CTP Milletvekilleri Asım Akansoy ile Fikri Toros, KKTC ile Türkiye arasında imzalanan fiber optik altyapı protokolüne yönelik Meclis Genel Kurulu’nda sert eleştirilerde bulundu.

Genel Kurul, 8 saatlik gecikmenin ardından toplandı
Genel Kurul, 8 saatlik gecikmenin ardından toplandı
İçeriği Görüntüle

Genel Kurul’da söz alan Akansoy, Meclis’in saatler sonra açılmasını eleştirerek başladığı konuşmasında, protokolü “belirsizlikler ve gri alanlar içeren” bir düzenleme olarak nitelendirdi. Metnin Anayasa’ya aykırı yönler taşıdığını savunan Akansoy, düzenlemenin kamu yararını ciddi şekilde ortadan kaldırdığını ileri sürdü.

Komitelerin, önlerine gelen tasarıları Anayasa’ya aykırılık açısından değerlendirme sorumluluğu bulunduğunu ifade eden Akansoy, bu yönde yeterli tartışma yapılmadığını söyledi. Protokolün egemenlik, eşitlik, ekonomik özgürlük ve hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Akansoy, hükümete yönelik eleştirilerde bulundu.

Türkiye ile protokoller yapılmasına karşı olmadıklarını belirten Akansoy, bu tür anlaşmaların Kıbrıs Türk halkının beklentilerini karşılayacak şekilde hazırlanması gerektiğini ifade etti. Mevcut düzenlemeyi “dayatma” olarak nitelendiren Akansoy, CTP’nin iktidara gelmesi halinde bu sürecin hesabının sorulacağını söyledi.

CTP Milletvekili Fikri Toros da konuşmasında ülkenin güçlü bir geniş bant internet altyapısına ihtiyaç duyduğunu belirterek, mevcut sistemin potansiyelin gerisinde kaldığını ifade etti. Evlerdeki internet kalitesinin yetersiz olduğunu dile getiren Toros, CTP’nin yatırıma ve iş birliğine karşı olduğu yönündeki iddiaları reddetti.

Kıbrıslı Türklerin yıllardır kendi kurumsal yapısını güçlendirme mücadelesi verdiğini kaydeden Toros, ülkenin altyapısı, sermayesi ve girişimcilerinin dışlanarak başka bir ülkenin şirketine teslim edilmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

Protokolün özüne değil, hazırlanış biçimine karşı olduklarını vurgulayan Toros, Meclis’in, halkın ve sektör temsilcilerinin süreç dışında bırakıldığını ifade etti. Toros, düzenlemede usul hataları ve eşitsizlikler bulunduğunu savunarak, bunun toplumsal varlıklar ve devlet kurumları açısından risk oluşturduğunu ileri sürdü.