Platform'dan yapılan yazılı açıklamada, Kıbrıs sorununun onlarca yıldır müzakere masalarında konuşulduğu ancak bugün bambaşka bir döneme girildiği ifade edilerek, “Artık Kıbrıs meselesinde siyasetin önüne hukuk geçiriliyor. Rum Yönetimi, uzun süredir ceza hukukunu siyasi baskının yeni aracı hâline getiren sistematik bir strateji izliyor.” denildi.

Önce Kuzey Kıbrıs’taki inşaat sektörüne, yatırımcılara ve emlak piyasasına yönelik uluslararası girişimler başladığı, bugün ise yalnızca vekâleten imza attığı belirtilen diplomatik pasaport sahibi bir Kıbrıslı Türk’ün “tanık” sıfatıyla ifadeye çağrıldığı ve buna rağmen kendisine sanık olmayacağı yönünde hiçbir güvence verilmediği kaydedilen açıklamada, bu gelişmelerin artık münferit olaylar olarak değerlendirilemeyeceği vurgulandı.

-“Bu mesele, Kıbrıs Türk halkının ekonomik geleceğiyle ilgilidir”

Hedefin yalnızca müteahhitler olmadığı belirtilen açıklamada, Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan, çalışan ve üreten herkesin aynı hukuki risk alanının içine çekilebileceği kaydedilerek, “Çünkü Rum Yönetimi’nin yıllar önce yaptığı yasal düzenlemelerin kapsamı son derece geniştir ve son dönemde bu düzenlemelerin uygulama alanı adım adım genişletilmektedir.” denildi.

Meselenin yalnızca birkaç dava değil, Kıbrıs Türk halkının ekonomik geleceğiyle ilgili olduğu vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Üstelik bu tablo, Kıbrıs Türk halkının onlarca yıldır maruz bırakıldığı uluslararası izolasyonların üzerine inşa edilmektedir. Doğrudan ticaret hakkı engellenen, uluslararası hava ve deniz ulaşımından dışlanan, spor, kültür ve ekonomi alanlarında sürekli kısıtlamalara maruz kalan Kıbrıs Türk halkı, bugün bir de ceza hukuku yoluyla ekonomik faaliyetlerinin baskı altına alınması tehlikesiyle karşı karşıyadır. Oysa Avrupa Birliği’nin 10 No’lu Protokolü, kuzeyde yaşayan Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişiminin desteklenmesini ve iki toplum arasındaki ekonomik yakınlaşmanın teşvik edilmesini öngörmektedir.”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Demopoulos ve Diğerleri kararında, Kıbrıs’taki mülkiyet meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugün adanın kuzeyinde oluşan sosyal ve ekonomik gerçekliğin de dikkate alınması gerektiğini açıkça ortaya koyduğu kaydedilen açıklamada, AİHM’in, Taşınmaz Mal Komisyonu’nu etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul ederek, mülkiyet uyuşmazlıklarının ceza hukukuyla değil, hukuk mekanizmaları içinde çözülmesi gerektiğine işaret ettiği belirtildi.

-Cumhurbaşkanı Erhürman’a çağrı

Termometreler 42’yi Gösterecek
Termometreler 42’yi Gösterecek
İçeriği Görüntüle

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a çağrı yapılan açıklamada, “Bugün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres ile gerçekleştireceğiniz görüşme, yalnızca yeni bir müzakere sürecini değil, Kıbrıs Türk halkının yıllardır maruz kaldığı haksızlıkları uluslararası toplumun en üst makamına bir kez daha güçlü şekilde anlatabilmek açısından da tarihi bir fırsattır.” denildi.

Açıklamada, bugün yaşananların yalnızca birkaç yatırımcının veya şirketin sorunu değil, Kıbrıs Türk halkının çalışma, mülkiyet, ekonomik gelişme, serbest dolaşım hakkının ve hukuk güvenliğinin korunması meselesi olduğunun altı çizildi.

-“Bugün verilecek güçlü bir diplomatik mesaj, yalnızca bugünü değil, Kıbrıs Türk halkının geleceğini de etkileyecek”

Kıbrıs Türk halkının uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının, Avrupa Birliği’nin kendi hukukunun ve BM’nin eşitlik ile insan hakları ilkelerinin en güçlü şekilde savunulmasının bugün her zamankinden daha büyük önem taşıdığı kaydedilen açıklamada, “Bugün verilecek güçlü bir diplomatik mesaj, yalnızca bugünü değil, Kıbrıs Türk halkının geleceğini de etkileyecektir.” denildi.