Küresel çapta hükümetlerin harcamalarını artırması ve bu yıl yaşanan petrol fiyatı şokunun ardından enflasyonist baskıların devam etmesi, tahvil piyasalarında sert değer kayıplarına yol açıyor.

Almanya'nın Ağustos 2056 vadeli tahvilinde ortaya çıkan getiri seviyesi, en son Euro Bölgesi borç krizi döneminde görülen oranları yeniden gündeme getirdi.

Bu tablo sadece Avrupa ile sınırlı kalmayıp küresel bir eğilime işaret ediyor; nitekim ABD de geçtiğimiz hafta 30 yıl vadeli hazine tahvillerini çeyrek asrın en yüksek faiz oranıyla satarken, 10 yıllık gösterge tahvilde 2007'den bu yana en yüksek borçlanma maliyetini üstlenmek zorunda kalmıştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan "saldırıya geçme" sinyali
İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan "saldırıya geçme" sinyali
İçeriği Görüntüle

Commerzbank AG faiz stratejisti Hauke Siemssen, Almanya'nın finansman ihtiyacının 2027 yılında keskin bir tırmanış göstereceğine ve taslak bütçenin 204 milyar euroluk bir net finansman gereksinimine işaret ettiğine dikkat çekiyor.

Siemssen, net bund ihracının 2026 yılındaki 137 milyar euro seviyesinden önümüzdeki yıl 163 milyar euro ile rekor seviyeye ulaşacağını, brüt ihracın ise 400 milyar euro civarında tüm zamanların zirvesini göreceğini tahmin ediyor.

Artan borçlanma ihtiyacı Almanya'nın yükselen savunma ve altyapı harcamalarının yanı sıra 238 milyar euroluk rekor anapara itfalarından kaynaklanıyor.

Bununla birlikte finansman ihtiyacının tamamının tahvil ihracıyla karşılanması zorunlu olmayıp; kısa vadeli hazine bonoları, nakit rezervleri, varlık satışları ve devlet kalkınma bankası KfW'den sağlanacak akışlar alternatif kaynaklar olarak öne çıkıyor.