TÜRKİYE

Özel'den Erdoğan'a deprem konutu tepkisi: Boş senet işinden vazgeç

CHP lideri Özel, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin yıldönümünde Malatya'da konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen Özel, "Deprem konutlarına boş senet işinden vazgeç. Biz parasız yapılsın diye savunuyoruz. Cumhur İttifakı olarak da inşallah böyle bir müjde versinler ben teşekkür edeceğim. Yoksa depremzedeye 18 yıl boyunca ödetecekler." dedi.

Abone Ol

CHP lideri Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin üçüncü yıldönümünde Malatya'da cuma namazı sonrası konuştu. 1999 ve 6 Şubat depremlerini karşılaştıran Özel, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ilk üç gün sahaya çıkmamasının ağır kayıplara yol açtığını savunarak, “1999’da ordu günün ilk ışıklarıyla sahadaydı ve 10 bin 600 can kurtardı. Bu depremde ise üç gün emir bekledi, sadece 360 kişi kurtarılabildi.” dedi.

Özel, deprem konutlarıyla ilgili uygulamalara da tepki göstererek, hak sahiplerine boş senet imzalatılmasını “suç” olarak nitelendirdi. Depremzedelerin ne kadar borçlanacağını bilmeden imza atmaya zorlandığını söyleyen Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Bu deprem konutlarında boş senet işinden vazgeçin, faizleri tamamen sıfırlayın. Deprem için 71,5 milyar dolar toplandı, konutların maliyeti bunun çok altında. Bu paralar depremzedeler için toplandı, bir kuruş daha istenmesin. Senetleri yırtın, deprem bölgesine helal hoş olsun" ifadelerini kullandı.

Özel'in açıklamaları şöyle;

"Malatya ilimizin Doğanşehir ilçesinin Erkenek Mahallesi'ndeyiz. Allah bir daha böyle büyük bir acıyı yaşatmasın. Bir haftadır deprem bölgesindeyiz. Ben depremin olduğu gün, 6 Şubat günü sabahleyin deprem olduktan birkaç dakika sonra şu anda il başkanımız olan Barış Yıldız’ın telefonuyla uyandım. Kendisi Veli Ağbaba’ya ulaşamadığını ve benim ulaşabileceğimi söylerken, 'Yıkıldık başkanım, perişan olduk başkanım. Her yerden sesler geliyor. Malatya yıkıldı başkanım' demişti. Ben o dakika Veli Başkan’ı aradım, ona ulaşmaya çalıştım. Bütün herkesi aradık ve ardından İstanbul’daki televizyon programımı iptal edip sabahleyin 5’te Ankara’ya gittik ve oradaki yaptığımız kriz toplantısından sonra bütün milletvekillerimize buldukları ilk vasıtayla deprem bölgesine intikal etmelerini söylemiştik. Açık olan tek havaalanı Adana Havaalanı'ydı. Çoğu milletvekilimiz Adana Havaalanı'na gitti. Ben kara yoluyla, gecenin ilerleyen saatlerinde hem kış şartları hem de yollarda oluşan kırıklar ve yarattığı yoğun trafikten dolayı gece yarısına doğru Malatya’ya vardım ve 6 Şubat akşamı Malatya’daydım. Geceyi hep birlikte sabahlayarak geçirdik. Malatya'dan sonra ilk geldiğim yer Doğanşehir’di ve depremin ertesi günü öğle saatlerinde buradaydık. Buradan da yollar kapalıydı. Dağ yollarından Nurhak'a ulaşma imkanı oldu ve Nurhak’a dışarıdan giden ilk kişi şoförümüz Mehmet Bey’di ve bendim. Oradan Nurhak’ın sesini duyurduk. İkinci depremde Nurhak’ta çok sayıda kadın hep beraber kazanları kaynatalım diye meydanda toplanıp eşleriyle birlikte kadınlar evlerine girmişti ve evlerinin alt katındaki mutfaklarında çok sayıda kadın göçük altında kalmıştı. Hayatını kaybetmişlerdi. O acı günün yıl dönümünde burada bir kez daha Erkenek’teyiz. Allah bir daha böyle acı yaşatmasın. En başta temennimiz budur. Bunun dışında elbette depremden ders almak gerekiyor ve depreme hazırlanmak, deprem gününden önce gayret göstermek depremde acıyı, kaybı azaltıyor. Depremin yaralarının sarılmasını da kolaylaştırıyor.

"İKTİDAR DEPREME MAZERETSİZ YAKALANDI"

Biz maalesef bundan 3 yıl önceki depreme ülke olarak hazırlıksız yakalandık. Açıkça söylemek gerekir ki iktidar partisi depreme mazeretsiz yakalandı. 21 günlük, 21 aylık değil, 21 yıllık bir iktidar vardı. Daha önceden yaşanmış bir deprem, o depremin üzerine gelmiş bir iktidar. Özel iletişim vergisi 2 yıl alınacakken 21 yıl boyunca almış bir iktidar. Ve depreme hazırlık için halkın hazır olduğu, kanunların hazır olduğu ve özel iletişim vergileriyle toplanan paralarla depreme hazırlık için ihtiyaç olan paranın misliyle fazlasının toplandığı bir dönemde maalesef biz bu depremde hazırlıksız yakalandık ve bu kadar çok kaybımız oldu. Bu kayıplardan ders çıkarmak için bir rakam vermek gerekir ki bu hepimizin kulağına küpe olsun. 1999'da yaşanan depremle bu deprem arasında hiç şüphe yok ki depremin şiddeti de çok benzer, yaratacağı kayıp da çok benzer.

"ORDU 3 GÜN BOYUNCA EMİR BEKLEDİ"

Bu depremde biz 53 bin 537 kişi kaybettik. 1999 depreminde de 15 bin kişi kaybedildi. 1999 depremi ile bu deprem arasındaki fark: Ordu 1999 depreminde günün ilk ışıklarıyla birlikte çıktı ve arama kurtarma faaliyetlerine katıldı. Bu depremde ise ordu, orduyu sokağa çıkarmak kolay, kışlaya geri sokmak zor vehmiyle 3 gün boyunca tam teçhizat emir bekledi. O günkü depremde ordunun kurtardığı hayat sayısı 10 bin 600. Adı belli, T.C.'si belli. Hangi enkazdan çıkarılıp hangi hastaneye teslim edildiği belli. Enkazdan çıkarılıp hâlen yaşayan 10 bin 600 kişi var. Bu depremde ordumuzun kurtardığı hayat sayısı 360. 10 bin 600 - 360. Aradaki farka kimse şaşırmasın. Tersi beklenir. Teknoloji daha iyi, araç gereç daha iyi, eğitim daha iyi. 3 günün farkı bu. Depremde en büyük kayıplar ilk 24 saatte, daha sonra ilk 72 saatte oluyor. Ondan sonra işler mucizeye kalmaya başlıyor. Ordu hemen çıktığında 10 bin 600 kişi kurtarırken, 3 gün geç çıkardığınızda ancak 360 kişi kurtarıyor. Herkesin kulağına küpe olsun. Ertesi gün Kıbrıs Rum Kesimi'nden kurtarma heyeti geldi, Yunanistan’dan kurtarma heyeti geldi, 48 saat sonra Danimarka’dan kurtarma heyeti geldi. Türk Silahlı Kuvvetleri 3 gün sonra çıktı, ancak 360 kişiyi kurtarabildi. Bunu hiçbirimiz unutmayalım ve asla ve asla da unutturmayalım.

"270 BİN KİŞİNİN KONTEYNERDA YAŞAMASINI KABUL ETMİYORUZ"

Diğer taraftan deprem konutları konusunda Türkiye'de siyaset bir yıl içinde bütün evlerin teslim edileceği sözüyle şekillendirildi 2023 yılında. Bu söze inandırıldı. Ancak 1. yıl sonunda evlerin yüzde 2’si, 2. yıl sonunda evlerin sadece yüzde 30’u ve bugün yüzde 70’i tamamlanabildi. Halen daha aldığımız çeşitli rakamlar Malatya’da ve Türkiye’de bu sorunun ortadan kalkmadığını ve çok sayıda kişinin konteynerlarda yaşamaya devam ettiğini gösteriyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Malatya’da 67 bin kişinin konteynerda yaşamasını 3 yıl sonra, Türkiye’de 270 bin kişinin konteynerda yaşamasını 3 yıl sonra, Hatay’da 120 bin kişinin konteynerda yaşamasını kabul etmiyoruz. Konteyner bir mecburiyet. Kim için mecburiyet? Hala evi bitmeyenler için mecburiyet. Kim için mecburiyet? Kiracılar için mecburiyet. Çünkü bir düzen içinde bir evde ödeyebileceği bir kirayla oturan ve geçimi ona göre olan insanlar evini kaybetti, eşyasını kaybetti, işini kaybetti. İşini ya buldu ya bulamadı ama şimdi onlara ev vermediğimiz için konteynera mahkumlar.

"BİR GÜN EVLADINI, EŞİNİ, ANANI, BABANI KONTEYNERDA BULURSUN SONRA KUL HAKKI YEDİĞİNE PİŞMAN OLURSUN

Malatya'da ortalama kira 15 bin lira. Sayın Kurum, 'Deprem bölgesinde 5 bin liraya ev var' dedi. Sordum, en ucuzu 15 bine de itiraz ediyor. 'O evde oturulmaz' diye. Kiracı zaten bu imkanları olmadığı için konteynerde. Bunun üstüne olur olmaz eleştiriler iktidar medyasından. Ben anlamıyorum, neyi paylaşamıyoruz? Yani bunun AK Partisi, CHP’si yok ki. Konteynerda kalana saldırıyorlar: 'Rahata alıştınız, bedavaya alıştınız, elektrik bedava, su bedava.' Ya bir gün sen kal bakalım o konteynerda; elektrik bedava, su bedava. Ben deprem döneminde birkaç gece geçirdim de ben birkaç ayı tahayyül edemiyorum. Birkaç yıldır, 3 yıldır konteynerda. 'Konteyner konforu' diye bir laf icat etti iktidar medyası. Olacak söz değildir. Gerçekten buradan cuma mübarek gün söylüyorum, Allah’ın gücüne gider. Bir gün evladını, eşini, ananı, babanı konteynerda bulursun. Ondan sonra kul hakkı yediğine pişman olursun. O yüzden kimse konteynerda kalanlara laf söylemesin, onların sorunlarını çözsünler. Elektriğini kesmekle, suyunu kesmekle, sokağa atmakla, tehdit etmekle bu işler olmuyor. Biz burada doğru yapılana doğru diyoruz, yanlış yapılana yanlış diyoruz. Sabahleyin Gölbaşı’nda Cumhuriyet Halk Partili olmayan üç belediyeye ağız dolusu teşekkür ettim ben, Gölbaşı’na yaptığı katkılardan dolayı. Hatay Samandağ’da Uşak Belediyesi o kadar canla başla çalışıyordu ki, o zaman AK Parti’deydi. AK Partili belediye başkanını aradım. Şaşırdı önce. Ben dedim, 'Samandağ’da yemek dağıtıyorsunuz başkan.' 'Dağıtamaz mıyım?' dedi bana. 'Olur mu başkanım, Allah senden bin kere razı olsun' dedim. O kadar canla başla, o kadar güzel çalışıyorlardı ki teşekkür etmek için aradım. Bu işin böyle partisi martisi olmaz ama Tayyip Bey tutturdu: 'Her şeyi ben yaptım, Cumhuriyet Halk Partisi çivi çakmadı, taş üstüne taş koymadı.' İnsan gerçekten üzülüyor ve kahroluyor yani. Bakın Malatya’ya biz söylemiyoruz. Söylemeyince ‘hiçbir şey yapmadılar’ diyor. Bu sefer herkes kızıyor. ‘Genel Başkanım, söyle bunu, bu hafta artık’ dediler; çıktım söyledim yani. Malatya’ya 668 araç gelmiş CHP’li belediyelerin. Bin 487 personel gelmiş. 662 tır insani yardım ulaştırmışız Malatya’ya. Yiyeceğinden çocuk bezine kadar, hijyen paketlerine kadar, deterjanına kadar. Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin belediyeleri Malatya’da altyapı ve yol hizmetlerinde çalışmış ayrıca.

"DEPREM KONUTLARINA BOŞ SENET İŞİNDEN VAZGEÇ"

'Depremde yoktunuz' diyor. İlk gün Doğanşehir’e gelen benim. Bakın bugün Osmaniye’den başladım. Haftanın son günü geldim. O gün ilk gelen kişi benim. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yaptığı, ettiğinin dışında bir önerdiği var. Birincisi, evleri alırken boş senet imzalatıyorlar. Bu suç. Kimse ne para ödeyeceğini bilmeden bir şeye imza atmak zorunda değildir. Faiz kısmının sıfır olması lazım. Tayyip Bey bugün Osmaniye’de olacak. Nihayet geldi. Bu hafta herkes bu haftayı sevdikleriyle geçirdi. Ben bu haftayı Osmaniyelilerle, Nurdağlılarla, Kahramanmaraşlılarla, Adıyamanlılarla, Gölbaşılılarla, Doğanşehirlilerle geçirdim. Tayyip Bey de bu haftayı Suudi Arabistan’da eskiden 'eli kanlı katil' dediği prensle, 'darbeci' dediği Sisi ile geçirdi. Nihayet bugün memleketimize kavuştu.

Birazdan da herhalde saat 2 gibi Osmaniye’de o da bir konuşma, bir açıklama yapacak. Dükkanlar dahil, rezerv alan dahil, köy evleri dahil, 'hiç faiz almayacağız' de, bir bunu söyle. Çünkü faizden korkuyor millet. Ben fazlasını söylüyorum: Eğer bunu söylerse bugün ağız dolusu teşekkür edeceğim Tayyip Bey'e; 'Şu deprem konutlarından para almayacağını ilan etti' diye. Bu deprem konutlarına boş senet işinden falan vazgeç. Biz parasız yapılsın diye savunuyoruz. Şimdi şunu söyleyeyim: Depremle birlikte motorlu taşıtlar vergisini iki kere ödeyeceğiz dediler, bütün Türkiye ödedi. Normalde isyan çıkar, depreme diye kimse bir şey demedi. Böyle bir millet. Öte yandan KDV iki katına çıktı, bir şey demedi millet, ödedi. ÖTV arttı, millet ödedi. Yurt dışına çıkış puluna kadar zam geldi, her şey ödendi. Şimdi geldiğimiz bu noktada 'deprem konutlarından para alalım”' diyorlar. Deprem konutlarının parasını aldık zaten. 50 milyar dolar bağıştan toplandı. 6 milyar dolar yurt dışı bağışlardan toplandı. Bunun dışında bu depremin fazla vergilerinden 16 milyar dolar toplandı.

"71,5 MİLYAR DOLAR PARA TOPLANDI; DEPREM BÖLGESİNE HELAL HOŞ OLSUN"

Toplamda 71,5 milyar dolar para toplandı depremden. Bu evlerin toplam maliyeti 40 milyar dolar. Bu paralar depremzedenin konutu için toplandı. Sizlere verilecek evlerin senetlerini yırtsınlar; helali hoş olsun, bir kuruş istemiyoruz. Tayyip Bey’den Osmaniye’de ümit ediyorum gazeteciler sorsun. 'Özgür Bey’in bir çağrısı var' desin. Ya bırakın faizi. Şöyle duyuyorum: 'Altyapıdan para alalım' Deprem olmuş, dağın başına evi yapmışız; kanalizasyon, su bağlayacağız. Onun parasını da depremzededen mi alacağız? Devletin görevi bunlar. Ne altyapıdan alalım ne üst yapıdan. 71,5 milyar dolar para toplandı; deprem bölgesine helal hoş olsun. Bu parayı bir daha geri almayacağını ilan etsin. Benim söyleyeceğim bu kadar. "