Anadolu Ajansının (AA) "Devlet Korumasındaki Çocuklara Adanan Ömürler" başlıklı dosya haberinin ikinci bölümünde, oğlu Kaya'nın trafik kazasında hayatını kaybetmesinden sonra "gönüllü anne" olan 86 yaşındaki Sabahat Ekerci'nin yaklaşık 45 yıllık gönüllülük hikayesi yer alıyor.
Oğlunun 1982'de ölümünün ardından yaşadığı büyük acıyla baş etmeye çalışan Ekerci, bir süre sonra gönüllü çalışmalara başladı. Bir komşusunun davetiyle Üsküdar'da bir yardımseverler derneğinde yaşlılara yönelik çalışmalara katılan Ekerci, burada yemek yaptı ve ihtiyaç sahipleriyle ilgilendi.
Zamanla, çocuklarla kurduğu bağın kendisine farklı bir enerji verdiğini fark eden Ekerci'nin gönüllülük yolculuğunun yönü de değişti.
Çocuk yuvalarına gitmeye başlayan Ekerci, çocuklarla vakit geçirdi, onların ihtiyaçlarıyla ilgilendi, onları sosyal hayata dahil etmeye çalıştı ve zamanla devlet korumasındaki çocukların hayatında kalıcı bir yer edindi.
Bu sürede çocuk yuvasında karşılaştığı bir delikanlı ise Ekerci'nin hayatındaki dönüm noktalarından biri oldu. Oğluna benzeyen çocuğa sarılan Ekerci, onu evladının yerine koydu ve aralarındaki bu karşılaşmanın ardından çocuk yuvasına daha sık gitmeye başladı.
Oğluna duyduğu sevgiyi devlet korumasındaki çocuklara yardım ederek yaşatabileceğini düşünen Ekerci, çocuklara bayram ve özel günlerdeki ihtiyaçları, kıyafetleri ve yemekleri için destek oldu. Oğlunun sevdiği yemekleri çocuklar için hazırladı, çocukları kendi evlatlarından ayırmadı.
İzinle çocukları plajlara götüren Ekerci, onlar için özel yiyecekler yaptırdı ve çocukların sosyal hayata katılması için yıllar boyunca çeşitli etkinlikler organize etti.
Ekerci, gönüllülüğü zamanla çevresindeki insanlara da yayarak, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Sitesi'ndeki çocukların ihtiyaçlarını karşılamak için hayırseverleri harekete geçirdi.
Eğitim konusunda da çocukların yarı yolda kalmaması için çaba gösteren Ekerci, desteklerin kesildiği dönemlerde kendi ailesinden ve çevresinden yardım istedi, bu yolla 5 öğrencinin eğitimini tamamlamasına katkı sağladı.
Ekerci, bugün de gönüllülük çalışmalarını sürdürüyor. Evinde kazak, hırka, yelek ve sabunluklar ören Ekerci, hazırladığı ürünleri ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırıyor.
İlk olarak yuvalardaki çocuklar için ördüğü kıyafetler zamanla Anadolu'nun farklı bölgelerindeki çocuklara da gönderilmeye başlandı.
Sabahat Ekerci, AA muhabirine yaptığı açıklamada, gönüllülüğe nasıl başladığını anlatırken bu süreci kendisinin planlamadığını, yaşadıklarının onu çocuklara yönelttiğini söyledi.
Ekerci, "Vallahi bilemiyorum, Allah tarafından itildim. Yani gittim, geldim, mutlu oldum. Hala da mutluyumdur yani. İlla torunlarıma bir şey yapmam, onlara yaparım. Kendim için bir şey istemem, onlar için isterim." dedi.
Oğlunun vefatının ardından kendisini toparlamaya çalıştığını anlatan Ekerci, daha sonra bir komşusunun davetiyle gönüllü çalışmalara başladığını ve önce bir süre yaşlılarla ilgilendiğini belirtti.
Ekerci, "Sonra çocuklar bana enerji verdi. Onların koşarak gelip 'Anne' diye sarılmaları... Bir şey istedikleri zaman 'Ne istiyorsunuz?' dediğin zaman, 'Sen gel anne, bize yeter' demeleri, onları haftada bir denize götürmek, bir pikniğe götürmek bana zevk verdi. O piknik yerlerini, yiyeceklerini ayarladık. Onlarla vakit geçirmek, bana kendimi unutturdu." şeklinde konuştu.
"Seni oğluma benzettim, evladımın yerine koydum"
Çocuk yuvasında oğluna benzeyen bir delikanlıyla karşılaşmasının gönüllülük hayatındaki dönüm noktası olduğunu anlatan Ekerci, o günü unutamadığını söyledi. Ekerci, şunları anlattı:
"Çocuk yuvasında bir delikanlı vardı o zaman. Onu oğluma benzettim ve ona sarıldım. Anlattım çocuğa, 'Ben' dedim, 'Seni oğluma benzettim, evladımın yerine koydum, seni çok seviyorum' dedim. 'Ben de seni sevdim anne' dedi. O şekilde başladım. Her hafta daha çok 'Onu görmek için gideceğim' dedim. Oraya gittikçe 'Oğlum mutlu oldu' diye düşündüm. Hani ben böyle bir şeyler yaptıkça 'Allah'ım ona huzur verecek, mutlu edecek' diye düşündüm. Oğlumun sevdiği yemekleri yapmaya başladım. Alışveriş yapmaya başladım çocuklara bayramlarda, özel günlerinde, o şekilde mutlu olmaya çalıştım. O zamanlar torunlarım yoktu. Onlar bana sarıldığı zaman böyle tüylerim diken diken oluyordu. Yani mutlu oluyordum. Onlarla oturmak, konuşmak, muhabbet etmek bana mutluluk veriyordu."
"Ne kadar yedirsen de annenin yerini dolduramıyorsun"
Ekerci'nin yıllar içinde unutamadığı olaylardan biri, çocuklar için hazırlanan bir yemekte yaşandı. Bir çocuğun yemeği beğenmesine rağmen annesinin yaptığı yemeğin tadını özlediğini söylemesi, Ekerci'yi derinden etkiledi.
Sabahat Ekerci, "Yemek yapmıştık çocuklarımıza, 15-16 yaşlarında sokak çocuklarıydı. Çocuğun biri geldi, 'Ben bu yemeği sevdim ama annemin tadı olmamış' dedi. Dedim ki, 'Annenin tadı nedir, ne yemeği yapıyordu size?' 'Patlıcan yemeği yapıyordu' dedi. 'Patlıcan yemeği istiyorum' dedi. O kadar zoruma gitti ki anlatamam size."ifadelerini kullandı.
"O günden beri ben ona bağlandım"
Ekerci, çocuk yuvasında tanıştığı ve yıllardır bağını sürdürdüğü kız çocuğuyla ilk karşılaşmasını da şöyle anlattı:
"Yuvaya gitmiştim. Merdivenden çıkıyorum, odasından çıktı. Koşa koşa, sallana sallana geliyordu. Düşmesin merdivenden diye ben de kollarımı açtım. Kollarımı açınca bana sarıldı, ben de ona sarıldım. İki yanından öptüm. Burnundan sümükler akmış, o sümükler ağzıma girdi, hiç tiksinmedim yemin ediyorum size. O günden beri ben ona bağlandım. 30 yıldan fazla."
Çocukların kendisine verdiği enerjiyi anlatan Ekerci, yaş ilerledikçe bunun kendisi için daha da önemli hale geldiğini söyledi.
Ekerci, "Çocuklara ne verirsen onu kabul ediyorlar ama büyükler artık her şeyi görmüş geçirmiş ya doyumsuz oluyor ve üzülüyorsun. 'Yarın bir gün ben de mi böyle olacağım?' diye yaş geçtikçe onu düşünüyorsun yani ister istemez. Çocuktan enerji alıyorsun. Üzülerek gitsen gülerek dönüp geliyorsun." diye konuştu.





