Kıbrıs Vakıflar Bankası 41 yaşında… Kıbrıs Vakıflar Bankası 41 yaşında…

Yazıda şu görüşlere ve isteklere yer verildi:


Milli Mücadele (Ulusal Mücadele) Vakfı (MMV), 2001 yılında faaliyetlerine başlayan,  hedefleri; Anavatan Türkiye ile birlikte belirlenen Milli Kıbrıs politikasını desteklemek, milli şuur ve milli değerlerimize sahip çıkmak, iç ve dış odakların Devletimiz, egemenliğimiz ve güvenliğimizi tehdit eden oyunlarını bozucu çalışmalar yapmak, etkinlikler düzenlemek, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin her alanda kalkınmasına katkıda bulunmak için çaba göstermek olan bir kuruluştur.
Çeşitli nedenlerle bir süre çalışmalarını durduran Vakfımız,  6 Mayıs 2024 tarihinde Kıbrıs Türk Din İşleri ve Vakıflar İdaresi Dairesi’ne resmi bildirimde bulunarak yeni mütevelli heyeti ve yeni yönetim kurulu ile yeniden yoğun bir faaliyet sürecine girmiş bulunuyor.
İşte bu bağlamda Vakfımızın iç ve dış bazı konularla ilgili aşağıdaki görüşlerini zatı- Devletleri’ne bildirmeyi görev kabul ediyoruz:
1-Cumhurbaşkanlığı görevinizin başlaması ile birlikte yürürlüğe konulan ve Anavatan Türkiye tarafından da desteklenerek milli bir politika haline gelen Kıbrıs konusunda bir çözüm olacaksa bunun iki Devletli bir çözüm olabileceği yönündeki politika milletimizin, Kıbrıs Türk Halkı’nın desteğine sahiptir.
İki Devletli bir Kıbrıs anlaşması için görüşmeler başlayacaksa bile geçmişte yaşadığımız bazı olumsuzlukların bir daha yaşanmaması adına, öncesinde bazı güvenceler almamız, egemen eşitliğimiz ile Devletimizle, Güney’deki Rum Devleti’nin uluslararası statüsünün eşitlendiğinin teyit edilmesi ön koşul olarak kalmalı ve bu noktadan geri adım atılmamalıdır.
2-Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan’ın 2022 ile 2023 yıllarında Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantılarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin resmen tanınması çağrısında bulunması Milli Kıbrıs politikamız konusunda bir milattır. Gereği mutlaka yapılmalı, bu bağlamda Türkiye Büyük Millet Meclisi ile KKTC Meclisi uluslararası kamuoyuna bu politikanın arkasında olduğu yönünde kararlar almalı, çağrıda bulunmalıdırlar.
3-KKTC’nin Doğu Akdeniz’deki bir ada ülkesi olarak 2022 yılından itibaren Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) gözlemci üye olması hem TDT hem de KKTC açısından stratejik, ekonomik önem arz etmektedir. KKTC’nin TDT ülkelerinden başlayarak uluslararası camia tarafından resmen tanınması için çabalar artırılmalı Anavatan Türkiye bu yöndeki gerekli ağırlık ve kararlığını mutlaka ortaya koymalıdır.
4-Devletler sadece dış düşmanların faaliyetleri ve saldırıları sonucu yıkılmaz, sıkıntı yaşamaz; Devletler iç düşmanların, içerinde yürütülen beşinci kol faaliyetlerinin sonucu zafiyet içine düşerler ve bu da o Devletlere pahalıya mal olur.
Gelişen teknoloji ve sosyal medyanın da katkısı ile KKTC Devleti’ne zarar vermeye yönelik açık veya örtülü propaganda faaliyetleri maalesef oldukça artmış, tehlike önemli boyutlara varmıştır.
Ne yazık ki KKTC’de çeşitli kesimleri koruyan yasalar vardır ama KKTC Devleti’ni koruyan yasalar yoktur. Bir an önce bu yönde adımlar atılmalı KKTC Devleti’nin kamu diplomasisi, propaganda ve iletişim alanındaki gücü yükseltilmeli, Devleti koruyucu yasalar daha fazla gecikilmeden çıkartılmalıdır.
5- KKTC ekonomisi Anavatan Türkiye’nin de desteği ile yıllar içinde önemli mesafeler kat etse de gerek uygulanan insanlık dışı ambargo ve izolasyonlar gerekse bugüne kadar yapılan bazı hatalar ve ihmaller nedeniyle arzu edilen gelişmişlik noktasında değildir. Bunun sağlanması için başta zatı Devletleri olmak üzere Meclisimiz, Hükümetimiz reformist bir yaklaşımla gereken adımları atmalı, KKTC bir an önce hızlı bir kalkınma sürecine sokulmalıdır.
Bunun için nüfus planlaması dahil planlı kalkınma dönemine girilmeli, kamunun etkin ve verimliliğini sağlayacak yasalar çıkarılmalı, milli Devletin temel direklerinden biri olan yargımızın sorunları giderilmeli, özel sektörü güçlendirecek adımlar atılmalı, adaletsiz gelir dağılımını giderici önlemler alınmalı, vergi vermeyenlerden, vergi kaçıranlardan vergi alınmalıdır.
6-Gerek Devlet yetkilileri, gerekse hükümet ve Meclis üyeleri, yargımız, kamu görevlileri, iş insanlarımız,  çeşitli kesimlerimiz, mesleklerimiz ile ilgili yıllardan beridir ileri sürülen bazı iddiaları asgariye indirecek adınlar atılmalı, dijital otomasyon hızlandırılmalı, açıklık ve şeffaflık politikası uygulanmalı, varsa suçluların üzerine gidilmelidir.
7-Yurt dışında yaşayan KKTC vatandaşları ülkemiz için önemlidir. Bu kardeşlerimizin KKTC milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iradelerini sandığa yansıtmaları artık yasal düzenlemelerle halledilmelidir. Güney Kıbrıs dahil pek çok ülke bunu hallederken bizlerin bu yönde adım atmaması söylenenlerin lafta kalması üzücüdür.
8-Yurt dışında yaşayan kardeşlerimizin yatırımlarını ülkemize çekmek burada konut almalarını sağlamak, onları lobicilik faaliyetlerimizin içine aktif bir şekilde katmak ülkemize ciddi kazanımlar sağlayacaktır. Zatı Devletlerinin bu yönde rol üstlenmesi halisane dileğimizdir.
9-Bilinçli bir halk Milli Davamızın en büyük gücüdür. Milli Eğitim Bakanlığı mutlaka Kıbrıs Türkü’nün özgürlük ve varoluş mücadelesinin tüm okullarımızda layıkıyla okutulmasını sağlamalı , halen okullarınıza dağıtılan ve Vakfımız üyelerinin bazılarının daha ilk bakışta bile ciddi hatalar saptadığı tarih kitapları gözden geçirilmeli hatalar giderilmelidir. ( Örnek; Yeni Kıbrıs Tarihi kitabında “ 24 Aralık akşamı Kumsal bölgesinde Rumların denetiminde olan un fabrikasına sabotaja giden Tuncer Hasan, Aziz Güner ve Muhip Hüseyin şehit edilmiştir deniliyor oysa bu şehitlerimiz un fabrikasına sabotaja değil Kumsal bölgesindeki Türklere ölüm saçan makineli tüfek yuvasını susturmak için harekete geçirilmişler ancak şehit olmuşlardı)
10- Çağımızda savaşlar sadece silahlarla yapılmıyor. Medya uluslararası savaşlarda ciddi bir rol oynuyor. Bir çok ulus ve Devlet çıkarları doğrultusunda sizin medyanızı yönlendirme, kullanma yoluna gidebiliyor. Bu nedenle KKTC Devleti’nin medya alanındaki yapısı gözden geçirilmeli bugünkünden daha etkin ve güçlü bir kurumsal yapılaşma için Cumhurbaşkanlığı bünyesinde gereken çalışmalar ivedi olarak yapılmalı, bir “ dezenformasyon yasası” çıkarılmalıdır.
Devlet’in radyo-tv kurumu BRTK ile Devlet ajansı TAK’ın alt yapı ve eleman sorunları ivedilikle aşılmalı bu kuruluşların Anayasal ve yasal çizgide milli davamız, milli değerlerimiz hassasiyetler gözetilerek, savunularak yayın yapmaları sağlanmalıdır.