Kıbrıs Türk kültürünü görünür kılmak amacıyla Ankara'da "Kıbrıs Türk Kültürü Tanıtım Programı" düzenlendi.

Ankara Kent Konseyi'nde düzenlenen programda konuşan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman'ın eşi Nilden Bektaş Erhüman, Kıbrıs Türk kültürünün Fenikeliler, Venedikliler, Osmanlı ve Britanya gibi pek çok medeniyetin birikimiyle bugünlere geldiğine işaret ederek, bir toprakta yaşayanların o kültüre değer kattığını vurguladı.

Kıbrıs Türk kültüründe hoşgörü ve misafirperverliğin hakim olduğunu, komşuluk ilişkilerinin güzel olduğunu ve aile bağlarının güçlü olduğunu dile getiren Erhürman, Kıbrıs'a gelenlerin bu sıcaklığı hissedeceğini veya orada bulunanların bu sıcaklığı hissetmiş olabileceğini ifade etti.

Erhürman, tüm bu medeniyetlerden biriktirdiklerinin dillerine, kişiliklerine, yemeklerine, müzik, el sanatları ve halk danslarına yansıdığına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Tabii ki her zaman güzel şeyler de yansımadı. Geçmişimizde savaşlar var, acı var, göçler var. Bunlar da ne yazık ki bizim kültürümüze yansımıştır. Müziğimizde çoğu zaman neşeli bir müzik dinlediğinizi zannedersiniz ama bir taraftan da içinde bir acı vardır, tutunma isteği vardır, göç hikayesi vardır."

Kültürlerini yalnızca geçmişi anlatmak için değil yeni nesile aidiyet duygusu kazandırmak için de aktarmak istediklerine dikkati çeken Erhürman, şunları söyledi:

"Çünkü, Kıbrıs Türk halkı hep kendini ifade etmeye çalışmış, hep varolmaya çalışmış, ait hissetmeye çalışmış bir halktır. Topraklarımıza kendimizi ait hissediyoruz, gençlerimizin de bu aidiyeti hissetmesini istiyoruz. Tabii ki bunu da kültür vasıtasıyla yapacağımızı çok iyi biliyoruz."

- Ataoğlu: "Kültürel değerlerin korunmasında kadınlar ve sanatçılar büyük rol üstleniyor"

Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da Kıbrıs halkının kültürünü, sanatını ve geleneklerini büyük özveriyle yaşattığını belirterek, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının ortak sorumluluk olduğunu söyledi.

Kıbrıs Türk halkının kültürünün, halkın yaşanmışlıklarını, özlemlerini ve mücadelesini yansıttığını vurgulayan Ataoğlu, sanat, gastronomi ve halk danslarının bu birikimin önemli parçaları olduğunu ifade etti.

Ataoğlu, kültürel değerlerin korunmasında özellikle kadınların ve sanatçılarının büyük rol üstlendiğine dikkati çekti.

Fikri Ataoğlu Beypazarı’nda Kıbrıs gazileri ile buluştu
Fikri Ataoğlu Beypazarı’nda Kıbrıs gazileri ile buluştu
İçeriği Görüntüle

Kadınların, kooperatiflerin ve kültür-sanat alanında emek veren herkesin özverili çalışmalarına teşekkür eden Ataoğlu, bu çabanın ülkenin tanıtımına ve kültürel mirasının yaşatılmasına önemli katkı sağladığını belirtti.

Ataoğlu, birlik ve dayanışma içinde hareket edilmesi halinde kültürel değerlerin daha da ileriye taşınacağının altını çizdi.

-Korukoğlu: "Kültürümüz, genç kuşaklara aktarılan canlı ve dinamik bir mirastır"

KKTC'nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu ise "Kıbrıs Türk halkının kültürü sadece Türkiye'den taşınmış bir miras değil, Anadolu'nun ruhuyla Akdeniz'in dalgalarının adalarda yoğrulduğu yerel ve özgün bir Türk kimliğidir." dedi.

Kültürün bir halkın sesi olduğunu vurgulayan Korukoğlu, "Kıbrıs Türk halkı tarih boyunca karşılaştığı tüm sorunlara rağmen milli ve kültürel kimliğini muhafaza etmeyi başarmış, bu kimliği bulunduğu her ortamda yaşamış ve taşımıştır." ifadesini kullandı.

Korukoğlu, düzenlenen etkinliğin Kıbrıs Türk halkının kültürünün Ankara'da tanıtılması ve paylaşılması açısından "son derece kıymetli" olduğunu belirterek, "Kıbrıs Türk halkının kültürü, birlik ve dayanışma ruhuyla komşusunun kapısını çalmadan uymayan, misafirlerin gönlünü açan bir sofradır." diye konuştu.

Kültürün "diliyle, müziğiyle, mutfağıyla, sanatıyla, yemekleriyle ve gündelik yaşam pratikleriyle kuşaktan kuşağa aktarılan en kıymetli mirası" olduğunu aktaran Korukoğlu, Kıbrıs Türk mutfağı, el sanatları, müziği gibi kültürel öğelerin insanlara geçmişi anlatırken, geleceğe dair de güçlü bir aidiyet duygusu sunduğunu ifade etti.

Korukoğlu, "Kültürümüz sadece geçmişin yansıması değil, aynı zamanda genç kuşaklara aktarılan canlı ve dinamik bir mirastır. Bu mirasın korunması, tanıtılması bizim için büyük bir sorumluluktur." dedi.

Bu tür kültürel buluşmaların artmasını ve "halklar arasındaki gönül bağlarının daha da güçlenmesini" umduğunu belirten Korukoğlu, "Kültürel diplomasi, kağıt üzerindeki anlaşmalarla değil, paylaşılan bir yemek, içilen acı bir kahve ve birlikte söylenen bir türkü ile olur." ifadesini kullandı.

Programın sonunda, konuşmacılara plaket takdim edildi.