“Avrupa Delikten Baktı, Statüko Zevk Aldı”

Abone Ol

Bu hafta olan şey yeni değil. Zaten bekleniyordu. Programda yazdığı gibi yapıldı.

Delikten bakıldı !

Avrupa’nın en üst düzey isimleri, Van der Leyen dahil, Kıbrıs’a bir kez daha o meşhur delikten baktı.

Bakmak denirse tabi !

Daha çok, yüzünü dayayıp hızlıca göz gezdirmek gibi.

Ne sorusu var, ne merakı.

Delik küçük, karanlık ve güvenli. İşte Brüksel, Kıbrıs’a tam da böyle bakmayı seviyor.

O deliğin önünde duran varillerin hangi yıllardan kaldığıyla kimse ilgilenmedi.

60’lardan mı, 70’lerden mi, yoksa korkunun kalıcılaştığı o “geçici” dönemlerden mi…

Kimse sormadı !

Zaten delikten bakan tarih sormaz. Tarih rahatsız eder.

Delikse rahatlatır !

Lefkoşa’nın 1963’ten beri bölünmüş olduğu biliniyor elbette. Ama bilmek başka, ciddiye almak başka.

Orada bilgi var, ama yüzleşme yok.

Delikten bakınca tablo basitleşiyor.

Bir tarafta Kıbrıs Türkleri var ama sesi yok, hatta “BİZLER” gereksiz görülüyoruz.

Adımızın Türkçe olması onlar için yeterlidir.

İfade bile edilmiyoruz, yokmuş muamelesine uğruyoruz !

Diğer tarafta AB üyesi gaspedilmiş bir devlet var, sesi zaten sistemin sesi.

Bu bir denge değil !

Bu, kimin anlattığının “gerçek”, kimin yaşadığının “şikayet” sayılacağına dair önceden kurulmuş bir düzen.

Bu deliğin en büyük hayranlarından biri de Hristodoulidis.

Bunu gizleme ihtiyacı da duymuyor. Hatta zevk alıyor.

Delik onun işine geliyor.

Geniş açı istemiyor, çünkü genişlik eşitlik getirir.

Derinlik istemiyor, çünkü derinlik sorumluluk demektir…

Hristodulidis’in İdeal Deliği Budur !

Delik burada sadece bir bakma aracı değil.

Delik, Avrupa’nın Kıbrıs’a bakarken kullandığı kurumsal bir körlük tekniğidir.

Görür gibi yapıyor ama anlamıyor.

Delik korunuyor çünkü işe yarıyor. Statüko oradan besleniyor.

Suçluluk dağılıyor, adaletsizlik teknik bir ayrıntıya indirgeniyor…

Ve indirgenmeye devam edecek !