OPEC+ içinde yer alan 7 ülke, Haziran ayı için petrol üretim kotalarını günlük 188 bin varil artırma konusunda anlaşmaya vardı. Küresel piyasalarda arz-talep dengesini korumayı hedefleyen bu karar, petrol fiyatları üzerinde belirleyici olabilir.
NE OLMUŞTU? BAE'NİN AYRILIK KARARI OPEC'TE DENGELERİ DEĞİŞTİRİYOR
OPEC'in üçüncü büyük üreticisi Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) 1 Mayıs itibarıyla gruptan ayrılmasının, yalnızca üretim kapasitesini değil, grup içi dengeleri de değiştirerek OPEC'in petrol piyasası üzerindeki etkisini zayıflatacağı öngörülüyor.
Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'ne (OPEC) 1967'de katılan BAE, grubun yapısının şekillenmesinde etkili aktörlerden biri olarak, son yıllarda üretim kapasitesini artırma talebiyle öne çıkıyordu. BAE'nin bütçe dengesini sağlamak için varil başına yaklaşık 50 dolarlık petrol fiyatı yeterli olurken Suudi Arabistan'ın yaklaşık 90 dolara ihtiyaç duyması iki ülkenin, grubun izleyeceği politikalar üzerinde çekişmesine yol açtı.
Üye ülkelerin üretim kotalarını düzenleyerek küresel piyasalarda petrol fiyatları desteklemeye çalışan OPEC'te bu tür kararlar üyelerin enerji bakanlarından oluşan Bakanlar Konferansı'nda alınıyor. Bu kararların hukuken bağlayıcılığı bulunmamasına rağmen üyeler bu kararlara büyük ölçüde uyuyor. Üretim kapasitesine son dönemde 62 milyar dolar yatırım yapan Abu Dabi yönetimi ise kısıtlamaya gitmek yerine bu yatırımı gelire dönüştürmeyi hedeflediği için grup üyeliğinden çıkarak petrol ihracat gelirlerini artırmayı amaçlıyor.
OPEC'İN PİYASA HAKİMİYETİ ZAYIFLAYACAK
Norveç merkezli araştırma kuruluşu Rystad Energy'nin Kıdemli Başkan Yardımcısı Jorge Leon, BAE'nin OPEC'ten ayrılma kararının bir kırılmaya işaret ettiğini belirterek, kararın OPEC'in piyasa üzerindeki etkisini zayıflatabileceğini söyledi.
Leon, BAE'nin Suudi Arabistan'la birlikte OPEC'te anlamlı düzeyde yedek üretim kapasitesine sahip az sayıdaki üyeden biri olduğunu, bu kapasitenin ise grubun piyasa üzerindeki etkisini sağlayan temel mekanizma olduğunu belirtti.
Bu ayrılığın kısa vadede etkisinin Hürmüz Boğazı'nda devam eden aksaklıklar nedeniyle sınırlı kalabileceğini ifade eden Leon, uzun vadede ise bunun yapısal olarak daha zayıf bir OPEC anlamına geleceğini vurguladı.
Leon, BAE'nin OPEC'ten ayrıldığında üretimi artırma isteğine ve bunu gerçekleştirecek kapasiteye sahip olacağını vurgulayarak, "Bu ayrılık Suudi Arabistan'ın piyasanın ana dengeleyicisi rolünün sürdürülebilirliğine ilişkin daha geniş soru işaretleri yaratıyor." dedi.
OPEC'in arz dengesizliklerini yönetme kapasitesinin azalmasının daha oynak bir petrol piyasasına yol açacağını söyleyen Leon, "Daha dalgalı bir petrol piyasasıyla karşı karşıya kalabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.
"BU KARAR OPEC İÇİN SONUN BAŞLANGICI OLABİLİR"
Oxford Üniversitesi Enerji Sistemleri Öğretim Görevlisi Adi Imsirovic de BAE'nin kararının grubun iç dengelerini sarsabilecek kritik bir adım olduğunu belirterek, "Bu karar OPEC için sonun başlangıcı olabilir." dedi.
BAE'nin uzun yıllardır Suudi Arabistan'ın en güvenilir müttefiklerinden biri olduğunu belirten Imsirovic, "BAE, Suudilerin en güvenilir yardımcılarından biriydi. Kuveyt ile birlikte OPEC'in çekirdek yapısını oluşturuyorlardı." ifadelerini kullandı.
Imsirovic, ayrılık kararının özellikle savaşın sona ermesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açılmasının ardından daha belirgin sonuçlar doğuracağını vurgulayarak, "OPEC'in çekirdek yapısı daha da küçülecek ve Suudi Arabistan'ın fiyatları kontrol etmesi daha zor hale gelecek." değerlendirmesinde bulundu.
OPEC kararlarının bağlayıcılığına ilişkin de konuşan Imsirovic, OPEC'in aldığı kararların uygulanabildiği ölçüde bağlayıcı olduğuna işaret ederek, kurallara uymayan üyelere karşı ciddi siyasi baskı oluştuğunu söyledi.