TÜRKİYE

NATO'da alınan tarihi kararlar ilk kez Ankara Zirvesi'nde uygulanacak

Abone Ol

Türkiye, tarihsel bir kırılmanın eşiğinde 22 yıl sonra yeniden NATO liderlerini ağırlamaya hazırlanıyor.

Liderlerin masasında geçen yıl Lahey Zirvesi'nde alınan kararların hayata geçirilmesinden savunma harcamalarının artırılmasına, NATO Kuvvet Modeli'nin uygulanmasından savunma sanayisinin üretim kapasitesinin güçlendirilmesine, Avrupa'nın üstleneceği yeni sorumluluklardan Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesine kadar İttifak'ın geleceğini şekillendirecek birçok kritik başlık yer alıyor.

Ankara Zirvesi, gündemi itibarıyla 2004 İstanbul Zirvesi ile kurduğu tarihsel bağ dolayısıyla da dikkati çekiyor.

İstanbul Zirvesi, NATO'nun yalnızca Avrupa-Atlantik coğrafyasının savunmasına odaklanan klasik kolektif savunma anlayışından çıkarak Afganistan ve Irak başta olmak üzere kriz yönetimi ve alan dışı operasyonları merkeze alan yeni güvenlik yaklaşımını benimsediği toplantı olmuştu. Afganistan'daki misyonun genişletilmesi, Irak güvenlik güçlerine eğitim desteğinin temellerinin atılması ve İstanbul İşbirliği Girişimi'nin başlatılması, daha sonra "NATO 2.0" olarak anılacak bu dönüşümün simgeleri arasında yer aldı.

Aradan geçen 22 yılda kökten değişen güvenlik ortamının NATO'yu yönelttiği "3.0" olarak tanımlanan yeni güvenlik anlayışı, yine Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı zirvede somutlaşacak.

Bu dönüşümün arkasında ise son yıllarda İttifak'ın tehdit algısını yeniden şekillendiren gelişmeler bulunuyor.

Lahey'e giden süreç

Son yıllarda Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı savaş, Çin'in hızla artan askeri kapasitesi, hibrit tehditler, siber saldırılar, kritik altyapılara yönelik riskler ve Orta Doğu'da derinleşen istikrarsızlık, NATO'nun önceliklerini yeniden şekillendirdi.

Buna ABD'nin Avrupa'dan daha fazla sorumluluk üstlenmesini isteyen yaklaşımı da eklenince İttifak, yeni bir stratejik dönüşüm sürecine girdi.

Bu dönüşümün en önemli itici gücü ise ABD Başkanı Donald Trump'ın yıllardır dile getirdiği "külfet paylaşımı" talebi oldu.

İlk başkanlık döneminden itibaren Avrupalı müttefiklerin savunmaya yeterince kaynak ayırmadığını savunan Trump, Beyaz Saray'a dönüşüyle birlikte NATO'nun geleceğini Avrupa'nın daha fazla yük üstlenmesine bağladı.

Washington'ın talebi yalnızca savunma harcamalarının artırılması değil Avrupa'nın kendi güvenliğinde daha fazla sorumluluk alması ve ABD'nin kaynaklarını Asya-Pasifik başta olmak üzere diğer stratejik önceliklere yöneltebilmesiydi.

Bu yaklaşım, geçen yıl 24-25 Haziran'daki Lahey Zirvesi'nde İttifak'ın yeni yol haritasına dönüştü.

Müttefikler, 2014 Galler Zirvesi'nden bu yana uygulanan gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 2'si hedefini geride bırakarak, 2035'e kadar savunma ve güvenlik harcamalarının GSYH'nin yüzde 5'ine çıkarılması konusunda uzlaştı.

Yeni model uyarınca harcamaların yüzde 3,5'i doğrudan askeri kabiliyetlere, silah sistemlerine, mühimmata, kuvvet hazırlığına ve eğitime ayrılırken kalan yüzde 1,5'in kritik altyapı, askeri hareketlilik, siber güvenlik, dayanıklılık ve benzeri güvenlik yatırımlarına yönlendirilmesi kararlaştırıldı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin geliştirdiği bu formül, Trump yönetiminin talep ettiği yüzde 5 hedefi ile Avrupalı müttefiklerin mali gerçekleri arasında denge kurmayı amaçladı. Böylece yıllardır yalnızca klasik askeri harcamaların hesaplandığı sistem genişletilirken güvenliği destekleyen yatırımlar da ilk kez hedefin parçası haline getirildi.

Lahey'deki taahhütler, Ankara'da uygulamaya dönüşecek

Lahey Zirvesi'nde alınan kararlar kadar bunların nasıl uygulanacağı da önem taşıyor. 7-8 Temmuz'da Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak Ankara Zirvesi'nin tarihi niteliği de burada ortaya çıkıyor.

Ankara'da yeni hedefler açıklanmayacak, geçen yıl üzerinde uzlaşılan hedeflerin hangi takvim ve hangi kabiliyetlerle hayata geçirileceği ele alınacak.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, toplantının mahiyetini "Ankara Zirvesi'ne gelecekte dönüp bakıldığında, insanların bunun verilen taahhütlerin hayata geçirildiği bir zirve olduğunu söylemesini umuyorum. Lahey'de sözleri verdik, Ankara Zirvesi de uygulama zirvesi olmalı." sözleriyle özetledi.

Liderler, Lahey'de üzerinde uzlaşılan savunma harcaması hedeflerinde kaydedilen ilerlemeyi değerlendirecek, bu kaynakların somut askeri kabiliyetlere nasıl dönüştürüleceği üzerinde fikir alışverişi yapacak.

ABD'nin Avrupa'ya sunduğu askeri kabiliyetleri azaltma kararının ardından, kriz anında hangi kuvvetlerin ne kadar sürede harekete geçirileceğini belirleyen NATO Kuvvet Modeli'nde gelinen nokta ile Avrupa'nın devralacağı yeni görevler de liderlerin masasında yer alacak.

Diğer bir gündem maddesini "NATO 3.0" olarak tanımlanan "daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa" anlayışı doğrultusunda savunma sanayisinin üretim kapasitesinin artırılması teşkil ediyor.

Lahey'de alınan kararların ardından müttefikler, artan savunma bütçelerini ihtiyaç duyulan silah, mühimmat ve yeni teknolojilere dönüştürebilecek üretim kapasitesini oluşturmayı hedefliyor.

Bu kapsamda zirvenin ilk gününde geniş katılımlı "NATO Savunma Sanayi Forumu" düzenlenecek. Müttefik hükümetler ile savunma şirketleri bir araya gelirken NATO'nun ihtiyaç duyduğu üretim kapasitesini artırmaya yönelik anlaşmalar, niyet beyanları ve büyük ölçekli savunma sözleşmelerinin açıklanması bekleniyor.

NATO yetkilileri, hem Avrupa'da hem de ABD'de üretim ve teslimat sürelerinin halen ihtiyacın gerisinde kaldığına dikkati çekerken yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketi ve tecrübesiyle Türkiye'nin bu dönüşümde önemli rol üstlenmesi bekleniyor.

Ukrayna'ya desteğin sürdürülmesi de gündem başlıkları arasında öne çıkıyor.

Zirveye Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de katılması beklenirken müttefiklerin Kiev'e siyasi ve askeri desteği sürdürme yönündeki kararlılıklarını yinelemesi öngörülüyor. Liderler, Ukrayna'nın savunma ihtiyaçları, uzun vadeli destek mekanizmaları ve Avrupa'nın bu süreçte üstleneceği daha büyük rolü de değerlendirecek.

Avrupa'nın tümünde hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi ve NATO'nun doğu kanadındaki caydırıcılık faaliyetleri de zirvenin başlıkları arasında yer alacak.

Ankara Zirvesi'ne 32 NATO müttefikinin liderlerinin yanı sıra Asya-Pasifik ortakları Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda ile Körfez bölgesindeki ortak ülkelerin temsilcilerinin de katılması bekleniyor. Zirve marjında bu ortaklarla da güvenlik ve savunma işbirliği başlıklarında temaslar gerçekleştirilecek.

Zirveye katılması beklenen ABD Başkanı Donald Trump'ın, ikinci başkanlık dönemindeki ilk Türkiye ziyaretini Ankara Zirvesi vesilesiyle gerçekleştirecek olması da toplantıya ayrı bir diplomatik önem kazandırıyor.

Türkiye'nin öncelikli gündem başlıkları

Türkiye'nin öncelikleri arasında İran, Körfez ve Filistin'deki gelişmeler ile Orta Doğu'daki güvenlik ortamı da yer alıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 29 Haziran'da NATO Parlamenter Zirvesi'nde yaptığı konuşmada İttifak'ın güvenliğe "360 derece yaklaşımı" doğrultusunda bu başlıkların kapsamlı şekilde değerlendirileceğini belirterek, ABD ile İran arasındaki ateşkesin kalıcı bir çözüme dönüşmesi için Pakistan ve Katar başta olmak üzere dost ve kardeş ülkelerle birlikte katkı sunmayı sürdüreceklerini ifade etmişti.

Ankara'nın, müttefik ülkelerin Türkiye'ye yönelik savunma sanayisi ihracat kısıtlamalarının kaldırılması yönündeki beklentisini gündeme taşıması öngörülüyor. Türkiye'nin ayrıca Avrupa güvenlik mimarisinde daha etkin rol üstlenme, NATO ile Avrupa güvenlik yapıları arasındaki işbirliğinde konumunu güçlendirme ve terörle mücadelede müttefiklerden daha somut destek sağlanmasına yönelik beklentilerini dile getirmesi bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı konuşmasında "Karşı karşıya bulunduğumuz sınamalarla mücadele etmek istiyorsak müttefikler arasında külfet paylaşımını dengeli ve adil şekilde yaparken savunma sanayisi ticareti önündeki engelleri de kaldırmamız gerekiyor." ifadelerini kullanmıştı.