Başsavcılık makamının bir hukuk düzeninin en kritik halkası olduğunu ifade eden Büsküvütçü, savcılık kararlarının mahkemelerin önüne hangi dosyanın ve hangi kapsamda geleceğini belirlediğini kaydetti. Mahkemelerin önüne gelen dosya üzerinden hüküm kurduğunu belirten Büsküvütçü, dosyanın sınırlarını çizen makamın savcılık olduğunu vurguladı.
“Toplumun zihninde oluşan tablo ortaktır”
Son yıllarda farklı davalarda ortaya çıkan bazı uygulamaların kamuoyunda ortak bir soruyu büyüttüğünü belirten Büsküvütçü, ağır cezada başlayıp geri çekilen dosyalar, mahkeme değişiklikleri, yıllara yayılan süreçler, bazı isimlerin dosya kapsamı dışında kalması ve istinaf yoluna gidilmeyen kararların toplumda tartışma yarattığını ifade etti.
Büsküvütçü, bu başlıkların her birinin ayrı dosyalara ait olduğunu ancak toplumun zihninde oluşan tablonun ortak olduğunu kaydetti. Oluşan tablonun, “yargı sürecinde eşitlik ilkesi tam olarak korunuyor mu?” sorusunu gündeme getirdiğini belirtti.
Bir hukuk sisteminde en tehlikeli aşamanın kararın içeriğinden önce güvenin sarsılması olduğunu ifade eden Büsküvütçü, savcılık makamının tartışılır hale gelmesi durumunda mahkemelerin verdiği kararların da tartışmadan muaf kalamayacağını söyledi. Bunun yargıyı hedef almak olmadığını, sistemin doğasına ilişkin bir tespit olduğunu kaydetti.
“Başsavcılık makamı etrafında güçlü bir şaibe algısı oluşmuştur”
Bugün Başsavcılık makamı etrafında güçlü bir şaibe algısı oluştuğunu belirten Büsküvütçü, bu algının doğru ya da yanlış olmasından bağımsız olarak var olmasının ciddiyet taşıdığını ve her geçen gün büyüdüğünü ifade etti.
Devlet ciddiyetinin makam sahibinin kendisini değil kurumu önceliğe almasını gerektirdiğini belirten Büsküvütçü, yargının itibarının kişisel konumların üzerinde bir değer olduğunu kaydetti. Bu itibarın tartışma konusu haline gelmesi durumunda yapılması gerekenin tartışmayı savunmak değil, kurumu tartışmanın dışına çıkarmak olduğunu ifade etti.
“İstifa artık kurumsal bir zorunluluktur”
Büsküvütçü açıklamasında, yargıya duyulan güvenin yeniden tesis edilmesi ve Başsavcılık makamı etrafında oluşan şaibenin gölgesinin kaldırılması adına Başsavcı Sarper Altıncık’ın görevinden ayrılmasının artık bir tercihten öte kurumsal bir zorunluluk olduğunu belirtti.
Bu çağrının bir hüküm olmadığını ancak güçlü bir sorumluluk çağrısı olduğunu ifade eden Büsküvütçü, “Yargı şüpheyle değil, güvenle ayakta durur” dedi.