KIBRIS

Dışişleri Bakanlığı, AB'nin Kıbrıs Özel Temsilcisi atamasına tepki gösterdi: Yok hükmündedir!

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'nun "Kıbrıs Özel Temsilcisi" olarak atanmasına tepki göstererek, atamanın Kıbrıs Türk halkının iradesi yok sayılarak yapıldığını belirtti. Bakanlık, Avrupa Birliği'nin taraflı adımlarının Kıbrıs Türk halkı açısından yok hükmünde olduğunu ve hükümet tarafından muhatap alınmayacağını açıkladı.

Abone Ol

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Komisyonu tarafından Komisyon Başkan Yardımcısı Raffaele Fitto'nun "Kıbrıs Özel Temsilcisi" olarak atanmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada, atamanın Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin tavsiyesiyle, tek taraflı ve "gayrıyasal" şekilde gerçekleştirildiği belirtilerek, Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusuna müdahil olmasının Kıbrıs Türk halkı açısından kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Konuyla ilgili olarak Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasının tamamı şu şekilde:

"Avrupa Komisyonu tarafından GKRY’nin tavsiyesiyle, tek taraflı ve gayrıyasal bir şekilde Komisyon Başkan yardımcısı Raffaele Fitto’nun sözde “Kıbrıs özel temsilcisi” atanması ve Kıbrıs konusuna müdahil olması Kıbrıs Türk halkı açısından asla kabul edilmezdir. Kıbrıs Türk tarafının rızası alınmaksızın ve Kıbrıs Türk halkı yok sayılarak yapılan bu atama provokatif bir adım olup Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusuna dair taraflı tutumunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını ve çıkarlarını gözardı ederek 2004 yılında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni tek taraflı olarak üyeliğe kabul eden Avrupa Birliği, Kıbrıs konusundaki tarafsızlık ve inandırıcılığını tümüyle yitirmiş olup adadaki hassas siyasi dengeleri hiçe sayan tutumunu tekrardan bir temsilci atayarak devam ettirmektedir.

İki taraf arasında ortak bir zeminin var olmadığı bir ortamda, önümüzdeki günlerde gerçekleştirileceği algısı yaratılan gayrıresmi toplantı öncesinde, suni bir süreç yaratma çabasıyla, AB’nin GKRY ile hareket ederek Kıbrıs Türk tarafı üzerinde baskı kurmaya ve bir oldubitti yaratmaya yönelik girişimleri sonuçsuz kalmaya mahkumdur.

Avrupa Birliği’nin tükenmiş bir modeli canlandırmaya yönelik tutumunun, bugüne kadar tüm anlaşma çabalarını reddeden Rum tarafının statükoyu sürdürme siyasetine hizmet ettiği aşikardır. Kıbrıs meselesinde gerçekçi ve kalıcı bir anlaşma, ancak Ada’daki iki tarafın egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsüne dayalı bir işbirliği temelinde mümkündür.

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs sorununa ilişkin inandırıcılığını ve sürece katkı koyma hususundaki samimiyetini göstermesi için öncelikle Kıbrıs Türk halkına yönelik siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer tüm kısıtlamaları kaldırması gerekmektedir.

Egemen eşitliğimiz ve halkımızın eşit uluslararası statüsünü tanımaktan imtina ettiği ve halkımızın iradesini hiçe saymaya devam ettiği sürece, Avrupa Birliği tarafından atılan taraflı adımlar Kıbrıs Türk Halkı tarafından yok hükmünde kabul edilecek ve Hükümetimizce muhatap alınmayacaktır"