Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, SİM TV’de Mert Özdağ ve Ertuğrul Senova’nın hazırlayıp sunduğu “Haber Toplantısı” programına konuk oldu.

Programda ilk olarak basın kuruluşları, basın mensupları ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim kısıtlamalarıyla ilgili konuşan Erhürman, konuya ilişkin Facebook Türkiye temsilcileriyle temas kurduklarını söyledi. Erhürman, kurumun sorunun kaynağını net şekilde tespit edemediğini ancak Facebook’un telif şikayetleri kapsamında kendini koruma refleksiyle prensip olarak durdurma işlemi uyguladığını, yapılan itirazların ardından kaldırılan içeriklerin yeniden yayına alındığını ifade etti.

Facebook’un, kapatılan ve erişim engeli getirilen sayfalar için kendilerinden bağlantı talep ettiğini belirten Erhürman, bu süreçte hem kendilerinin hem de Bilgi Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu’nun aracı olduğunu kaydetti. Erhürman, asıl önemli noktanın sorunun kaynağının ortaya çıkarılması olduğunu ancak bunun henüz netleşmediğini dile getirdi.

"TÜRKİYE'YE GİRİŞ YASAĞI KONUSUNU, YETKİSİ OLAN HERKESE, HER GÖRÜŞMEDE GÜNDEME GETİRDİM; DİPLOMASİNİN BİR GEREĞİ OLARAK BANA NE SÖYLENDİĞİNİ AÇIKLAYAMAM"

Özdağ’ın sorusu üzerine Türkiye’ye girişi yasaklanan Kıbrıslı Türklerle ilgili de konuşan Erhürman, diplomasinin gereği olarak görüştüğü kişilere kendisinin ne söylediğini açıklayabileceğini ancak karşı tarafın kendisine ne söylediğini paylaşamayacağını belirtti.

Üstel’den Hristodulidis’e Fransız askerleri tepkisi: Tehlikeli adımlardan vazgeçin, kaybeden yine siz olacaksınız
Üstel’den Hristodulidis’e Fransız askerleri tepkisi: Tehlikeli adımlardan vazgeçin, kaybeden yine siz olacaksınız
İçeriği Görüntüle

Seçim döneminde verdiği sözlere de değinen Erhürman, “Ben ‘10 gün içerisinde bu işi çözerim’ demedim. İlk görüşmeden itibaren bu konuyu gündeme getireceğimi ifade ettim” dedi. Konunun muhatabı olan tüm yetkililerle bu meseleyi gündeme taşıdığını belirten Erhürman, yetkisi bulunan herkesle yaptığı görüşmelerde konuyu dile getirdiğini söyledi.

Erhürman, meselenin doğrudan Cumhurbaşkanlığı’nın yetki alanında olmadığını ancak buna rağmen Cumhurbaşkanı olarak bunu bir sorumluluk kabul ettiğini ve ilgili makamlara bir sorun olarak aktardığını ifade etti. Konunun öncelikle İçişleri Bakanlığı’nın sorumluluğunda olduğunu belirten Erhürman, süreci takip ettiğini; Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığı’nın da bu konuda sorumluluk alanı bulunduğunu kaydetti.

"KKTC'NİN BİR KURUMSAL YAPISI VAR; BU YAPIDA BİR TAHRİBAT YAŞANDI"

Hükümetle ilişkilerine de değinen Erhürman, Başbakan ile Cumhurbaşkanı arasındaki görüşme geleneğini yeniden başlattıklarını söyledi. Ülkenin iç gündemi ve uluslararası gelişmeler çerçevesinde ilgili bakanlıklarla temaslarda bulunduğunu ifade eden Erhürman, “KKTC’nin bir kurumsal yapısı var ancak bu yapıda bir tahribat yaşandı” dedi.

Bu tahribatın giderilmesi için görevde kimlerin olduğundan bağımsız olarak kurumlar arasında diyalog kurmaya çalıştığını belirten Erhürman, Cumhurbaşkanının iç meselelerdeki rolüne de dikkat çekti. Zaman zaman dolaylı diyalog kanalları kurulabileceğini ifade eden Erhürman, doğrudan imza atmadan da sürece katkı koyabileceğini söyledi.

"'MEMLEKETİN GENEL AHVALİNDEN MEMNUN MUYUM?' SORUSUNUN ÇOK NET BİR CEVABI VAR, HAYIR"

“Memleketin genel ahvalinden memnun muyum sorusunun çok net bir cevabı var, hayır” diyen Erhürman, bu değerlendirmeyi eleştiri amacıyla değil, toplumun genel mutluluk düzeyine bakarak yaptığını ifade etti.

Birçok şeyin yeniden inşa edilmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, “Karşımızda hem var olandan memnun olanlar hem de ‘bizden bir şey olmaz’ zihniyeti var. Oysa değişmesi gerekiyor ve bizim de değiştirecek potansiyelimiz var” ifadelerini kullandı.

ERHÜRMAN, KIBRIS SORUNUNDAKİ GELİŞMELERE DE DEĞİNDİ: TEMMUZ'A KADAR LEFKOŞA'DA ÇÖZÜLEBİLECEK KONULARDA SOMUT ADIMLAR HEDEFLENİYOR

Türkiye ile ilişkilerin doğru zeminde ve en iyi düzeyde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Erhürman, Kıbrıs sorunundaki son gelişmelere de değindi. Sürecin, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in mektubuyla başladığını belirten Erhürman, söz konusu mektupta hareketliliğin Güney Kıbrıs’taki seçimlerin ardından başlayabileceğinin ifade edildiğini aktardı.

Erhürman, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin de bu yaklaşımı desteklediğini söyleyerek, haziran sonunda bir hareketlilik beklendiğini, temmuz ayında ise yeni bir inisiyatifin gündeme gelebileceğini belirtti. Bunun yeni bir plan anlamına gelmediğini ifade eden Erhürman, temmuza kadar Lefkoşa’da çözülebilecek konularda somut adımlar atılmasının hedeflendiğini kaydetti.

"ARAÇLI BİR GEÇİŞ KAPISI ŞART ANCAK PİŞMİŞ AŞA SU KATILMAMALI"

Geçiş noktalarının bu çerçevede sembolik önem taşıdığını belirten Erhürman, temmuzdan itibaren BM Genel Sekreteri’nin süreci daha yoğun şekilde ele almayı hedeflediğini ifade etti.

Geçiş kapıları konusuna da değinen Erhürman, New York’ta ele alınan ve aylardır üzerinde çalışılan dört geçiş noktasıyla ilgili çözüm önerileri geliştirdiklerini söyledi. Bu süreç devam ederken yeni kapıların gündeme getirilmesinin “pişmiş aşa su katmak” anlamına geleceğini belirten Erhürman, araçlı geçişe imkan tanıyacak bir kapıya ihtiyaç olduğunu da vurguladı.