Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Filiz Besim, yasa ile kurulmuş ve tüm hekimlerin zorunlu üyesi olduğu Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği başkanının ve yönetiminin diplomalarının sorgulanmasını “abesle iştigal” olarak değerlendirdi. Sorunun kişilerin diplomaları değil, Sağlık Bakanlığı’nın tıpta uzmanlık sürecini merkezi sınav olmaksızın yeniden düzenleme ısrarı olduğunu vurguladı.
Besim, Bakanlığın İdari, Kamu ve Sağlık İşleri Komitesi’nden uzlaşı ve oy birliğiyle Meclis Genel Kurulu’na gelen yasa metnini geri çekmesini eleştirerek, “Toplumun bilmesi gereken budur” dedi.
Son haftalarda önce hekimlerin maaş bordrolarının, ardından diplomalarının tartışmaya açıldığını belirten Besim, bu yaklaşımın “sorun çözme refleksi değil, eleştiriye tahammülsüzlük” olduğunu söyledi.
Açıklamasında, hekimleri ve meslek örgütünü hedef göstermenin “asıl sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını” ifade eden Besim, tartışılması gerekenin tıpta uzmanlık eğitiminin kriterleri olduğunu kaydetti. Merkezi sınavın bir formalite değil; “kalite süzgeci, liyakat güvencesi ve eşitlik mekanizması” olduğunu vurguladı.
Uzmanlık eğitiminin yatak kapasitesi, vaka çeşitliliği, eğitici kadro yeterliliği ve uluslararası standartlar gözetilerek planlanması gerektiğini belirten Besim, denetlenebilir, şeffaf ve siyasi etkiden uzak bir sistemin zorunlu olduğunun altını çizdi.
Besim, kendi Tabipler Birliği başkanlığı döneminde tanınan diplomaların yürürlükteki yasalar çerçevesinde ve yasal prosedürlere uygun olarak değerlendirildiğini belirterek, bu konuda ima yoluyla yapılan suçlamaların “siyasi polemik” olduğunu ifade etti.
Sorunun şahıslar ya da kişisel geçmişler değil, tıpta uzmanlık sürecinin merkezi sınavdan uzaklaştırılarak denetimin zayıflatılması riski olduğunu söyleyen Besim, bunun bir meslek tartışması değil, halk sağlığı meselesi olduğunu dile getirdi.
Sağlık Bakanı’nın görevinin hekimlerin bordrolarını ya da diplomalarını tartışmak değil, getirdiği yasa değişikliğini bilimsel ve şeffaf biçimde topluma anlatmak olduğunu belirten Filiz Besim, meslek örgütlerini hedef göstermek yerine bilimsel zeminde konuşulması gerektiğini ifade etti.
Aksi durumda tartışmanın sağlık sistemini güçlendirmeyeceğini, aksine toplumsal güveni zedeleyeceğini söyledi.






