TÜRKİYE

Bahçeli: "Askeri hastanelerin yeniden açılması hayati değerde”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Bugün NATO içerisinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülke Türkiye’dir. Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir." dedi.

Abone Ol

Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, savunma sanayideki başarılara dikkati çekerek, KAAN, HÜRJET, KIZILELMA, AKINCI, AKSUNGUR ve GÖKBEY ile gökyüzünde mutlak hakimiyetin perçinlendiğini, MİLGEM projeleri, TCG Anadolu, fırkateynler, denizaltılar ve insansız deniz araçlarıyla denizlerdeki caydırıcılığın artırıldığını belirtti.

ALTAY tankı, taktik tekerlekli ve paletli zırhlı araçlar, çok namlulu roket sistemleri, hassas güdümlü akıllı mühimmatla Türk ordusunun gücünü zirveye taşındığını ifade eden Bahçeli, hava savunma sistemlerinde GÖKBÖRÜ, HİSAR, SİPER, KORKUT ve SUNGUR'dan oluşan savunma gücünün de gök kubbeyi çepeçevre sardığını bildirdi.

Bahçeli, ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN, TUSAŞ ile Milli Savunma Bakanlığı himayesinde yürütülen çalışmalar sayesinde Türkiye'nin muazzam bir milli hamleyle devasa bir savunma ekosistemi kurduğunu, bunun da dosta ve düşmana ilan edildiğini dile getirdi.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin yalnızca sahip olduğu silah sistemleriyle değil, bunları destekleyen sağlık altyapısıyla da güçlü olması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, "Gerçek kudretimiz, harp meydanında, hudut boylarında vatan müdafaası yaparken yaralanan Mehmetçiğimize ne kadar hızlı ve disiplinle çelikleşmiş bir sağlık ordusuyla müdahale edebildiğimizle de doğru orantılıdır." diye konuştu. NATO içinde askeri hastanesi bulunmayan tek ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:

"Bu durum, şanlı ordumuzun büyüklüğü ve harekat kabiliyeti karşısında kabul edilemez tarihi bir noksanlıktır. Cephede kazanılan her şanlı zafer ancak cephe gerisinde kurulan, köklü ve askeri tıbbın tüm imkan ve ilmiyle donatılmış bir akılla nihayete erecektir. Bu sebeple, askeri hastanelerin yeniden açılması ve ordu bünyesine kazandırılması meselesi hayati değerdedir. Çünkü askeri tıp, askeri iklimin görev koşullarını, operasyon psikolojisini, askeri disiplin düzenini ve sevk zincirini içinde barındıran apayrı ve özel bir alandır. Terörle amansız mücadelede, sınır ötesi şanlı operasyonlarda ve deniz aşırı mukaddes görevlerde Mehmetçiğimizin yanında, askerimizi evladı bilen, kardeşi sayan, onun değil yaralanmasına, saçına rüzgar değmesine dahi yüreği razı olmayan, vatanı namus bilen Türk hekimlerinin görev yapması milli beka meselesidir. Mayın ve patlama yaralanmalarında, yanık ve ağır travma vakalarında, uzuv kayıplarında uzmanlaşmış, bir askeri hekim ordusu zarurettir. Mukaddes GATA geleneği, cephe gerisinden cephe hattına kadar uzanan askeri tıp disiplininin, Mehmetçiğe adanmış fedakar hekimlik ruhunun ve harp şartlarında çelikleşmiş sağlık aklının ta kendisidir."

Askeri hastanelerin yeniden yapılandırılmasını milli beka meselesi olarak nitelendiren Bahçeli, şehir hastaneleri, eğitim ve araştırma hastaneleri ile üniversite hastanelerinin millete önemli hizmetler sunduğunu, askeri sağlık sisteminin ise savaş ve çatışma anlarında farklı bir refleks ve seferberlik hazırlığı gerektirdiğini dile getirdi.

Bir ordunun topu kadar tabibinin, tüfeği kadar tıbbının ve zırhı kadar sıhhiyesinin de caydırıcılığının parçası olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Savaş meydanında kanayan yarayı vaktinde saramayan bir devletin zaferi her zaman eksik kalmaya mahkumdur." ifadesini kullandı.

- "NATO'nun masasında Karadeniz güvenliği kilidi Türk Boğazlarıdır"

Bahçeli, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'na da değinirken, denizlere hakim olan milletlerin tarihin akışına yön verdiğini, Türk tarihinin denizlerde kurulan hakimiyet sayesinde büyük başarılar elde ettiğini anımsattı.

Kabotaj Kanunu'nun, Türkiye'nin denizlerdeki egemenliğinin en önemli hukuki dayanaklarından biri olduğunu belirten Bahçeli, "1 Temmuz, Türk denizciliğinin esaret zincirlerini kırdığı, kıyılarımızın ve sahillerimizin yabancı imtiyazların gölgesinden kurtulup milli hakimiyetin sancağı altına girdiği tarihi bir eşiktir." dedi. Bahçeli, şunları söyledi:

"Bilinmelidir ki NATO'nun masasında Karadeniz güvenliği telaffuz ediliyorsa bunun yegane kilidi Türk Boğazlarıdır, küresel deniz yollarının emniyeti aranıyorsa bunun sarsılmaz güvencesi Montrö iradesidir, enerji arzının sürdürülebilirliği tartışılıyorsa bunun can damarı Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e uzanan o kırılgan jeopolitik hattır. Karadeniz'in sükunet iklimi, Akdeniz'in emniyet çemberi, küresel enerji kordonlarının emniyeti ve tahıl koridorlarının kesintisiz işlerliği, doğrudan doğruya Ankara merkezli Türk devlet aklının soğukkanlı, dirayetli ve dengeli duruşuna endekslidir. Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ni bugüne kadar bir kuyumcu titizliği ve tavizsiz bir egemenlik şuuruyla uygulayan Türkiye, Karadeniz'de fitili ateşlenmek istenen bölgesel yangınları frenleyen, gerilimin deniz havzalarına taşmasını engelleyen ve ittifakın doğu kanadına stratejik akıl kazandıran yegane aktördür."

- "Kabotaj, jeopolitik derinliğiyle kavranması mecburi olan istiklal mevziidir"

Bahçeli, Kabotaj Kanunu'nun Türkiye'nin denizlerdeki egemenliğini tahkim eden hukuki dayanaklardan biri olduğuna işaret ederek, kabotaj hakkının deniz ticareti ve taşımacılığında milli iradenin simgesi olduğunu söyledi.

Cumhuriyet'in denizlerde yabancı imtiyazlara son vererek milli egemenliği tesis ettiğini ifade eden Bahçeli, " Bugün Mavi Vatan'ımızın her bir damlasında, deniz yetki alanlarımızda, stratejik tersanelerimizde, şanlı donanmamızda ve her geçen gün büyüyen deniz ticaret filomuzda aynı haysiyet ve ruhla nefes almaktadır. Kabotaj, dün olduğu gibi bugün ve gelecekte de gözbebeğimiz gibi korunması, anasının kucağından ayrılmamış bir yavru gibi büyütülmesi ve jeopolitik derinliğiyle kavranması mecburi olan istiklal mevziidir." değerlendirmesinde bulundu.

Bahçeli, Türkiye'nin Ankara'da NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptığı bir dönemde denizlerdeki egemenliğin stratejik öneminin daha da arttığına işaret ederek, Türkiye'nin denizlerdeki varlığının yalnızca sınır güvenliği açısından değil, bölgesel barışın, küresel enerji yollarının güvenliğinin ve NATO'nun caydırıcılık kapasitesinin korunması bakımından da hayati öneme sahip olduğunu söyledi.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Toprakların ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudreti ve yeteneğinin hududu çizer." sözünü hatırlatan Bahçeli, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nı kutlayarak, denizcilik sektöründe görev yapanlara, Deniz Kuvvetleri personeline teşekkür etti.

Öte yandan Bahçeli'nin, mensubu olduğu Fettahoğulları ailesinin mührünü taşıyan, üzerinde "Tanrı Türk'ü Korusun" ifadesinin yer aldığı yüzük ile aynı ifadeyi taşıyan rozet taktığı görüldü.