Aileler, günlerdir liman bölgesinde yakınlarından gelecek haberi beklediklerini belirterek, “Biz taşkınlık yapmıyoruz, kavga çıkarmıyoruz. Biz sadece bilgi istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Kayıplarımıza ulaşmak zorundasınız”
Açıklamada, ailelerin en büyük beklentisinin kayıp yakınlarına ulaşılması olduğu vurgulanarak, arama çalışmalarının daha hızlı ve yoğun yürütülmesi talep edildi.
Aileler, en az gün aşırı kapsamlı ve resmi bilgilendirme yapılmasını isteyerek, belirsizliğin uzamasının şüphelerini artırdığını kaydetti.
Açıklamada, “O geminin içerisinde kalan bütün insanlarımıza ulaşmak zorundasınız. Bizlere bunu borçlusunuz” denildi.
Can yelekleri ve tahliye süreci soruldu
Aileler, facianın nasıl meydana geldiğine ilişkin çok sayıda sorunun halen yanıt beklediğini ifade etti.
Gemide yeterli sayıda can yeleğinin bulunup bulunmadığı, can yeleklerinin ekipmanlarının eksiksiz olup olmadığı ve tahliye işlemlerinin zamanında ve doğru şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin açıklanması istendi.
Aileler, aralarında 3 yaşında bir çocuğun da bulunduğu 13 kişinin cenazesini beklediklerini belirterek, tahliye sürecindeki olası eksikliklerin araştırılmasını talep etti.
“Şirket yetkilileri nerede?”
Açıklamada kaptan ve mürettebat hakkında yürütülen yargı sürecine işaret edilirken, şirket yöneticileri, liman yetkilileri ve ilgili kamu görevlilerinin sorumluluklarının da ayrı ayrı incelenmesi çağrısı yapıldı.
Aileler, “Kim hangi denetimi yaptı? Kim sefere izin verdi? Kim bu geminin denize açılmasında sakınca görmedi?” sorularını yöneltti.
17 Haziran’daki kırık iddiasına dikkat çekildi
Aileler, mahkeme sürecinde geminin sol ön kızağındaki kırığın 17 Haziran tarihinde bilindiği ve tamirat yapıldığı yönünde bilgilerin gündeme geldiğini belirtti.
Söz konusu iddiaların ayrıntılı biçimde araştırılmasını isteyen aileler, tamiratın hangi standartlara göre yapıldığını, sonrasında geminin sefere uygun olduğuna kimin karar verdiğini ve denetim sürecinin nasıl yürütüldüğünü sordu.
Açıklamada, “Bu denetimleri de biz aileler mi yapacaktık?” ifadesine yer verildi.
Sefer koşulları ve yardım fişeği de soruldu
Aileler ayrıca mürettebatın gerekli belgelere sahip olup olmadığı, alkol ve uyuşturucu testlerinin yapılıp yapılmadığı ve sonuçlarının ne olduğu konusunda bilgi istedi.
Facia günü Mersin-Taşucu bölgesindeki deniz ve sefer koşullarının da açıklığa kavuşturulması talep edilirken, karşı limanda herhangi bir kapanma veya kısıtlama bulunup bulunmadığının araştırılması istendi.
Yardım fişeğinin ne zaman kullanıldığı ve olası gecikmenin sorumluluğunun kimde olduğu da ailelerin yanıt beklediği sorular arasında yer aldı.
“Kim hata yaptıysa ortaya çıkarılsın”
Aileler, açıklamalarında herhangi bir kişinin suçunu peşinen ilan etmediklerini, ancak ortaya çıkan her iddia ve bilginin eksiksiz biçimde soruşturulması gerektiğini vurguladı.
“Kaptanın, mürettebatın, şirket yöneticilerinin, liman yetkililerinin ve ilgili kamu görevlilerinin sorumlulukları ayrı ayrı ve eksiksiz şekilde araştırılsın” denilen açıklamada, hiçbir ihmalin karanlıkta bırakılmaması çağrısı yapıldı.
Avukatların açıklamalarına tepki
Aileler, zanlıların savunma hakkına saygı duyduklarını ve suçluluğa karar verecek makamın mahkeme olduğunu belirterek, özellikle kaptanın sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki savunmalara tepki gösterdi.
Açıklamada, “Biz mi gemiyi sefere çıkardık? Biz mi denetimini yaptık? Biz mi geminin sefere elverişli olduğuna karar verdik? Biz mi tahliyeyi yönettik?” soruları yöneltildi.
Aileler, amaçlarının birilerini peşinen suçlamak değil, gerçeğin ve sorumluların ortaya çıkarılması olduğunu kaydetti.
Basın açıklamasının sonunda ise şu çağrı yapıldı:
“Biz susmayacağız, biz unutmayacağız. Bu facianın bütün gerçekleri ortaya çıkarılana kadar cevap istemeye devam edeceğiz.”





