Kıbrıs'ta ve anavatan Türkiye'de, 1950'li yıllara kadar, Kıbrıs için yapılan tüm nümaişlerde KIBRIS TÜRKTÜR, TÜRK KALACAKTIR sloganları atılıp, pankartları taşınmaktaydı.
İngilizin etkisiyle olduğunu düşündüğüm 1950'li yıllardan sonra, bu sloganın yerini YA TAKSİM, YA ÖLÜM sloganı almaya başladı.
Bugün de Kıbrıs'ta 'iki devletli çözüm' formülü, ya taksim, ya ölüm şiarının bir devamıdır.
Halbuki Kıbrıs tarihine bakacak olursak, Kıbrıs'ın ilk medeniyeti TÜRKLERDİR.
Kıbrıs'ta, söylenenin aksine, biz Türkler Kıbrıs’a ilk kez 1570 yılında gelmedik. Biz Kıbrıs'ın ilk ve tek sahibiyiz.
Kıbrıs'ın ilk medeniyetinin Türkler olduğunu kanıtlayacak bir çok dayanağım var. Ancak bunu başka bir köşe yazımda, daha geniş bir şekilde ele alıp, kanıtları ile yine bu köşede sizlerle paylaşacağım.
Kıbrıs'a, liderleri Barnabas gibi Levant bölgesinden sürgün gelen Rumlar, Kıbrıs'ta hiçbir hakları yokken, 'Kıbrıs'ın bütünü bizimdir. Türkiye Kıbrıs'ın yarısında 'işgalcidir. Türklerin Kıbrıs'tan atılması lazım' diyorlar.
Gerçekte Kıbrıs'ın yarısından fazlası, Rum Yunan işgali altında bulunmaktadır.
Kıbrıs sorunun esas gerçeği olan, Kıbrıs'ın güneyinin, Kıbrıs'ta hiçbir tarihsel hakları olmayan, Levant bölgesi göçmeni Rumların ve Kıbrıs ile hiçbir tarihsel bağı olmayan, Atina etrafında, dar bir bölgede küçük bir medeniyet olan, Yunanistan'nın işgali altında olmasıdır.
Biz Türklerin Kıbrıs'ta 1950'li yıllarda başlayan eksik politikamız sayesinde, bugün bu gerçeği dile bile getirmiyoruz.
Kıbrıs'ta bence yanlış olan bu politikanın değişmesini öneriyorum.
Kıbrıs'ın İLK MEDENİYETİ TÜRKLERDİR. Kıbrıs'a sonradan gelenler, Kıbrıs'ta 'sahip' gibi davranamaz.
Kıbrıs'ın gerçek sahibinin, Kıbrıs'ta sahip gibi davranıp, tümü kendimizin olan öz topraklarımızın, tümüne sahip çıkacak politikaları uygulamaya koymalıyız.
Rum Yunan işgali altında bulunan Güney Kıbrıs'taki sahte "yönetimin' sözde 'başkanı', Türk tarafı ile yapılacak her görüşmeden önce ve sonra sahte bir şekilde 'Kıbrıs'ta esas hedefimiz, Kıbrıs'ın Türk 'işgalinden kurtarılmasıdır' diyerek, görüşmelere 3 adım önde başlama niyeti taşımaktadır.
Ve bu söylemle, hiçbir hakları yokken, Kıbrıs'ta kendilerini 'sahip', esas sahip olan biz Türkleri de misafir veya azınlık göstermeye çalışmaktadırlar.
Önerim, biz de, Türk tarafı olarak, Kıbrıs'ın tarihsel gerçeklerine uygun olarak, Kıbrıs'ın bütünün gerçek sahibinin biz Türkler olduğunun altını çizip, Güney Kıbrıs'ın Rum Yunan işgali altında bulunduğunu ve esasen Kıbrıs'ta bu işgalin kırılıp, 1878 yılından önceki gibi KIBRIS TÜRK DEVLETİN adil yönetiminde, Kıbrıs'ta tüm azınlıklara, ( Rumlara, Maronitlere, Ermenilere ve Latinlere ) demokratik haklarını sağlayarak, huzur içinde bir yaşam sağlayacağımızı söyleyip, Kıbrıs politikamızı, bu esasların üzerine oturtmalıyız.