Halkın Partisi Sözcüsü ve Çalışma Yaşamı Komitesi Başkanı Aral Moral, Ektam Kıbrıs LTD’te yaşananlarla ilgili olarak yaptığı açıklamada, devletin varlık sebebinin başında vatandaşını ve emeğini koruma yükümlülüğü geldiğini belirtti.

Moral, “KKTC Meclisi tarafından onaylanan 15 ILO sözleşmesinden birisi olan Sendika Özürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Hakkındaki 1948 Tarihli 87 Numaralı Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin Yasa'nın (13/1993 Sayılı) 11.Maddesi uyarınca bu ILO sözleşmesini onaylayanlar işçilerin örgütlenme hakkını özgürce kullanmalarını sağlayacak her türlü gerekli ve uygun önlemleri almakla yükümlü olduğunu açıkça ifade edilmiştir” dedi.
Moral’ın açıklamasının tamamı şu şekilde oldu:

“SENDİKAYA ÜYELİK İŞTEN DURDURMAYA BAHANE OLAMAZ”

Ektam Kıbrıs Ltd üretim tesislerinde çalışan emekçilere sendikaya üye olmalarından dolayı işveren temsilcisi tarafından baskı uygulamaya başladı. İşyerinde uygulanan baskı neticesinde grev kararı alınarak uygulamaya kondu. İşçilerin üyesi oldukları sendika ile uzlaşma yolunu tercih etmeyen İşveren temsilcisi tüm çalışanları işten çıkardı.

İşten durdurulan işçilere WhatsApp aracılığı ile işten durduruldukları bildirimi yapılmış! Oysa ki yasaya göre ekonomik, yapısal vb nedenler gerekçe gösterilmesi durumunda topluca işten durdurulacak olan işçilerle ilgili bildirimin bir ay öncesinden Çalışma Dairesine yapılması elzemdir. Ayrıca sendikaya üye olunması bahane edilerek topluca işten durdurma yapılamaz. İş güvencesi anayasa ile güvence altına alınmıştır. KKTC Meclisi tarafından onaylanan 15 ILO sözleşmesinden birisi olan Sendika Özürlüğü ve Örgütlenme Hakkının Korunması Hakkındaki 1948 Tarihli 87 Numaralı Sözleşmesinin Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin Yasa'nın (13/1993 Sayılı) 11.Maddesi uyarınca bu ILO sözleşmesini onaylayanlar işçilerin örgütlenme hakkını özgürce kullanmalarını sağlayacak her türlü gerekli ve uygun önlemleri almakla yükümlü olduğunu açıkça ifade edilmiştir. Bu madde uyarınca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına büyük görev düşmektedir.

Sendikaya üye oldular diye işten durdurulan emekçilerin yerine işçi istihdam edilmesine müsade edilmemelidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yerel işgücünün korunması için gerekli her türlü girişim yapılmalı ve her türlü önlem alınmalıdır.

“DEVLETİN SESSİZ KALMASI ANAYASAL SORUMLULUKLA BAĞDAŞMAMAKTADIR”

Bu noktada, devletin varlık sebebinin başında vatandaşını ve emeğini koruma yükümlülüğü geldiği unutulmamalıdır. Devlet, yalnızca düzen koyan değil; hak ihlalleri karşısında etkin şekilde müdahale eden, çalışanı işveren karşısında yalnız bırakmayan bir yapıyı temsil etmek zorundadır. Sendikal hakların fiilen kullanılmasının engellendiği, iş güvencesinin keyfî uygulamalarla ortadan kaldırıldığı bir ortamda devletin sessiz kalması, anayasal sorumlulukla bağdaşmamaktadır.

Gönyeli–Alayköy’de Yarıyıl Tatiline Özel GABFEST KIDS – Mucize Tema Park Planlanıyor
Gönyeli–Alayköy’de Yarıyıl Tatiline Özel GABFEST KIDS – Mucize Tema Park Planlanıyor
İçeriği Görüntüle

Öte yandan çağdaş bir toplum olmanın temel koşullarından biri eşitliktir. Eşitlik yalnızca kâğıt üzerinde değil; uygulamada, işyerinde ve günlük yaşamda karşılık bulmak zorundadır. Sendikaya üye olduğu için işten durdurulan bir çalışanın maruz kaldığı muamele, eşitlik ilkesinin açık ihlalidir.

“ÇAĞDAŞ HUKUK DEVLETİ ANLAYIŞI İLE BAĞDAŞMAZ”

Çalışanların hak arama yollarının cezalandırıldığı bir çalışma düzeni, çağdaş hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. İnsanımızın onurlu bir yaşam sürme hakkı, yalnızca gelir elde etmekle sınırlı değildir; güvenceli çalışma, örgütlenme özgürlüğü ve geleceğe dair kaygı duymadan yaşamını sürdürebilme hakkını da kapsar. İş güvencesinin ortadan kaldırılması, yalnızca bireyi değil; ailesini ve toplumsal düzeni de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle çalışanın onuru, aynı zamanda toplumun onurudur. Ayrıca Güney Kıbrıs’ta çalışanların sahip olduğu sendikal haklar, çalışma güvenceleri ve yaşam standartları ortadadır.

“EŞİT VE ONURLU BİR ÇALIŞMA YAŞAMI LÜTUF DEĞİLDİR”

Aynı coğrafyada yaşayan, benzer üretim süreçlerine katkı sunan KKTC emekçilerinin daha düşük standartlara mahkûm edilmesi kabul edilemez. KKTC’deki çalışanlar da en az Güney Kıbrıs’takiler kadar güvenceli, eşit ve onurlu bir çalışma yaşamını hak etmektedir. Bu hak, bir lütuf değil; anayasal ve evrensel bir haktır. Bu çerçevede, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yalnızca izleyici değil; aktif, kararlı ve caydırıcı bir tutum sergilemesi, sendikal nedenle işten durdurulan emekçilerin yerine yeni işçi istihdam edilmesine kesin surette izin verilmemesi ve yerel işgücünün korunması adına gerekli tüm idari ve hukuki mekanizmaların derhal işletilmesi gerekmektedir.