İlk olarak 1990'larda marjinal grupların dile getirdiği AB'den ayrılma (Brexit) fikri, 2008 küresel ekonomik krizi ile ana akım siyasilerin ifade ettiği bir istek olarak taraftar toplamaya başladı.
Takvimler 2012'yi gösterdiğinde "British Influence" isimli düşünce kuruluşunun eski başkanlarından Peter Wilding, İngilizce "Britanya" anlamına gelen "Britain" ve çıkış anlamına gelen "Exit" kelimelerinden türetilen "Brexit" ifadesini literatüre soktu.
İngiltere'nin son 10 yılına damgasını vuracak kelimenin mucidi Wilding, bu makalede İngiltere'nin AB içinde lider olmadığı takdirde Brexit'in kaçınılmaz hale geleceğini, AB bürokrasisinden kurtulmak ve kontrolü yeniden ele almak gerektiğini belirtti.
O dönemde Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) ile gözünü iktidardaki Muhafazakar Parti seçmenine diken aşırı sağcı Nigel Farage da özellikle "kontrolü yeniden ele alma" görüşüne dört elle sarılarak siyasetini bunun üzerine kurdu.
Anketlere göre oy oranını artıran Farage'ye tabanını kaptırmak istemeyen dönemin Muhafazakar Partili Başbakanı David Cameron, 7 Mayıs 2015 genel seçimlerinde vaat olarak 2017'de AB'den ayrılma sözü verdi.
Muhafazakar Parti seçimden birinci çıktıktan sonra 23 Haziran 2016, Brexit için referandum günü olarak belirlendi.
Kampanya sürecinde partiler büyük oranda AB'de kalmayı savundu. Ulusal partilerden UKIP, kesin olarak Brexit'i savunurken Muhafazakar Parti ise kurumsal olarak taraf açıklamadı.
Ancak yine de partinin önde gelen isimlerinden dönemin Dışişleri Bakanı Boris Johnson, güçlü şekilde AB'den ayrılmayı savunan kampanyalar yürüttü.
İngiltere'de halk, tercihini yüzde 52 ile Brexit'ten yana kullandı ancak AB'den ayrılma süreci, İngiltere'nin 4 senesini aldı.
David Cameron'ın seçim zaferi ve Brexit referandumunun ardından gelen istifasıyla başlayan 4 yıllık süreçte İngiltere, 3 erken seçim yaptı, 3 başbakan değiştirdi.
Brexit sürecinin üçüncü Başbakanı Boris Johnson, Aralık 2019'daki erken seçimde tek başına iktidar olduktan sonra 2019'un son gününde İngiltere'yi fiilen AB'den çıkardı.
Avam Kamarası, Lordlar Kamarası ve Kraliçe'nin onayladığı Brexit anlaşması, 31 Ocak 2020'de İngiltere'nin resmen AB'den ayrılmasıyla yürürlüğe girmiş oldu.
Üzerinden 6 yıl geçen Brexit, bugün İngiltere halkı için dönüm noktası kabul ediliyor. Ekonomiden sağlığa, kamu hizmetlerinden göçe kadar birçok konunun, Brexit'ten sonra kötüye gittiği düşünülüyor.
Örnek olarak artan hayat pahalılığının sebebi, Brexit sonrası çıkılan Gümrük Birliği görülürken hastanelerde artan bekleme sürelerinin sebebi ise Avrupalı sağlık çalışanlarının Brexit sonrası İngiltere'den ayrılmasıyla düşen personel sayısına bağlanıyor.
Bu nedenle İngiltere'de halk, artan oranlarda yeniden AB'ye katılma fikrini dile getiriyor. Son anketlere göre AB'ye katılmak isteyenlerin oranı artarken Brexit kararını destekleyenlerde ise büyük düşüş görülüyor.
The Times gazetesinin gerçekleştirdiği ankette bugün tekrar yapılması halinde Brexit referandumunda ayrılma yönünde oy kullanacağını belirtenlerin oranı yüzde 29 oldu.
Brexit referandumunun yapıldığı 2016'da AB'de kalma yönünde oy kullananların oranı yüzde 48 olurken The Times'ın anketine bu oran yüzde 52 olarak yansıdı.
Ankete katılan 2 bin 113 kişinin yüzde 49'u gelecek 5 yıl içinde yeniden katılım referandumunun yapılması gerektiğini belirtirken yüzde 37'si referanduma karşı olduğunu ifade etti.
Financial Times'ın yaptırdığı ankette Brexit'i destekleyenlerin oranı yüzde 46, karşı olanların oranı ise yüzde 48 olarak açıklandı.
Muhafazakar Partiye yakınlığıyla bilinen The Telegraph'ın anketine ise Brexit'i destekleyenlerin oranı yüzde 49, karşı olanların oranı yüzde 51 olarak yansıdı.
İşçi Partisi, Temmuz 2024'te, 14 yıllık Muhafazakar Parti iktidarını devirerek tek başına iktidara geldi. Başbakanlık koltuğuna oturan Keir Starmer ise tekrar üyeliğin olmayacağını ancak AB'yle ilişkilere "reset atılacağı" mesajını verdi.
İlişkeleri yeniden kurma yolunda adımlar atan İşçi Partisi hükümeti, birçok alanda Brexit sonrası iptal olan anlaşmalara yeniden katılmak için müzakerelere başladı.
Bunlardan ilki, gençlerin farklı ülkelerde eğitim, staj ve araştırma yapmasını öngören "Erasmus+" oldu. AB ve İngiltere anlaşma üzerinde uzlaşırken İngiltere'nin 2027'de programa tekrar katılmasına karar verildi.
Enerji piyasalarının entegrasyonu ve ticaret konularında görüşmelere devam eden taraflar, savunma alanındaki işbirliği konusunda ise uzlaşamadı.
AB'nin savunma fonuna katılmak isteyen İngiltere, 2025'te finansal katkı ve şartlar konusunda AB'yle anlaşamazken müzakerelere 2026'da tekrar başlanacağı belirtildi.
Tarafların Gümrük Birliği konusundaki değerlendirmeleri ise sürüyor.





