KTMMOB Makina Mühendisleri Odası, dün Gazimağusa-Lefkoşa ana yolu üzerinde, Haspolat (Halkbank) çemberinde meydana gelen otobüs kazasına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Oda, kazanın “sürücü hatası” şeklinde değerlendirilmesinin teknik açıdan yetersiz olduğunu belirterek, trafik güvenliğinde sistemsel ihmallere dikkat çekti.
Oda açıklamasında, otobüsün refüje çarptıktan sonra kontrolsüz şekilde ilerleyerek duvara vurduğu ve yaklaşık 6 metre yükseklikten düştüğü hatırlatıldı. Böylesi bir kazada toplu can kaybı yaşanmamış olmasının tamamen tesadüf olduğu vurgulandı.
Polis raporunda olayın “dikkatsiz sürüş” olarak tanımlandığı belirtilen açıklamada, bu ifadenin hukuki bir tespit olabileceği ancak mühendislik açısından kazanın nedeni değil sonucu olduğu ifade edildi. Modern trafik güvenliği yaklaşımında sürücünün hata yapabileceğinin kabul edildiği ve bu hatanın kazaya dönüşmesini engelleyen teknik sistemlerin esas alındığı kaydedildi. Avrupa Birliği’nde uzun süredir uygulanan “Güvenli Sistem – Vision Zero” yaklaşımının da bu prensibe dayandığına işaret edildi.
Açıklamada, 2025–2026 yıllarında Avrupa’da bu büyüklükte otobüs kazalarının yaşanmamasının nedeninin sürücülerin daha dikkatli olması değil, araçlarda sürücü hatasını telafi eden zorunlu güvenlik sistemlerinin bulunması olduğu belirtildi. KKTC’de ise sorumluluğun yalnızca sürücüyle sınırlandırılmaması gerektiği vurgulanarak, güvenlik risklerine rağmen bu araçların kaydına izin verenlerin de yargı önünde olması gerektiği ifade edildi.
Haspolat çemberindeki kazada aşağıdaki sistemlerden herhangi birinin bulunması halinde çarpışmanın büyük ihtimalle gerçekleşmeyeceği kaydedildi:
- Otomatik Acil Frenleme Sistemi (AEBS) – 2015’ten itibaren zorunlu, 2022’den itibaren gelişmiş zorunlu
- Elektronik Denge Kontrolü (ESC) – 2014’ten itibaren zorunlu
- Akıllı Hız Destek Sistemi (ISA) – 2022’den itibaren zorunlu
- Şerit Takip ve Şerit Koruma Sistemleri – 2015’ten itibaren zorunlu, 2022’den itibaren gelişmiş
Bu sistemlerin sürücünün hata yapması halinde araca müdahale ederek kazayı önlediği belirtildi.
Oda, yaklaşık bir yıl önce meydana gelen Erenköy öğrenci servis otobüsü kazasının ardından yayımladığı raporlarda da bu güvenlik teknolojilerinin otobüslerde zorunlu hale getirilmesi gerektiğini açıkça ifade ettiğini hatırlattı. Buna rağmen söz konusu kazaya karışan otobüsün bu olaydan sonra ithal edilerek trafiğe kaydedilmiş olmasının teknik uyarıların dikkate alınmadığını gösterdiği kaydedildi.
Açıklamada kazanın en kritik yönlerinden birinin, otobüsün 6 metre yükseklikten düşmesine rağmen yangın çıkmamış olması olduğu vurgulandı. Kapıların sıkışması ve yakıt hattının hasar görmesi halinde çok sayıda vatandaşın hayatını kaybetmesinin kaçınılmaz olabileceği ifade edildi. Ülkede halen otobüslerde yangın algılama ve söndürme sistemlerinin yasal zorunluluk haline getirilmemiş olmasının ciddi bir güvenlik boşluğu oluşturduğu belirtildi.
Trafik güvenliğinin sürücü, araç, yol ve mevzuatın birlikte çalışmasıyla sağlanabileceğine dikkat çekilen açıklamada, ülkede bu dört unsurun göz ardı edildiği ve “T” izinleri üzerinden sistemin rant mekanizmasına dönüştüğü öne sürüldü. Kazaların “sürücü hatası” olarak tanımlandığı ancak benzer kazaların tekrar ettiği ifade edildi.
2026 yılında trafik ölümlerinin düşük olmasının güvenliğin sağlandığı anlamına gelmeyeceği belirtilen açıklamada, çarpışma önleyici tedbirler ile çarpışma sonrası ölüm nedenlerinin farklı olduğu ve çarpışma sayısının artmaya devam ettiği kaydedildi. Bu tür otobüs kazalarında onlarca kişinin hayatını kaybetme riskinin çok yüksek olduğu vurgulanarak, güvenlik politikalarının gerçekleşen ölü sayısına göre değil, gerçekleşebilecek risklere göre belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
“Trafik güvenliği yalnız yol denetimleri ile sağlanamaz. Kazayı önleyen şey ceza değil, mühendisliktir” denilen açıklamada, şu çağrılar yinelendi:
- Otobüs ve ağır araçlarda AB güvenlik sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi
- Otobüs yangın güvenliği mevzuatının derhal yürürlüğe konulması
- Trafik komisyonlarında teknik kurum görüşlerinin esas alınması
- Kaza raporlarının kök sebep analizi içerecek şekilde hazırlanması
Aksi halde benzer kazaların tekrar edeceği, yalnızca sürücülerin suçlanacağı ve kaybedilen canların sorumluluğunun sistemsel ihmaller olarak kalacağı belirtildi.
“Toplumumuzun artık tesadüflere bağlı şekilde hayatta kalmasını kabul etmiyoruz” ifadelerine yer verilen açıklama, kamuoyuna saygıyla duyuruldu.