İBB DAVASINDA İKİNCİ GÜN GERGİNLİĞİ
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında hazırlanan yaklaşık 3 bin 900 sayfalık iddianame doğrultusunda açılan davanın ilk duruşması 9 Mart’ta Silivri’de başladı. Aralarında Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanıklı davanın ikinci celsesi bugün görülüyor.
Duruşma öncesinde mahkeme salonunda dikkat çeken güvenlik önlemleri alındı. İlk gün yaşanan tartışmaların ardından İmamoğlu’nun kürsüye yönelmesini engellemek amacıyla kürsünün önüne sandalye konulduğu ve jandarma personelinin görevlendirildiği görüldü.
“AĞZIMI BANTLA MI KAPATACAKSINIZ?”
Uygulamaya tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, önüne konulan sandalyeye itiraz ederek “Ağzımı bantla mı kapatacaksınız? Kimin önünü kesiyorsunuz? Hakim gelecek ve neden koyduğunu söyleyecek. Ayaktayım, oturmuyorum” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu’nun sözleri üzerine tüm sanıklar ayağa kalktı.
İmamoğlu ile mahkeme başkanı arasında şu tartışmalar yaşandı...
İmamoğlu: (Yaşanan sandalye ve oturma krizi üzerine…) Öyle bir şey yok. Hayır öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok. Öyle bir şey yok kabul etmiyorum. Hayır oturmuyorum. Hayır oturmuyorum. Hayır oturmuyorum. Gerginliği siz başlatıyorsunuz. Ben burada hakimlik yapamazmışım. Böyle bir durum olmaz. Kimin önünü kesiyorsunuz siz. Ağzımı da bantla mı kapatacaksın? Ağzımı bantla mı kapatacaksın? Böyle olmaz. Böyle olmaz.
Birinci avukat: Zincir var, zincir!
İkinci avukat: Yahu bu Başkan nerede ya!
Üçüncü avukat: Emir mi aldın, kendin mi karar verdin?
İmamoğlu: Hakim gelecek, ondan sonra… Hakim gelmeden böyle başlatamazsın. Bu nedir; etrafımızda jandarma, önümde, sağımda, solumda! Böyle şey yok! Önümü göremiyorum…
Mahkeme Başkanı (M.B.): Arkadaşlar şöyle bir oturun. Bir oturalım. Bir oturun. Jandarma, arkadaşlar oturun.
İmamoğlu: Hakim Bey, böyle bir şey yok. Size görevden mi korkuyorsunuz?
M.B.: Ekrem Bey, bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Bakın, bu kürsüye söz hakkını verdiğimiz kişi gelecek. Yani bu bunun bir usulsüz bir durum yok şu an yani.
İmamoğlu: Böyle başlatamazsınız. Bu nedir etrafınızda jandarma önümde, sağımda, solumda? Böyle şey yok.
M.B.: Neresinde bu usulsüzlük var bunun?
İmamoğlu: Öyle şey yok. Hayır nerede yani şu an? Göremiyorum.
M.B.: Jandarma arkadaşlar, şöyle bir oturun. Bir oturalım. Bir oturun. Arkadaşlar oturun.
İmamoğlu: Şuraya görevden mi korkuyorsunuz.
M.B.: Ekrem Bey, bizim bir şeyden korktuğumuz yok. Siz bakın. Bu kürsüye söz hakkını verdiğimiz kişi gelecek. Yani bu bunun bir usulsüz bir durum yok şu an yani.
İmamoğlu: Hayır. Böyle bir şey olmaz. Türk milletini temsil ediyorsunuz. Böyle bir şey olmaz.
M.B.: Ekrem Bey, yerinize geçin. Bakın kenarda oturan sanıklarımız da var. Yani siz neden ısrarla bu konuda bu konuda sorun çıkartıyorsunuz.
Avukat: Direkt önüne sandalye koyuyorlar.
İmamoğlu: Kaldırır mısınız? Böyle şey olmaz.
M.B.: Ekrem Bey, duruşmanın bir düzeni var. Oturun lütfen yerinize. Yerinize lütfen oturun.
İmamoğlu: Dünkü düzen ile bugünkü arasında ne fark var?
M.B.: Çünkü tutum ve davranışlarınız itibariyle, söz hakkı vermediğim halde, bakın söz hakkı vermediğim halde, dün size söz hakkı vermediğim halde, ısrarla gelip bu kürsüye kadar gelip, burada heyete, savcı beye herkese parmak sallayarak… Ben söz hakkı vereceğim zaman vereceğim. Sizin isminize göre söz hakkı vermiyoruz. Bu duruşmanın bir düzeni var, bir sistemi var ona göre verileceği zaman verilecek.
İmamoğlu: ‘Söz vereceğim’ dedin, veremedin. Bunu da unutma, kayda geçti. Benim önümde bir kişinin oturması doğru değil. Ben buradan kalkmamam gerektiğini de bilirim, kalmam gerektiğini de bilirim size bağlı değil.
M.B.: Bu duruşma salonunda her şey bana bağlı.
İmamoğlu: Burada benim hakkım var, her şey sana bağlı değil.
M.B.: Ekrem Bey, lütfen yerinize oturun. Lütfen yerinize oturun.
İmamoğlu: Koridordan asker kalkacak, ben de burada oturacağım.
M.B.: Lütfen bir yerinize oturun.
İmamoğlu: Hayır, asker kalkacak ben yerime oturacağım.
Avukat: Talep var, avukatların talebi var.
M.B.: Talep almıyorum şu an. Duruşma düzeni sağlayamadım. Herhangi bir talep almıyorum. Lütfen sanıklar yerlerine otursun. Duruşmanın düzenini mahkeme başkanı belirler. Kanun çok açık. Ben böyle bir düzen belirledim. Burada usule aykırı herhangi bir işlem yok.
Avukatlar: Burada usule aykırı bir işlem var. Lütfen bakın. Dün şiddet gibi hiçbir olay yaşanmadı. Sadece söz tartışması yaşandı.
M.B.: Ekrem Bey, lütfen yerinize oturun. Sanıklar lütfen yerlerinize oturun. Ben duruşma düzenini sağlamadan, sanıklar yerlerini almadan… Bu anlamda kötüyü kullandığımız herhangi bir şey yok avukat bey, yani bu duruşma düzeni bu şekilde belirledik. Yani asker, asker, askerler askerler ben
İmamoğlu: Ağzımıza bakmayacaksınız.
M.B.: Ekrem Bey, ben sizin ağzınıza savunmanızı yaparken bakacağım. Böyle bir şey yok. Sizle sürekli böyle temasta olma durumum söz konusu değil benim.
İmamoğlu: Hakim Bey, burayı şu şekilde yapmanız yüz karasıdır. Yaptığınız Türk yargısı adına yüz karasıdır.
M.B.: O sizin takdiriniz.
İmamoğlu: Bu arkadaşımız buraya niye oturuyor? Niye oturuyor koridora?
M.B: Evet.
İmamoğlu: Benden korkmayın. Ben buraya seni korumaya geldim, seni korumaya!
M.B: Ekrem Bey, gereksiz polemiklere girmeyin. Beni koruyacağınız bir durum yok. Benim sizin korumanıza ihtiyacım yok. Lütfen yerinize oturun. Duruşmanın düzenini sağlayalım. Lütfen oturun yerinize.
İmamoğlu: Neden korkuyorsunuz?
M.B: Bakın, bu şekilde yargılamaya devam edemem. Duruşma bu şekilde yürümez. Lütfen sanıklar yerine otursun. Bizim yargılamaya niyetimiz var. Sizin yüzünüzden dünden beri yargılamaya başlayamıyoruz.
İmamoğlu: Bakın yerimi bile değiştirdiniz, hiç önemli değil. Ama bu askeri koridora koyduğun zaman olmaz. Anlatabiliyor muyum?
M.B: Koridorlarla sizin ne şeyiniz var orada?
İmamoğlu: Allah Allah! Benden ne engeli var o zaman? Beni niye düşünüyorsunuz siz?
M.B: Sizle alakalı bir durum değil güvenlik. Dün çünkü söz hakkı vermediğim halde, söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz. Söz hakkı vermediğim halde ısrarla kürsüye geldiniz. O sizin taktiriniz, biz bir hata görmüyoruz bunda.
İmamoğlu: Sakin sakin güne başlamak istedik. Burada jandarmayı buraya yığarak boşuna gerginlik yaratıyorsunuz. Kimden talimat aldınız?
M.B.: Biz kimseden talimat almıyoruz. Bu sizin kendi zannınız. Biz kimseden talimat alarak iş yapmıyoruz. Lütfen sanıklar yerine otursun.
İmamoğlu: Yüce Türk yargısını temsil edecekseniz. En az bizim de hakkımızı korumakla yükümlüsünüz.
M.B.: Sanıkların savunmalarını olanaksız bir hale getirmiyorum. Savunma hakkınızı tanıyorum. Burada dört tane jandarmanın oturmasını ne yönden sorun oldu?
İmamoğlu: Ben avukatımın yanına gideceğim belki. Avukatıma sesleneceğim belki orada.
M.B: Burası böyle rahatça gezebileceğiniz, avukatla görüş yapabileceğiniz bir alan değil. Ne bağırıyorsunuz avukatlar yani? Boşuna bağırıyorsunuz. Bu şekilde, bu şekilde devam etmeyin. Yargılamanın düzenini artık iyice bozdunuz. Lütfen CMK 203-204 gerekli hükümlüleri hatırlatıyorum. Gerekli ihtarlarda bulunuyorum.
Avukat: Benim size sorum, her aşamada müdafi yardımdan yararlanabilir sanık.
M.B.: Avukat Bey, bu kadar bağırınca bir şey değişmiyor. Yani bunun bir anlamı yok. Yok ben duyabiliyorum zaten. Ben duyabiliyorum zaten. Ya bu kadar bağırmaya gerek yok. Yani buna gerek yok.
(Ekrem İmamoğlu tepki gösteriyor)
M.B.: Bir saniye söz vermeden sürekli bağırmayın Ekrem Bey. Bu uygulamanın amacı, önceliği vekalettir. Öncelikle bağırmayın, ben de bir kendimi anlatayım. Önceliği vekaletli avukatlarımıza verebilmek amacıylaydı. Dün vekaletli avukatlarımızdan bu yönde şikayet aldık. Hem bu konuda, bakın bu konuda şikayetler geldi bize. Biz daha sonra, bakın Baro Başkanımızla görüştük. Bu uygulamadan bu şekilde döndük.
İmamoğlu: Ben avukatımla nasıl istişare edeceğim? Bak önümde bu duvar var. Avukatımla nasıl görüşeceğim ben? Bir söyler misiniz? Mesela avukatıma, sayın hakim, ben soracağım, diyeceğim ki bu CMK’da hangi kurala göre. Şu an avukatımı göremiyorum. İşaret eder, bir şey yapar gösterir, söyler, gider, konuşur. Ergenekon'da izledim 15-20 duruşma. Bu asker arkadaş buradan kalkarsa, burayı suretle yönetmenin en güzel keyfini yaşarsınız.
M.B.: Söz hakkı vermeden kürsüye bu şekilde dünkü davranışlarınızla devam etmeyeceğinizi taahhüt ederseniz.
İmamoğlu: Siz kapatın dediniz. Siz bu asker arkadaşları kaldırırsanız suretle başlar.
M.B.: Tamam asker arkadaşlar oturalım. (Komutan, aradaki sandalyeyi kaldır.) Geriye alalım, sandalyeyi geriye alalım. (Alkışlar)
KRİZ ÇÖZÜLDÜ
İmamoğlu, kürsüye gitmesine engel olunmasına itiraz ederek avukatıyla görüşmekte zorlandığını söyledi.
Mahkeme başkanı ise İmamoğlu’ndan söz verilmeden kürsüye çıkmayacağına dair taahhüt vermesini istedi. İmamoğlu’nun bu talebi kabul etmesinin ardından kürsü önündeki sandalye kaldırıldı ve jandarma personeli yerlerinden çekildi.





