Son günlerde Kıbrıs konusu kapsamında yeniden gündeme getirilen "dönüşümlü başkanlık" hususu, onlarca yıl müzakere edilen, ancak GKRY tarafının KKTC’nin eşit statüsünü kabul etmeyen ve yönetim ile kaynakları paylaşmayı reddeden maksimalist ve uzlaşmaz tutumu sebebiyle çöken modelin bir unsuru olmakla birlikte, üniter bir devletin yönetim şeklini öngörmekte ve KKTC’nin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü pozisyonu ile taban tabana zıt bir politikayı ortaya koymaktadır.
Benzeri bir anlayışla, Avrupa Parlamentosu’nda “Kıbrıs Türklerine ayrılan iki sandalye hakkından” bahsetmek ve bunlara sahip çıkmaya çalışmak Kıbrıs Türklerinin yer almadığı ve temsil edilmediği, Rum tarafının 1963 yılında silah zoruyla gasp ettiği sözde "Kıbrıs Cumhuriyeti" statüsünü ve bu statü ile AB üyeliğini kabul etmek anlamına gelmektedir. Bunların kabul edilmesi mümkün olmamakla birlikte, bu yönde yapılacak çalışmalara Kıbrıs Türk Halkının destek vermesi de beklenmemelidir.
Bugün gelinen noktada, Kıbrıs Türk halkının iradesini temsil eden KKTC’nin özden gelen hakları olan egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün yeniden teyit edilmesinin gerektiğini bir kez daha önemle vurguluyor ve uluslararası camia’ya bu yönde adım atması hususunda bir kez daha çağrıda bulunuyoruz.






