Aileler soruşturma kapsamında tutuklu bulunan 9 zanlının beşinci kez mahkemeye çıkarılması öncesinde yaptıkları eylemde kayıplarının bulunması ve facianın bütün sorumlularının ortaya çıkarılmasını talep etti.
Basın açıklamasında, “Kaza Değil Cinayet”, “Ölmediler Öldürdüler”, “Hayallerini Aldılar”, “Adalet İstiyoruz”, “Yüreğimiz Yanıyor”, sloganları atan aileler, kayıplarının resimleri ile dövizler de taşıdı.
-“Artık cevap istiyoruz”
Aileler adına basın açıklamasını faciada annesini kaybeden Dilek Özbilen yaptı.
30 Ağustos’ta Girne açıklarında meydana gelen Filo Jet gemi faciasının üzerinden günler geçtiğini ifade eden Özbilen, “Bizler hâlâ kayıp yakınlarımızdan gelecek bir haberi bekliyoruz. Herkes evinde rahatça uyurken, biz aileler liman sokağında çocuklarımızın, kardeşlerimizin, eşlerimizin, annelerimizin ve babalarımızın cenazelerini bekliyoruz. Biz burada taşkınlık yapmıyoruz. Biz kavga çıkarmıyoruz. Biz sadece bilgi istiyoruz” dedi.
Günler geçtiğini, beklediklerini ve yeterli bilgi alamadıklarını dile getiren Özbilen, kendilerine ulaşmayan her haber, cevaplanmayan her soru, giderilmeyen her belirsizliğin şüphelerini daha da artırdığını vurguladı.
"Artık açıkça söylüyoruz: O geminin içerisinde kalan bütün insanlarımıza ulaşmak zorundasınız. Bizlere bunu borçlusunuz." diyen Özbilen, devletten ve hükümetten başka başvuracakları bir yer olmadığına dikkat çekti.
Artık ailelerin tek tesellisinin, kaybettikleri yakınlarının cenazelerine ulaşmak, onları ülkelerine götürmek ve toprağa verebilmek olduğunu söyleyen Özbilen, arama çalışmalarının çok daha hızlı ve yoğun şekilde yürütülmesini, ailelere en azından gün aşırı kapsamlı ve resmi bilgi verilmesini talep etti.
Facianın ardından haftalardır kafalarındaki sorulara cevap aradıklarını kaydeden Özbilen, şu soruları sordu:
“Gemide yeterli sayıda can yeleği var mıydı? Mevcut can yeleklerinin bağlantıları ve ekipmanları eksiksiz miydi? Yapılan tahliye gerçekten olması gerektiği gibi gerçekleştirildi mi? Eğer tahliye doğru ve zamanında yapılmış olsaydı, biz bugün aralarında 3 yaşındaki bebeğimizin de bulunduğu 13 canımızın cenazesini beklemek için hâlâ burada olur muyduk? Kaptan ve mürettebat yargı önünde. Peki şirketin sorumluları nerede? Şirket yetkilileri nerede? Liman yönetiminin sorumluluğu araştırılıyor mu? Facianın yaşandığı dönemde görev yapan ilgili ulaştırma makamlarının sorumluluğu araştırılıyor mu? Kim, hangi denetimi yaptı? Kim sefere izin verdi? Kim bu geminin denize açılmasında sakınca görmedi?”
-“17 Haziran’da biliniyordu; denetimi biz mi yapsaydık?”
Mahkeme sürecinde geminin sol ön kızağındaki kırığın 17 Haziran tarihinde bilindiğine ve yapılan tamirata ilişkin bilgiler gündeme geldiğine dikkat çeken Özbilen, gemide böyle bir sorun olduğu biliniyorsa, bu geminin denetiminini kimin yaptığını sordu.
Yapılan tamiratın hangi standartlara göre gerçekleştirildiğini, tamiratın ardından geminin sefere uygun olduğuna kimin karar veridiğini de soran Özbilen, "Bu denetimleri de biz aileler mi yapacaktık? Mürettebatın gerekli bütün belgeleri var mıydı? Alkol ve uyuşturucu testi yapıldı mı? Yapıldıysa sonuçları nedir? " sorularına da yanıt beklediklerini kaydetti.
Geminin bütün belgeleri, izinleri ve denetimleri gerçekten eksiksizse bu facianın neden yaşandığını da soran Özbilen'in sorguladığı diğer unsurlar ise şöyle:
"Facia günü Mersin-Taşucu tarafındaki koşullar ve sefer durumu neydi? Eğer karşı limanda seferi etkileyen bir kapanma veya kısıtlama söz konusuysa, Filo Jet’in Girne’den hareketine nasıl izin verildi? Yardım fişeği neden zamanında kullanılmadı? Geminin bir bölümü suyun altına girdikten sonra kullanılan bir yardım fişeğinin bizim insanlarımızın hayatını kurtarmaya ne kadar faydası olabilirdi? Bunun sorumluluğu kimde?"
Dönemin ilgili bakanının Türk Loydu ile ilgili bugün dile getirdiği iddiaların neden facia yaşanmadan önce gündeme getirilmediğini de soran Özbilen, "Denetim konusunda bir sorun biliniyorsa neden gerekli işlem zamanında yapılmadı?” dedi.
Artık yalnızca açıklama değil, somut cevaplar istediklerini belirten Dilek Özbilen, kim hata yaptıysa ortaya çıkarılmasını, kim görevini ihmal ettiyse hesap vermesini, kim denetlemediyse, görmezden geldiyse, kim zamanında müdahale etmediyse yargı önünde hesabını vermesini talep etti.
-“Kimsenin sorumluluğunun üzerinin örtülmesini kabul etmiyoruz”
Savunma hakkının hukuk devletinin temel ilkelerinden biri olduğunu bildiklerini ancak ortaya çıkan her yeni iddianın ve bilginin eksiksiz biçimde soruşturulmasını istediklerini kaydeden Özbilen, “Biz kimsenin suçunu peşinen ilan etmiyoruz. Ama hiç kimsenin sorumluluğunun da üzerinin örtülmesini kabul etmiyoruz. Kaptanın, mürettebatın, şirket yöneticilerinin, liman yetkililerinin ve ilgili kamu görevlilerinin sorumlulukları ayrı ayrı ve eksiksiz şekilde araştırılsın.” dedi.
“Kayıplarımızı bulun. Ailelere düzenli bilgi verin. Facianın bütün sorumlularını ortaya çıkarın. Hiçbir ihmali karanlıkta bırakmayın.” şeklinde konuşan Özbilen, “Çünkü biz günlerdir limanda bir telefonun çalmasını, bir haberin gelmesini, bir cenazeye ulaşılmasını bekliyoruz. Bizim beklediğimiz bir sayı değil. Her biri bir insan. Her biri bir evlat. Her biri bir anne, bir baba, bir eş, bir kardeş. Aralarında daha 3 yaşında bir çocuk var.” ifadelerini kullandı.
Özbilen, yetkililere, “Madem geminin belgeleri tamdı, madem izinleri vardı, madem denetimleri yapıldı; o halde bu facia neden yaşandı? Neden bu kadar geç müdahale edildi? Neden hâlâ bütün kayıplarımıza ulaşamadık?” sorularını da yönetti.
Herkesin hukuk önünde savunulma hakkı olduğunu ve suçluluğa karar verecek makamın mahkeme olduğunu ifade eden Özbilen, “Ancak biz ailelerin de vicdanen sormaya hakkı vardır: Şirketin ve zanlıların avukatları, günlerdir liman sokağında cenazesini bekleyen ailelerin yaşadıklarını görüyor mu? Kendi ailelerinden biri o gemide olsaydı, bugün aynı sözleri aynı rahatlıkla söyleyebilirler miydi?” diye sordu.
Kaptanın sorumluluğunun bulunmadığı yönünde savunmalar yapıldığına dikkat çeken Özbilen, “Kaptanı aklamaya çalışırken biz aileleri mi suçlu görüyorsunuz? Biz mi gemiyi sefere çıkardık? Biz mi denetimini yaptık? Biz mi geminin sefere elverişli olduğuna karar verdik? Biz mi tahliyeyi yönettik?” eleştirilerinde bulundu.
17 Haziran’da geminin sol ön kızağında kırık bulunduğuna ve yapılan tamirata ilişkin bilgilerin bugün mahkeme sürecinde gündeme geldiğine işaret eden Dilek Özbilen, “Bunun hesabını sormak bizim en doğal hakkımızdır” dedi.
-“Biz susmayacağız, unutmayacağız”
Özbilen, kimsenin savunma hakkına karşı olmadıklarını ancak savunma yapılırken, limanda günlerdir çocuklarının, eşlerinin, kardeşlerinin ve anne babalarının cenazesini bekleyen insanların acısının yok sayılmasını kabul etmediklerini de vurguladı.
“Biz suçlu aramıyoruz; gerçeğin ve sorumluların ortaya çıkarılmasını istiyoruz” diyen Özbilen, “Kimse ailelerin sorularını susturmaya, yaşananların sorumluluğunu ailelerin üzerine bırakmaya kalkmasın. Biz susmayacağız. Biz unutmayacağız. Bu facianın bütün gerçekleri ortaya çıkarılana kadar cevap istemeye devam edeceğiz.” vurgusu yaptı.



