bu cümle, zaman zaman bireyin kendi hayatı üzerindeki iradesini sınırlayan görünmez bir baskıya dönüşüyor.
Kadını susturuyor.
Çocuğu çatışmanın içinde bırakıyor.
Şiddeti görünmezleştiriyor.
Bitmesi gereken ilişkileri sürdürüyor.
Biz buna “Elâlem ne der terörü” diyoruz.
Daha içeriden bakarak söylüyoruz:
Terörsüz toplum için, terörsüz aile.
Çünkü terör yalnızca silahla gerçekleşmez. İnsanın iradesini, benliğini ve yaşam alanını kullanamaz hâle getiren korku ve tahakküm de toplumsal şiddetin bir parçasıdır.
Şiddet çoğu zaman sokakta başlamaz.
Evde öğrenilir.
Çocuklukta miras kalır.
Sessizlikle büyür.
Bu nedenle “Yüzleşme”, yalnızca geçmişe bakmak değil; bugün ne yaptığımızı ve yarın neyi değiştirebileceğimizi sormaktır.
Kadınların öldürülmediği, şiddetin normalleştirilmediği ve hiçbir hayatın bir sayıdan ibaret görülmediği bir toplum için sorumluluk almak zorundayız.
Bir kadının daha eksilmemesi için:
Bakmak yetmez.
Görmek, anlamak ve harekete geçmek gerekir.
Çünkü gerçek yüzleşme, “Elâlem ne der?” sorusunu bırakıp “İnsan ne yaşar?” diye sormaya başladığımız yerde başlar.
Yüzleşmeden geleceğe.
Korkudan özgürlüğe.
Not: “Yüzleşme” Resim Sergisi bir ay süreyle açık kalacaktır.
2008–2026 YILLARI ARASINDA 5800 KADININ PORTRESİNDE BİR YÜZLEŞME
Yalova’da kadın cinayetlerine dikkat çekmek ve toplum olarak görmezden gelmememiz gereken gerçekle yüzleşmek amacıyla düzenlenen Şükran Üst “Yüzleşme” Resim Sergisi, bugün Yalova Narsisizme Karşı Dayanışma Derneğinde açıldı.
Yorumlar





