Akpınar, yaptığı açıklamada adanın kuzeyinde artan sivrisinek yoğunluğu ve farklı türlere ilişkin gözlemlerin ciddiyetle ele alınması gerektiğini ifade ederek, bölgede bulunan sivrisinek türlerinin ve virüs taşıyıp taşımadıklarının bilimsel saha çalışmalarıyla belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Batı Nil virüsünün, virüsle enfekte olmuş sivrisineğin ısırmasıyla bulaştığını vurgulayan Akpınar, her sivrisineğin virüs taşımadığını ve taşıyıcılığın görünüşten anlaşılamayacağını belirtti. Kamuoyuna korku yerine doğru ve bilimsel bilgi verilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Akpınar, enfekte kişilerin büyük bölümünde belirti görülmediğini, bazı kişilerde ise ateş, baş ağrısı, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, bulantı veya döküntü ortaya çıkabileceğini belirtti. Nadir durumlarda virüsün beyin ve sinir sistemini etkileyebildiğine işaret eden Akpınar, yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, ense sertliği, bilinç bulanıklığı, kas güçsüzlüğü, titreme veya nöbet görülmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade etti.
Çocukların ve özellikle bebeklerin korunmasının öncelikli olduğunu belirten Akpınar, ağır hastalık riskinin ileri yaştakilerde, bağışıklığı baskılanmış kişilerde ve bazı kronik hastalıkları bulunanlarda daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Akpınar, yetkili kurumlara düzenli sivrisinek türü haritalaması ve laboratuvar taraması yapılması, sivrisinek, kuş ve insan vakalarının birlikte izlendiği erken uyarı sistemi kurulması, belediyelerle koordineli şekilde yıl boyunca larva mücadelesi yürütülmesi ve durgun su kaynakları, kanalizasyon, mazgal ile sulak alanların düzenli denetlenmesi çağrısında bulundu.
Vaka ve risk verilerinin şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılmasının önemine de işaret eden Akpınar, adanın iki tarafındaki sağlık otoriteleri arasında teknik veri paylaşımının geliştirilmesini istedi.
Vatandaşlara da çağrıda bulunan Akpınar, ev ve iş yerlerinin çevresinde kova, saksı altlığı, açık depo ve benzeri alanlarda biriken suların haftada en az bir kez boşaltılması, kapı ve pencerelerde sineklik kullanılması ve açık alanlarda mümkün olduğunca uzun ve açık renkli giysilerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti.
Mücadelenin birkaç günlük ilaçlamayla sınırlı kalamayacağını kaydeden Akpınar, “İhtiyacımız olan, bilimsel veriye dayanan, merkezi olarak koordine edilen, yerel yönetimlerle birlikte yürütülen ve yıl boyunca devam eden kapsamlı bir halk sağlığı programıdır” dedi.
Hükümetin ilgili birimleri ile yerel yönetimleri ortak koordinasyon içerisinde harekete geçmeye çağıran Akpınar, iki toplumlu Sağlık Teknik Komitesi’nin de acilen toplanmasını istedi. Akpınar, ada genelinde ortak izleme, veri paylaşımı, erken uyarı ve mücadele planı oluşturulması gerektiğini vurgulayarak, “Sivrisinekler sınır tanımıyorsa, halk sağlığını koruma mücadelemiz de ortak olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.





