ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarının yakın zamanda sona ereceğine yönelik iyimserlik küresel piyasalarda risk algısının azalmasını sağladı. Trump'ın İran'la savaşın çok yakında biteceğini belirtmesi, uzun süreli bir savaş korkusunu hafifleterek yatırımcı güvenini artırdı.
Bu gelişmelerle petrol fiyatlarındaki geri çekilme, enerji maliyetlerindeki artıştan sarsılan hisse senedi piyasalarına rahatlama getirdi.
Amerikan CBS News kanalına telefonla mülakat veren Trump, savaşın büyük ölçüde tamamlandığını düşündüğünü belirterek, karşı tarafın donanmasının, iletişiminin ve hava kuvvetlerinin bulunmadığını ifade etti.
Hürmüz Boğazı'na ilişkin de önemli mesajlar veren Trump, "Boğazın kontrolünü ele geçirmeyi düşündüğünü" belirtti. Trump, yükselen enerji fiyatlarına ilişkin, fiyatları düşürmek için petrol ile ilgili bazı yaptırımları da kaldırdıklarını vurguladı.
Dünyaya enerji ve petrol akışını sürdürmeye odaklandıklarını ifade eden Trump, "Terörist bir rejimin dünyayı rehin almasına ve küresel petrol arzını durdurmaya çalışmasına izin vermeyeceğim. İran bunu yapmaya kalkışırsa, çok daha sert bir şekilde karşılık görecek." diye konuştu.
Öte yandan Moskova’da Rus hükümet yetkilileriyle enerji sektöründe yaşanan gelişmelere ilişkin düzenlenen toplantıda konuşan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hürmüz Boğazı’nın kapanması nedeniyle bölgedeki petrol üretiminin tümüyle sona erebileceğini belirterek, Avrupa ile enerji alanında tekrar çalışmaya hazır olduklarını söyledi.
Diğer taraftan İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Ali Muhammed Naini, Trump'ın "İran'ın gücü sona erdi" ifadelerine tepki gösterdi. Trump'ın "yalan ve aldatmayla İran'a karşı psikolojik baskı uygulamaya çalıştığını" savunan İranlı Sözcü, "İran, ABD ve İsrail’in saldırılarına karşı cesur ve güçlü iradeyle direniyor. Biz savaşı tüm gücümüzle sürdürüyoruz ve savaşın sonunu İran belirleyecek." dedi.
Trump da İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışını engellemesi halinde ABD'nin İran'a şimdiye kadarki saldırılardan "20 kat daha sert" karşılık vereceğini belirtti.
Söz konusu bu açıklamalar sonrasında ABD'de endeks vadeli kontratlarda düşüşler öne çıkarken, jeopolitik gerginliklerin piyasalar için risk oluşturmaya devam ettiği görüldü.
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlattığı saldırılarla navlun fiyatlarının çok hızlı bir şekilde yükselmesi petrol fiyatlarının çok hızlı bir şekilde artması bütün dünya genelinde hem enflasyon hem borçlanma hem de enerji akışının sürdürülebilirliğine yönelik endişeleri de beraberinde getirdi.
Analistler, Trump'ın açıklamalarının piyasaları bir nebze rahatlattığını ancak jeopolitik risklerin hala devam ettiğini belirtti.
Makroekonomik veri tarafında, ABD'de gelecek 12 ayı kapsayan kısa vadeli medyan enflasyon beklentisi geçen ay 0,1 puan azalarak yüzde 3'e indi.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings de ABD'de kamu finansmanı kuruluşlarının İran çatışması nedeniyle artan siber riskle karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Bu gelişmelerle, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,12'de, dolar endeksi yatay seyirle 98,9 seviyesinde seyrediyor.
Altının onsu, yüzde 0,5 artışla 5 bin 171 dolardan işlem görüyor.
Dün 120 dolara yaklaşan ve Trump'ın açıklamaları sonrasında yüzde 31 civarında gerileyerek 82,7 dolara kadar inen Brent petrolün varil fiyatı, bugün yüzde 4,2 artışla 90,3 dolar seviyesinde seyrediyor.
- New York borsası yükselişle kapandı
New York borsası Trump'ın açıklamaları sonrasında günü pozitif tamamladı. Petrol fiyatlarının çok uzun süre çok yüksek seviyelerde kalmaması durumunda New York borsasında tekrar toparlanma eğiliminin öne çıkabileceği öngörülüyor.
Bu gelişmelerle, Dow Jones endeksi yüzde 0,5, S&P 500 endeksi yüzde 0,83 ve Nasdaq endeksi yüzde 1,38 değer kazandı. ABD'de endeks vadeli kontratlar güne düşüşle başladı.
- Avrupa borsaları düştü
Avrupa borsalarında dün Orta Doğu'da gerilimin tırmanması ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişlerle satış ağırlıklı bir seyir izlendi.
Orta Doğu'daki savaşın enerji koridorlarını tıkaması ve doğalgaz fiyatlarındaki sıçrama, Avrupa Merkez Bankası (ECB) üzerindeki faiz baskısını artırdı. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda ECB'nin yıl sonuna kadar 2 tane 25 baz puanlık faiz artırımı yapması bekleniyor. Bankanın ilk faiz artışını haziran ayına kadar yapması öngörülüyor.
Öte yandan Fransa Ekonomi Bakanı Roland Lescure, G7 ülkelerinin ulusal petrol rezervlerini serbest bırakma konusunda henüz nihai bir karar almadığını ancak piyasayı stabilize etmek için "rezerv kullanımı dahil her türlü araca" başvurmaya hazır olduklarını açıkladı.
Avrupa borsalarında satış baskısı özellikle havacılık ve madencilik sektörlerinde yoğunlaştı. İngiliz madencilik şirketi Anglo American yüzde 3,2, havacılık ve savunma şirketi Rolls-Royce ise yüzde 2 değer kaybetti. Alman hava yolu şirketi Lufthansa Grubu'nun hisseleri yüzde 6,14 değer kaybetti.
Piyasadaki genel düşüş eğiliminin aksine, yüksek petrol fiyatlarından yararlanan enerji şirketlerinin hisseleri günü kazançla kapattı. Londra'da BP yüzde 2,3, Amsterdam'da Shell yüzde 2,5 değer kazandı.
Alman Siemens Energy'nin hisseleri ise son dönemdeki hızlı yükselişinin ardından gelen kar satışlarıyla günü yüzde 0,7 ekside tamamladı.
Bölgede açıklanan verilere göre, Almanya'da ocakta sanayi üretimi yüzde 0,5, fabrika siparişleri de yüzde 11,1 düştü. Piyasa beklentisi, sanayi üretimin ocakta aylık yüzde 1 azalması, fabrika siparişlerinin yüzde 6,4 artması yönündeydi.
Diğer taraftan Orta Doğu'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla tırmanan çatışmalar, yatırımcıların Avro Bölgesi'nin ekonomik görünümüne ilişkin iyimserliğinin düşmesine neden oldu.
Piyasa araştırmaları merkezi Sentix, mart ayına ilişkin Avro Bölgesi Genel Yatırımcı Güven Endeksi verilerini açıkladı. Buna göre, şubat ayında 4,2 puan olan endeks, bu ay 7,3 puanlık düşüşle eski 3,1 puana geriledi. Endekse ilişkin beklenti, martta eksi 5 düşmesi yönündeydi.
Bu arada Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle hızla yükselen enerji maliyetlerinin Alman ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerinden "endişe duyduğunu" açıkladı.
Öte yandan Almanya'nın Baden-Württemberg Eyalet Meclisi seçiminde, sandık çıkış anketine göre Yeşiller partisi birinci olurken, bunun Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in işini zorlaştırması ve ülkede siyasi belirsizliğe sebep olabileceği öngörülüyor.
Avrupa'da tahvil piyasasında satış baskısı öne çıkıyor. Alman 2 yıllık tahvil faizi dün 16 baz puan artışla yüzde 2,47'ye, İngiltere'de 2 yıllık tahvil faizi 36 baz puan yükselişle yüzde 4,23'e kadar çıktı. Bu fiyatlamalar gelişmiş ülke merkez bankalarının faiz artırımına gideceğine yönelik beklentileri ortaya koyuyor.
Bu gelişmelerle İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,34, İtalya'da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 0,29, Fransa'da CAC 40 endeksi yüzde 0,98, Almanya'da DAX 40 endeksi yüzde 0,77 değer kaybetti. Avrupa'da endeks vadeli kontratlar güne karışık seyirle başladı.
- Asya borsaları yükseldi
Asya borsaları Orta Doğu'da savaşın çok yakında biteceği beklentisiyle pozitif seyrediyor. Çin ve Japonya'da açıklanan makroekonomik verilerin iyi gelmesi de Asya piyasalarında risk iştahının artmasında etkili oldu.
Çin'de ocak-şubat dönemine ilişkin ihracat yıllık bazda yüzde 21,8, ithalat da yıllık bazda yüzde 19,8 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti. İyi gelen dış ticaret rakamları, devam eden küresel ticaret gerilimlerine ve gümrük vergilerine rağmen dünyanın ikinci büyük ekonomisinin güçlü kalmaya devam ettiğini ortaya koydu.
Öte yandan Japonya'da 4. çeyreğe ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) önceki çeyreğe göre yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 1,3 artarak beklentilerin üzerinde gerçekleşti.
Söz konusu veri, Japon ekonomisinin bir miktar direnç gösterdiğini ortaya koyarken, bu eğilimin Japonya Merkez Bankası'nın (BoJ) faiz oranlarını daha da artırma konusunda daha fazla hareket alanı sağlayabileceği öngörülüyor.
Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 2,3, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 1,6 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Güney Kore'de Kospi endeksi yüzde 4,5 yükseldi.





