Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, 18 Şubat 2026 tarihli Gelecek Partisi ve Yeni Yol Grubu ortak grup toplantısında gündeme dair kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Ramazan ayının başlaması vesilesiyle birlik ve dayanışma mesajları veren Davutoğlu, konuşmasında hem iç siyasetin sıcak başlıklarına hem de dış politikadaki gelişmelere değindi. Davutoğlu’nun hedefinde, yeni atanan Adalet ve İçişleri Bakanları ile iktidarın ekonomi yönetimi vardı.

Konuşmasına devlet yönetimindeki hiyerarşi ve protokol düzenini eleştirerek başlayan Davutoğlu, bakanlıkların sıralamasının alfabetik olarak yapılmasını "devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bir telefon fihristi düzeni" olarak nitelendirdi. Başbakanlığı döneminde bu düzeni değiştiremediği için üzüntü duyduğunu belirten Davutoğlu, devletin temeli olan beş bakanlığın (Adalet, İçişleri, Dışişleri, Maliye ve Milli Savunma) protokolde öncelikli olması gerektiğini savundu.

Davutoğlu, "Adalet Bakanlığı devletin mihveridir. Alfabetik sıra, herkesin önde olma arzusuna dayalı objektif bir kriter gibi sunulsa da devlet geleneğine aykırıdır" ifadelerini kullandı.

ADALET VE İÇİŞLERİ BAKANLARINA UYARILAR

Yeni atanan Adalet Bakanı’nın yemin töreni sırasındaki bir kareye dikkat çeken Davutoğlu, bir grup başkanvekilinin bakanın omzuna elini koymasını sert bir dille eleştirdi. Davutoğlu, "O el, adaletin üzerine konmuş bir vesayet elidir. Adalet Bakanı, 'Çek o elini' diyebilmelidir. Cumhuriyet Başsavcısı iken Akın Gürlek tartışılabilir ama yemin ettikten sonra Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanı'dır, üstüne el konulamaz" dedi.

İçişleri Bakanı’na da seslenen Davutoğlu, 90'lı yılların karanlık tablolarını hatırlatan fotoğraflar yerine, Abdülkadir Aksu ve Beşir Atalay gibi isimlerin dönemlerinin örnek alınması gerektiğini vurguladı. Davutoğlu, "Hafızlık güzeldir ancak önemli olan Kur'an'ın manasını yaşamaktır. Çetelerle mücadele mirasınızı, marinalarla anılan dostlarınızdan değil, devlet adamlarından alın" uyarısında bulundu.

Ekonomik krize ve hayat pahalılığına dikkat çeken Gelecek Partisi Lideri, iftar sofrasının maliyetini kalem kalem hesapladı. Tek bir hurmanın 40 lira, bir köftenin 40 lira olduğu bir ortamda asgari ücretlinin ve emeklinin durumuna değinen Davutoğlu, "Biz bu milletin derdini biliriz, halktan kopmadık" dedi.

Kendi malvarlığı ve harcamalarıyla ilgili eleştirilere de yanıt veren Davutoğlu, devlet itibarını korumak adına yaptığı harcamaların gerekliliğini savundu. Eski bir başbakan olarak uluslararası görüşmelerini sürdürdüğünü belirten Davutoğlu, "Benimle çalışanlar bilir, devlet lokması boğazımdan geçmedi. Başbakanlık konutunda ailemin yediği her lokmanın bedeli maaşımdan ödenmiştir" şeklinde konuştu. Eski bakanların görevleri sonrası ticari şirketlerde görev almasını da etik bulmadığını yineleyen Davutoğlu, devlet mührünün ticari bir emtia haline getirilemeyeceğini vurguladı.

FAİZ YÜKÜ VE SANAYİDEKİ DARALMA

Ekonomi yönetimini faiz ödemeleri üzerinden eleştiren Davutoğlu, bütçeden faize ayrılan payın ana parayı geçtiğini belirtti. Şubat ve Mart ayı borçlanma verilerini paylaşan Davutoğlu, "Ocak ayında 456 milyar TL faiz ödendi. Mart ayında ödenecek faiz, ana paradan daha fazla. Sanayi çöküyor, üretim düşüyor. Tavuk ihracatını yasaklayarak fiyat kontrolü yapmaya çalışmak çağ dışı bir yaklaşımdır" değerlendirmesinde bulundu.

DIŞ POLİTİKA: GAZZE, ARAKAN VE ‘BARIŞ KURULU’

Dış politikada Gazze ve Arakan (Rohingya) meselelerine değinen Davutoğlu, Türkiye’nin İsrail’in de yer aldığı iddia edilen "Barış Kurulu"ndaki varlığını sert bir dille eleştirdi. Davutoğlu, "İsrail Maliye Bakanı Batı Şeria’yı ilhak etmekten bahsederken, Türkiye o masada İsrail ile yan yana oturamaz. Eğer Trump korkusu Allah korkusunu aşmışsa korkun" dedi.

Rohingya davasında Türkiye’nin Uluslararası Adalet Divanı’na müdahil olmamasını da eleştiren Davutoğlu, Çin veya başka güçlerden çekinilmemesi gerektiğini ifade etti.

Ekrem İmamoğlu: Erdoğan'ın yazıp yönettiği, Akın Gürlek’in yapımcılığını yaptığı film, nihayete erdi!
Ekrem İmamoğlu: Erdoğan'ın yazıp yönettiği, Akın Gürlek’in yapımcılığını yaptığı film, nihayete erdi!
İçeriği Görüntüle

EPSTEIN DOSYASI VE YALNIZLIK VURGUSU

Son dönemde şahsına yönelik "Epstein dosyası" üzerinden yapılan saldırılara ve eski partisi AK Parti içinden gelen sessizliğe isyan eden Davutoğlu, bu süreçte yalnız bırakıldığını ifade etti. Liberal Demokrat Parti eski Genel Başkanı Cem Toker’in kendisine verdiği desteğe teşekkür eden Davutoğlu, AK Parti içinden sadece bir kişinin kendisini aradığını belirtti.

Yaşadığı süreci Hz. Muhammed’in Taif’te taşlanması olayına benzeten Davutoğlu, "Bizi birer birer terk ediyorlar diye ellerine kına yakanlar bilsin ki, biz zor seferlerin peşindeyiz. Ne Epstein dosyası ne de trol baskıları beni yıldıramaz" dedi.

GENÇLERE VASİYET: TABUTUMU KİMLER TAŞISIN?

Konuşmasının sonunda duygusal anlar yaşayan Davutoğlu, gençlere hitaben vasiyetini açıkladı. Vefatı halinde cenaze töreninde "riyakâr siyaset erbabını" görmek istemediğini belirten Davutoğlu, vasiyetini şu sözlerle dile getirdi:

"Tabutum o camiye geldiğinde, asla bu riyakâr siyaset erbabını oraya yaklaştırmayacaksınız. Benim tabutumu Filistinli, Arakanlı, Somalili, Boşnak, Kosovalı, Doğu Türkistanlı, Kırımlı, Azeri ve Kerküklü gençler omuzlasın. Onlar 'Biz bu adamı hayır bilirdik' desinler, beni vuslat yerine onlar götürsün. Beni ahlaksızlıkla itham edip kapalı kapılar ardında selam verenleri cenazemde görmek istemiyorum."