KIBRIS

Berova ve Oğuz'dan Şahali'nin eleştirilerine yanıt: Buradan konuşmak kolay, hayalle yaşamamak gerekir

Maliye Bakanı Özdemir Berova ile İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, CTP’li Erkut Şahali’nin hükümete yönelik eleştirilerine yanıt vererek, ekonomik tabloya gerçekçi yaklaşılması gerektiğini vurguladı. Berova, "Buradan konuşmak kolaydır. Hayalle yaşamamak gerekir" dedi.

Abone Ol

Denetim göreviyle toplanan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu bugünkü çalışmalarını tamamladı.

Bir sonraki Meclis oturumu 4 Mayıs Pazartesi günü saat 10.00’da gerçekleştirilecek.

ŞAHALİ

Genel Kurul'da söz alan CTP Milletvekili Erkut Şahali, “Hükümet belediyelere rehine muamelesi yapıyor” başlıklı konuşmasında, hükümetin belediyelere yönelik tutumunu eleştirdi.

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz’un belediyelerle ilgili değerlendirmelerine işaret eden Şahali, Oğuz’un belediyelerin reform sonrası çok yüksek harç ve ücretlerle kendi ifadeleriyle “yollarını bulduğunu” söylediğini belirterek, bunun gerçeği tam olarak yansıtmadığını söyledi.

Eski bir belediyeci olduğunu kaydeden Şahali, bazı belediyelerde çok üstün bir gayretle ciddi bir yönetim becerisi ortaya konduğunu ifade ederek, “Hükümete rağmen belediyeler hem hizmet üretebildi hem de hükümetin boşluk yarattığı alanları dolduracak şekilde iş yapma kapasitesini her gün artırdı." dedi.

“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletinin şu anda içine düşürüldüğü mali darboğaz konjonktürel bir dayatma değildir, tam anlamıyla yönetsel bir iflastır” diyen Şahali, daha önce pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve son olarak İran merkezli çok uluslu savaşın etkilerinin gerekçe gösterildiğini, ekonominin daraldığı ve bu nedenle bütçe açıklarının oluştuğunun savunulduğunu söyledi.

Ancak ortada ciddi bir "yönetsel zafiyet" bulunduğunu ifade eden Şahali, “Gelir yaratma konusunda isteksizlik, harcama konusunda ise bitmek bilmez bir iştah vardır. Bu nedenle karşımızda duran tablo yönetsel bir zafiyettir” ifadelerini kullandı.

Bütçe açıklarının pandemi sonrasında başlamadığını, bu gerçekle en çarpıcı biçimde 2023 yılında yüzleşildiğini belirten Şahali, 2023 yılının 19 milyon TL bütçe açığıyla tamamlandığını, 2024 yılında ise bu açığın 9 milyar 780 milyon TL’ye yükseldiğini kaydetti.

2026 bütçesinde 25 milyar TL’lik bir açık öngörüldüğünü söyleyen Şahali, “Oysa sadece mayıs, haziran ve temmuz aylarında ödenmesi gereken toplam borç yükü şu anda 21 milyar 265 milyon liradır” dedi.

Maliye Bakanı Özdemir Berova’ya tüm yıllara ilişkin kamu borçlarının açıklanması çağrısında bulunan Şahali, sadece 2026 yılına değil tüm dönemlere ilişkin tabloyu görmek istediklerini belirterek, “KKTC hazinesinin Türkiye Cumhuriyeti’ne ne kadar borcu vardır? Devletin bankalara, kooperatif ve Merkez Bankası dahil toplam borcu nedir?” diye sordu.

Belediyelere olan borcun 1 milyar 200 milyon TL’yi aştığını belirten Şahali, hükümetin belediye reformu olarak sunduğu yapının işleyişine kendisinin engel olduğunu kaydetti.

“Belediyelerin ortak varlığı ve ortak değeri olarak yaşama geçirdiğiniz ve adına reform dediğiniz sürecin çalışmasına niye engel teşkil ediyorsunuz?” diye soran Şahali, belediyelere suyun 25 liradan veriliyor olmasının tek başına yeterli olmadığını ifade etti.

Her belediyenin kendi maliyet yapısına göre hizmet bedeli belirlemesi gerektiğini söyleyen Şahali, belediye meclislerinden onay alınarak bu ücretlerin yürürlüğe konduğunu, hükümetin azami satış fiyatı belirleme yetkisinin ise sistemin doğasına aykırı olduğunu dile getirdi.

“Her belediye kendi maliyetine göre hizmet ve ücret belirler. Buna müdahale yetkisi hükümetlere ait değildir” diyen Şahali, bir yandan belediyelerin hizmet performansından rahatsız olunup Meclis’te eleştirildiğini, diğer yandan halkın yaşam kalitesini düşürecek ağır borç yükünün yine halkın sırtına yüklendiğini söyledi.

“Tutarlılık nerede?” diye soran Şahali, 2026 yılının ilk üç ayına ilişkin verilerin de gelir toplama konusunda ciddi sorunlar bulunduğunu gösterdiğini belirtti.

Ekonomideki daralmanın gümrüklerdeki faaliyetleri azalttığını ve buna bağlı olarak KDV gelirlerinde düşüşe yol açtığını kaydeden Şahali, hükümetin bu kayıpları telafi edecek gelir politikaları üretmesi gerektiğini belirtti.

“Hükümete soruyorum; belediyeler sizin rehineniz midir? Genel Tarım Sigortası Fonu sizin rehineniz midir? Bu kurumlara ait gelirleri niye vermiyorsunuz?” diyen Şahali, kamu borçları ödenirken belediyelerin ve fonların mali yapısının bozulmaması gerektiğini söyledi.

Borç ödeme yükümlülüğü yerine getirilirken belediyelerin hükümetin ayağına pranga olmaması gerektiğini ifade eden Şahali, asıl sorunun hükümetin belediyelerin prangası olmaya devam edip etmeyeceği olduğunu dile getirdi.

Gazimağusa’da yaşanan su kesintisinin Türkiye Cumhuriyeti Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından duyurulmasını da eleştiren Şahali, bunun kabul edilemez olduğunu söyledi.

Şahali, belediyelere yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiğini, suyu kesilen yurttaşa suyun nasıl ulaştırılacağının da açıklanması gerektiğini kaydetti.

Bu yıl kuraklığın sınırlı ölçüde yaşanmasının beklendiğini, dolayısıyla Genel Tarım Sigortası Fonu açısından en önemli görevin mevcut kaynakları korumak ve en üst düzeyde değerlendirmek olduğunu belirten Şahali, hükümetin bu kaynaklara el koymasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Şahali, “Önümüzdeki yıl doğal afet ya da başka bir olumsuzluk yaşandığında Genel Tarım Sigortası Fonu kaynakları yeterli olmazsa ne diyeceğiz? Bu kabul edilebilir değildir” dedi.

Devlet yönetiminde bütünsellik ve ciddiyetin esas olduğunu vurgulayan Şahali, “Suyu kesilen yurttaşa suyu nasıl ulaştıracağınızı söylemek zorundasınız. O suyu ulaştırmakla yükümlü kurumların mali bünyelerini korumak zorundasınız. Kuraklıkla ilgili yükümlülükleri yerine getirecek kurumların kaynaklarına el koyma hakkınız yoktur” ifadelerini kullandı.

Şahali, harcama yapabilmek için hazinenin gelir yaratacak çabayı ortaya koyması gerektiğini de sözlerine ekledi.

BEROVA

Şahali’nin konuşmasına yanıt vermek üzere söz alan Maliye Bakanı Özdemir Berova ise, hükümetin kayıt dışılığı azaltmak ve kamu maliyesini güçlendirmek için önemli adımlar attığını belirterek, belediyelerin reform sonrası ekonomik açıdan daha güçlü hale geldiğini söyledi.

Şahali’nin, dahilde toplanan KDV ile gümrükte toplanan KDV arasındaki fark üzerinden yaptığı eleştirilere değinen Berova, CTP döneminde dahili KDV toplama oranının yüzde 40 seviyelerinde olduğunu hatırlatarak, “Bu ne perhiz ne lahana turşusudur” dedi.

Kayıt dışılığı kayıt içine alma amacıyla bütünleşik kamu mali yönetim sistemi çerçevesinde otomasyon sistemini güçlendirdiklerini ifade eden Berova, Vergi Dairesi’nin artık gümrükler, Çalışma Bakanlığı ve diğer kurumların verilerini hızlı şekilde görebildiğini söyledi.

POS kayıt cihazı ve akıllı yazar kasa uygulamalarıyla birlikte sahadaki denetimlerin artırıldığını da belirten Berova, “İlk üç ay içerisinde dahili KDV toplama oranı yüzde 50 artmıştır. Bu hiç de küçümsenecek bir rakam değildir” ifadelerini kullandı.

2022 yılında KKTC bütçesinin 22 milyar TL olduğunu, bugün ise bu rakamın 191 milyar TL’ye ulaştığını kaydeden Berova, son üç yılda bütçesel büyümenin devasa boyutlara ulaştığını söyledi.

Yüksek enflasyon dönemlerinden geçildiğini belirten Berova, hayat pahalılığı ödeneğiyle ücretlilerin ve emeklilerin gelirlerinin desteklendiğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin uyguladığı para politikalarıyla döviz kurunun daha düşük seviyelerde tutulmasının da enflasyonla mücadelede doğru bir süreç olduğunu ifade etti.

Berova, “Bugün yurttaşımızın aldığı maaş, döviz cinsinden değerlendirildiği zaman olabilecek en üst seviyeye gelmiştir” dedi.

Belediyelere ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Berova, reform öncesinde birçok belediyenin ciddi borç yükü altında olduğunu ve bazı belediyelerin aylarca maaş ödeyemediğini söyledi.

Belediyelerin Birleştirilmesi Yasası’yla birlikte ekonomik açıdan çok daha güçlü hale geldiğini belirten Berova, geçmişte belediyelerin sıkıştıkları her dönemde kamu maliyesinden aldıkları katkının artırıldığını kaydetti.

2013 yılında belediyelerin devletten aldığı katkının yüzde 7,2 seviyesinde olduğunu, bugün ise bunun yüzde 9,2’ye yükseldiğini belirten Berova, bunun dünya ortalamalarına göre oldukça yüksek bir katkı oranı olduğunu ifade etti.

“Büyüyen bütçe hacmi içerisinde ulaşılan rakamlar belediyelerin hareket sahasını oldukça artırmıştır” diyen Berova, belediyelerin reform sonrası önemli bir ekonomik güce kavuştuğunu söyledi.

2026 bütçesinde yer alan 25,5 milyar TL’lik açığın yanlış yorumlandığını kaydeden Berova, bunun net borçlanma limiti olduğunu belirterek, “Bu, kamu maliyesinin 25,5 milyar lira borçlanacağının göstergesi değildir. Tabii ki böyle bir şey olmayacaktır” dedi.

Devlet ciddiyetinin önemine işaret eden Berova, son üç-dört yıllık dönemin kolay geçmediğini, pandemi, Rusya-Ukrayna savaşı ve yüksek enflasyonun KKTC’ye ciddi yük getirdiğini söyledi.

Ancak hükümetin bu ağır koşullara rağmen uzun yıllardır yapılamayan işleri tamamlamak için büyük gayret gösterdiğini belirten Berova, birçok projenin hayata geçirildiğini ifade etti.

Asgari ücretin döviz karşılığının Avrupa sıralamasındaki yerine de değinen Berova, tüm bu süreçlerin bir denge politikası içinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

İran merkezli savaşın da ekonomik etkilerine dikkat çeken Berova, Avrupa ülkelerinde yaşanan sıkıntıların benzerinin KKTC’de daha kırılgan bir yapı içinde daha ağır hissedildiğini kaydetti.

Akaryakıt ve diğer gümrük gelirlerinde ciddi fedakârlık yapıldığını belirten Berova, belediye gelirleriyle ilgili sıkıntıların yaşanmaması için de kamu maliyesinin imkânları ölçüsünde hareket edildiğini söyledi.

“Buradan konuşmak kolaydır” diyen Berova, “Hayalle yaşamamak gerekir. Gerçeklik çerçevesi içerisinde önlemler almak gerekir. Bu zor duruma karşın bu önlemleri de alacağız” ifadelerini kullandı.

OĞUZ

İçişleri Bakanı Dursun Oğuz da belediyelerin su ücretlerine ilişkin eleştirilere yanıt vererek, hükümetin su fiyatlarının makul seviyede tutulmasından yana olduğunu söyledi.

Bakanlar Kurulu ve komite düzeyinde konunun ele alındığını belirten Oğuz, “Suyu düşük tutmak belediyeyi batırmak anlamına gelmez. O zaman bütün belediyeler su parasını yükseltsin, hiç batmasın anlayışı ortaya çıkar. Böyle bir şey yok” dedi.

Suyun belediyelere göre çeşmelere ve sayaçlara ulaşana kadar farklı maliyetler oluşturduğunu kabul ettiklerini ifade eden Oğuz, ancak bunun kabul edilebilir bir düzeyde olması gerektiğini kaydetti.

Göreve geldiği dönemde kayıp-kaçak oranının yüzde 35 olduğunu ifade eden Oğuz, “İki ya da üç yılda bu oranı yüzde 30’a, ardından yüzde 25’e düşürdüm. Vatandaştan alınan bu farkı yatırıma dönüştürüp kayıp-kaçağı azaltmak gerekir” dedi.

En yüksek su fiyatının Gazimağusa’da olduğunu belirten Oğuz, su ücretlerinin bu kadar yüksek olmasının doğru olmadığını söyledi.

Belediyelerde su ücretlerine ilişkin kararların oy birliğiyle geçtiğini ifade eden Oğuz, “Kendi partilimin belediye meclis üyelerini de eleştiriyorum, burada yanlış yaptılar” diyerek, bölgelerden bu konuda çok sayıda şikâyet geldiğini kaydetti.

“Su ücretleriyle ilgili gerçekten büyük bir tepki ve büyük bir şikâyet var” diyen Oğuz, devlet olarak bu yetkinin belediyelere Meclis tarafından verildiğini, ancak vatandaşın talepleri doğrultusunda düzenleme yapılması için yasa önerisi hazırlandığını söyledi.

Konunun komitede belediye başkanlarıyla birlikte ele alınacağını belirten Oğuz, “Bu demek değildir ki belediyelerin gelirine göz dikiyoruz ya da belediyelerin önünü kapatıyoruz. Hesabı yapıp kabul edilebilir bir oranda bunun düzenlenmesi gerekiyor” dedi.

Yerinden söz alan CTP Milletvekili Erkut Şahali ise, Gazimağusa Belediyesi’nin su ücretlerinde indirim yapılmasına ilişkin bir tüzük gönderdiğini ancak bunun dört aydır Bakanlar Kurulu’ndan geçirilmediğini belirterek, bunun nedenini sordu.

Buna karşılık Oğuz, “50 TL’nin altında yaparsa uygularız. Ama yapmadığı zaman devleti suçlayıp hükümet size zam yaptı diye reklam yapamazlar” dedi.

Oğuz, 50 TL’nin altında belirlenen ücretlerin onaylanacağını, şu anda iki belediyeye düzeltme için geri dönüş yapıldığını, bunlardan ikisinin düzenlemeyi yaparak yeniden gönderdiğini ve gerekli onayın verileceğini söyledi.