Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, tüm çocukların haklarının gündeminde olduğunu belirterek, çocukların ve gençlerin hayatlarında geri döndürülemez sonuçlar doğuran hak ihlallerine öncelik verdiğini kaydetti.

“En gürültülü konuşanın, empatiye niyeti olmayanın, ağzına geleni aklın ve yüreğin süzgecinden geçirmeden söyleyenin hâkimiyet kurmasına sessiz kalamayız.” diyen Erhürman, Maronit çocukların, Karpaz’daki Rum okulunda okuyan çocukların, karma evliliklerden doğan çocukların, ana-babası Türkiye kökenli veya başka uyruklu çocukların haklarının da gündeminde olduğunu ifade etti.

Erhürman, “Hepsi gündemimde ve hepsiyle ilgili de çalışıyorum. Sorunlar küçük küçük de olsa çözülsün diye uğraşıyorum.” ifadelerini kullandı.

Yazılı açıklamasında, bu sorunları kamuoyunda tartışma malzemesi yapmamaya dikkat ettiğini belirten Erhürman, başka mağduriyetler ile farklı yaş gruplarının sorunlarının da gündeminde olduğunu ve bunlara insan hakları perspektifiyle bakmaya özen gösterdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanlığı’na gelen dernek, kulüp, birey, anne, baba ve çocuklarla yapılan görüşmelerde birçok sorunun paylaşıldığını kaydeden Erhürman, şöyle devam etti:

“Vize alamadığı için okula kabul hakkını, bursunu kaybedenler; ana-babalarının doğum yerleri dolayısıyla arkadaşlarından çok daha fazla ödeme yapmaları gerektiği için yurt dışında öğrenim görme olanağını yitirenler; vize alamadığı için kulübüyle veya halk dansları ekibiyle yurt dışı faaliyetlere katılamayanlar; ekiplerindeki diğer arkadaşları gidemeyecek diye yurt dışına gitmekten vazgeçenler; yarışmalara katılmakta güçlük çeken sporcular ve daha neler neler… Bu sıkıntıları yaşayan kulüpler, ekipler, takımlar, federasyonlar, ana-babalar, neneler, dedeler…”

-“Empati öğrenilen bir şey ”

“Yaşamayan bilmez” denildiğini ancak empatinin öğrenilebilen bir şey olduğunu ifade eden Erhürman, “Yaşamasan da empati yapabilirsin aslında. Hatta konu çocuklar olunca bu daha kolay olmalı.” dedi.

Karma evliliklerden doğan çocukların insan hakları konusunda konuştuğunda veya yazdığında zaman zaman pişmanlık duyduğunu belirten Erhürman, bazı yorumların kendisini üzdüğünü ifade ederek, “Asla çoğunluk olmasa da, öyle şeyler yazıyor ki kimileri, umarım bu çocuklardan herhangi biri bu yazılanları okumaz diye dilemekten alıkoyamıyorum kendimi.” dedi.

-“Çocuklardan söz ediyoruz. Küçücük çocukların, gençlerin hakları böyle şeylere bağlanabilir mi?”

Erhürman, “Bir ‘hak’tan bahsediyoruz.” diyerek, anne-babası Kıbrıs kökenli çocukların anne-babaları arasında da istenilen türde bir çözümü istemeyenler, eski Kıbrıs Rum mallarını kullananlar ve “Kıbrıs Cumhuriyeti” demeyenler bulunduğunu belirtti.

“Onların çocuklarının hakları bu konudaki tutumlarına mı bağlı ki diğerlerinin hakları da böyle şeylere bağlansın?” diye soran Erhürman, “Küçücük çocukların, gençlerin hakları böyle şeylere bağlanabilir mi?” ifadelerini kullandı.

Erhürman açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Efendim ben ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ dahi demezken bu talebi nasıl dillendirebilirim? Ne dediğimi de, ne demediğimi de, neyi neden deyip demediğimi de biliyorum ve daha önce defalarca açıkladım. Kaldı ki Kıbrıslı Rum lider ‘KKTC’ demezken bana Karpaz’daki Rum okulunda okuyan çocukların sorunlarını aktardığında ona ‘KKTC’ demeyi mi şart koşmalıyım? Hiç şart koşmadım, koşmam da. Çocuklardan söz ediyoruz!”

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de konuyu 7 maddelik güven yaratıcı önlemler gündemi arasına alırken kendisine önce “Kıbrıs Cumhuriyeti” demeyi şart koşmadığını belirten Erhürman, sorunları yarıştırmadığını vurguladı.

-“Tüm sorunlarla ilgilenmek zorundayız ve ilgileniyoruz”

Erhürman, “Tüm sorunlarla ilgilenmek zorundayız ve ilgileniyoruz. Ama çocukların ve gençlerin her gün yaşadıkları ve hayatlarında geri döndürülemez sonuçlar doğuran hak ihlallerine, evet öncelik veriyorum.” ifadelerini kullandı.

İhlalin kalkmadığı her gün, anne veya babasının doğum yeri dolayısıyla bir ya da birkaç çocuğun hayatında geri döndürülemez sonuçlar doğduğunu kaydeden Erhürman, “Vizesi bütün çabalarımıza karşın 1 Eylül günü gelen ve 1 Eylül günü okulunda olamadığı için hem kayıt hakkını hem burs hakkını kaybeden bir çocuktan söz ediyorum mesela. Duyabiliyor, onun, annesinin, babasının neler hissetmiş olabileceğini tahayyül edebiliyor musunuz?” dedi.

-“Yüreği dağlanmayan birilerinden oluşan bir ‘mahalle’ varsa hiçbir zaman öyle bir mahalleye mensup olmadım, olmayacağım”

Son dönemde “mahalleler” ve “yankı odaları” kavramlarının tartışıldığını da belirten Erhürman, anne-babasının doğum yeri nedeniyle sıra arkadaşının sahip olduğu haktan mahrum kalan bir çocuğun derdinin her zaman yüreğini dağladığını söyledi.

Şu anda bulunduğu görev itibarıyla bunun daha da acıtıcı olduğunu söyleyen Erhürman, “Söz ettiğim durumları düşünüp de yüreği dağlanmayan birilerinden oluşan bir ‘mahalle’ varsa buralarda, (ki sanmıyorum), ben hiçbir zaman öyle bir mahalleye mensup olmadım, asla olmayacağım.” ifadelerini kullandı.

Uzun konuşmaların dinlenmediğini ve uzun yazıların okunmadığını bildiğini de kaydeden Erhürman, ancak bir kişinin söyledikleri ya da yazdıkları üzerine konuşmak veya eleştiri yapmak için, uzun da olsa ne söylediğinin dinlenmesi ve ne yazdığının okunması gerektiğini belirtti.

Uzun konuşmaların dinlenmediğini ve uzun yazıların okunmadığını bildiğini belirten Erhürman, “Derdini daha az satırla anlatmak bir marifet. Bunu da biliyorum. Ama birilerinin söyledikleri ya da yazdıkları üzerine konuşacak, eleştiri yapacaksam, uzun da olsa onların ne dediklerini dinlemem, ne yazdıklarını okumam gerektiğini de biliyorum.” ifadelerin kullandı.

-“Bu alanı kullanacağım”

Bir Cumhurbaşkanı’nın sosyal medyada ne kadar paylaşım yapması gerektiğine ilişkin görüşlerin değişebileceğini ifade eden Erhürman, kendi yaklaşımını şöyle açıkladı:

Şampiyon Meleklerin Anıları DAÜ Kütüphanesi’nde
Şampiyon Meleklerin Anıları DAÜ Kütüphanesi’nde
İçeriği Görüntüle

“Yanıt herkese göre değişir ve herkesin düşüncesine saygı duyarım. Benim kararım şu: Muhakemeye, analitik, eleştirel düşünmeye, kabul etmeyecek olsak da anlamak için çaba göstermeye, empatiye ve daha çok iletişim kurmaya ihtiyacımız var. En gürültülü konuşanın, empatiye niyeti olmayanın, ağzına geleni aklın ve yüreğin süzgecinden geçirmeden söyleyenin hâkimiyet kurmasına sessiz kalamayız.”

Erhürman, fırsat ve vakit buldukça sosyal medyayı kullanacağını belirterek, “Bir Cumhurbaşkanı olarak değil, yurttaş olarak, karınca kararınca sözümü söyleyeceğim. Bence herkes söylemeli ama tabii ki takdir herkesin kendine ait.” dedi.