Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıldönümü Programı'nda açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Birlik Vakfımızın kuruluşunun 40. yılı münasebetiyle tertiplenen bu anlamlı programda sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum. Hem hasret giderdiğimiz hem de mücadeleyle, dava ile adanmışlıkla dolu 40 yıllık bir maziye hep birlikte nazar eylediğimiz bu buluşmanın hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Birlik Vakfımıza, Milli Türk Talebe Birliğimize, organizasyonun icrasında emeği geçen her bir kardeşime canı gönülden teşekkür ediyorum.
İSMAİL KAHRAMAN'A ÖZEL TEŞEKKÜR
Biraz önce Vakfımızın kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman abimiz için hazırlanan belgeseli hep birlikte izledik. Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük. Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak, hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık.
"AİLE KURUMUNU HEDEF ALIYORLAR"
Çağın çok hızlı değiştiği bir dönemde yaşıyoruz. Bilgi ve enformasyon hızla yayılıyor. Teknoloji ve dijitalleşme yeni avantajlar sunuyor. Bu nimetlerden hepimiz istifade ediyoruz. Fakat bunların beraberinde getirdiği yeni tehditleri de yok yakından hissediyoruz. LGBT'den bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından, aile kurumuna dönük saldırılara, 86 milyon vatandaşı tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz. Tehdit sadece şekil ve boyut değiştirdi. Hedef aynıdır. Hedef insandır, ailedir. Tedbirimizi aldık alıyoruz. Bağımlılık gibi, sanal bahis, uyuşturucu gibi tehditlerle mücadele yalnızca devlet eliyle yönetilemez. İnsanımızı bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduk.
Gençlerimizi, neslimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın bu mücadelede bize omuz vermesinde fayda var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcuların, sanatçıların bu mücadeleyi sahiplenmesinde fayda var.
MUHALEFETE TEPKİ
Birileri bundan hep bundan rahatsız oldu. Bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerinden tiksinen bu çarpık zihniyet bulunmaktadır.
Ana muhalefetin böyle bir gündemi mevcut değil. Gençleri hangi tehditlerin beklediğini takip bile etmiyorlar. Bunlar çıkıyor kumarı meşrulaştırıyorlar. LGBT denilen aile ve fıtrat düşmanı akımlara hamilik yapanlar yine bunlar. Görevini yapan jandarma personeline, yargı mensuplarına hakaret eden, tehdit eden aynı şekilde yine bunlar. Ne bir fikir ne bir öneri... Her gün 10 yerde konuşuyorlar ama ortada elle tutulan bir şey yok. Onlardan geriye sadece hacimli bir hakaret sözlüğü kalacaktır.
Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmezsek, Allah korusun, yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz. Bakınız, çok açık söylüyorum, gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez. Komşularımızı da özellikle el ele verip onlara da el uzatmak, onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz.
Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var. Hepsinden öte, ailelerimizin bilinçlenmesine, meselenin farkına varmasına ihtiyacımız var.
Tekrar vurguluyorum: Dijital tekno kültürün bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hale getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz."





