Troodos Dağı, Doğu Akdeniz’in en yüksek noktası olmasının yanı sıra, Amerikan ve İngiliz istihbarat birimlerinin sinyal ve iletişim istihbaratı faaliyetleri yürüttüğü bir merkez olarak biliniyor. Öztürk, bu bölgenin aynı zamanda İsrail tarafından da kullanıldığını ve Echelon sistemi kapsamında dünyanın en büyük “telekulağı” konumunda olduğunu ifade etti.

Kıbrıs’ta kamuoyunun genellikle İngiliz egemen üsleri olan Agrotur ve Dikelya’yı bildiğini belirten Öztürk, asıl stratejik merkezin Troodos olduğunu vurguladı. İngilizlerin Süveyş’teki üslerini kaybettikten sonra operasyonlarını Kıbrıs’a taşıdığını ve adada nükleer bomba depoladıklarının da bilindiğini söyledi.

Karting Derneği’nden Ozanoğlu’na ziyaret
Karting Derneği’nden Ozanoğlu’na ziyaret
İçeriği Görüntüle

Öztürk, GKRY’nin 2019’dan itibaren İsrail ile geliştirdiği askeri ilişkiler kapsamında sinyal istihbaratı ve nükleer silah faaliyetlerinin arttığını belirtti. Bu durumun İran’ın bölgedeki hedeflerini genişletmesine neden olduğunu ifade eden Öztürk, “Bugün Siyonist İsrail’in İran’a yönelik saldırısı, dünyayı ateşe verecek bir fitili ateşlemiştir. GKRY, kısa vadeli çıkarlar uğruna Kıbrıs’ı bu ateşin ortasına sürüklemiştir” dedi.

Yunanistan ve GKRY’deki bazı siyasetçilerin de bu durumu sert şekilde eleştirdiğini belirten Öztürk, Kıbrıs genelinde başta Troodos olmak üzere tüm yabancı askeri üslerin kapatılması ve adanın hızla silahsızlandırılması gerektiğini savundu. “Yarın İran’dan atılacak bir füzenin Troodos’u vurması beklenmemelidir. İran, açıkça savaşın tarafı olan her yeri vuracağını ilan ediyorsa, öncelikli hedeflerden birinin Troodos olması kaçınılmazdır” diyen Öztürk, sözlerini “Ben Kıbrıs’ın bir barış adası olmasını istiyorum” diyerek tamamladı.