Küba, ABD’nin uzun yıllardır sürdürdüğü yaptırımların son dönemde daha da ağırlaştırıldığını belirterek durumu Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) nezdinde gündeme getirdi. Küba’nın UNESCO Daimi Temsilciliği üyesi Laura Álvarez, özellikle petrol tedarikine yönelik baskıların ülkenin kültürel yaşamını olumsuz etkilediğini söyledi.

Álvarez, 29 Ocak’ta ABD Başkanı Donald Trump tarafından yayımlanan kararnameye işaret ederek, Küba’nın ABD’nin ulusal güvenliği için “alışılmadık ve olağanüstü bir tehdit” olarak tanımlandığını hatırlattı. Söz konusu düzenlemede, Küba’ya petrol sağlayan veya satan ülkelere gümrük tarifeleri uygulanabileceği yönünde uyarılar yer aldığı belirtiliyor. Küba tarafı ise bu adımları, altmış yılı aşkın süredir devam eden ekonomik baskının yeni bir aşaması olarak değerlendiriyor.

“Kültürel etkinlikler iptal ediliyor”

UNESCO’da konuşan Álvarez, 2005 tarihli Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Teşvik Edilmesi Sözleşmesi’nin 20. yıl dönümünde Küba’nın katkılarını anlatmak yerine, ülkesine yönelik uygulamaları şikâyet etmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

Enerji alanındaki sıkıntıların kültürel faaliyetleri doğrudan etkilediğini belirten Álvarez, çok sayıda etkinliğin iptal edildiğini, bazı projelerin ise teknik yetersizlikler nedeniyle sınırlı imkânlarla dijital ortama taşındığını söyledi. Bu durumun sanatçıların üretim süreçlerini zorlaştırdığını ve Küba kültürünün uluslararası dolaşımını kısıtladığını vurguladı.

“Ekonomik soykırım” nitelemesi

Washington yönetimi yaptırımları, Küba’nın yabancı güçlerle askeri ilişkileri ve ABD karşıtı gruplara ev sahipliği yaptığı iddialarıyla savunuyor. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise ülkesinin saldırgan bir devlet olmadığını, aksine onlarca yıldır ABD’nin yaptırımlarına maruz kaldığını dile getirdi.

Trump’tan Gazze Barış Kurulu mesajı: “8 savaşı bitirdik 9'uncusu yolda"
Trump’tan Gazze Barış Kurulu mesajı: “8 savaşı bitirdik 9'uncusu yolda"
İçeriği Görüntüle

Küba hükümetinin verilerine göre, yaptırımlar nedeniyle oluşan toplam ekonomik kayıp 170 milyar doları aştı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na sunulan raporda, yaptırımların ağırlaştırılması “ekonomik soykırım” olarak nitelendirilirken, bu politikaların ülkeyi ekonomik baskı yoluyla siyasi taviz vermeye zorlamayı amaçladığı savunuldu.