Örgütlerden Arıklı’ya: Protokol "koşullu" geçti, Arıklı geri adım attı, şimdi o koşulu yerine getirmeli!
Örgütlerden Arıklı’ya: Protokol "koşullu" geçti, Arıklı geri adım attı, şimdi o koşulu yerine getirmeli!
İçeriği Görüntüle

Toplumcu Demokrasi Partisi Parti Meclisi (PM) Üyesi Kemal Baykallı, Ada TV’de Nupelda Karabuğday’ın hazırlayıp sunduğu programa konuk oldu. Baykallı, Kıbrıs sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, müzakere sürecinin ancak çözüme odaklı olması halinde anlamlı olacağını vurguladı.

"MÜZAKERE OLSUN DİYE DEĞİL, SONUÇ OLSUN DİYE MÜZAKERE"

Lefkoşa’da yapılacak görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Baykallı, Kıbrıs Türk tarafının temel yaklaşımının “müzakere olsun diye müzakere değil, sonuç olsun diye müzakere” anlayışı olduğunu söyledi. Garantör ülkelerin sürece ancak son aşamada dahil olması gerektiğini belirten Baykallı, Crans-Montana’ya kadar bu prensibin uygulandığını hatırlattı.

Baykallı, mezarlıkların temizlenmesi gibi konuların dahi uluslararası zirvelere taşınmasının, seçilmiş liderlerin ve toplumların iradesini zayıflattığını ifade ederek, bu tür meselelerin Lefkoşa’da, yerel liderlikler tarafından ele alınmasının doğru olacağını dile getirdi.

Kıbrıs Rum lideri Nikos Hristodulidis’in önceliğinin Kıbrıs sorununun çözümü olmadığını savunan Baykallı, Hristodulidis’in asıl hedefinin AB dönem başkanlığını tamamlamak ve iç siyasi dengeleri gözetmek olduğunu söyledi. Bu durumun, gerçek bir niyet taşımayan bir görüşme sürecine işaret ettiğini belirten Baykallı, hazır olmayan bir sürecin yeniden çöküşle sonuçlanacağı uyarısında bulundu.

Geçmiş deneyimlere dikkat çeken Baykallı, Annan Planı döneminde de toplumların iradesi alınmadan ilerlenen süreçlerin başarısız olduğunu hatırlattı. Baykallı, yeniden çökecek bir müzakere sürecinin yükünün, çözüm isteyen kesimler açısından taşınamaz olacağını vurguladı.

Bu nedenle sürecin başlamadan önce iyi kurgulanması, metodolojisinin netleştirilmesi ve tarafların niyetlerinin açık olması gerektiğini kaydetti.

Birleşmiş Milletler ve uluslararası hukuka yönelik “önemsizleşti” yönündeki değerlendirmelere katılmadığını belirten Baykallı, uluslararası kurumların özellikle küçük ülkelerin haklarını koruduğunu söyledi. Uluslararası hukukun hiçbir zaman ortadan kalkmayacağını vurgulayan Baykallı, kurumların yıpranabileceğini ancak bu geçiş dönemlerinin ciddi riskler barındırdığını ifade etti.

Enerji meselesine de değinen Baykallı, sorunun enerjinin varlığı değil, enerji arz güvenliği olduğunu belirtti. Baykallı, bölgede istikrarsızlık yaratmanın ne AB’nin, ne ABD’nin, ne Türkiye’nin ne de Kıbrıs’ta yaşayan toplumların çıkarına olduğunu söyledi.

Güvenliğin ancak Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümle sağlanabileceğini vurgulayan Baykallı, silahlanmanın ve dış ittifak arayışlarının çözüm üretmeyeceğini kaydetti.

"FEDERAL ÇÖZÜM TEK GERÇEKÇİ SEÇENEK"

TDP’nin tutumunun net olduğunu belirten Baykallı, bugüne kadar varılan uzlaşılar çerçevesinde federal çözümün tek gerçekçi seçenek olduğunu ifade etti. Baykallı, Kıbrıslı Türklerin çözüm iradesini sürdürmesinin bölgenin geleceği açısından büyük bir şans olduğunu dile getirdi.

Baykallı, Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın BM Genel Sekreteri António Guterres ile gerçekleştireceği görüşmenin ve izlediği proaktif politikanın doğru bir adım olduğunu belirterek, uluslararası toplum açısından da önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

"ÇÖZÜM SİYASETİ LEFKOŞA'DA CİDDİYETLE YÜRÜTÜLMELİ"

Programın sonunda Baykallı, Kıbrıs Rum liderliğine yönelik eleştirilerin Rum toplumundan kopuş anlamına gelmemesi gerektiğini vurguladı. Çözümün ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenle mümkün olabileceğini ifade eden Baykallı, TDP’nin kalıcı federal çözüme olan desteğinin kararlılıkla süreceğini belirtti.