Doğu Akdeniz Üniversitesi (DAÜ) Akademik İşlerden Sorumlu Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Osman M. Karatepe, DAÜ Atatürk Araştırma ve Uygulama Merkezi (ATAUM) adına 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü’nün 111. yıl dönümü nedeniyle bildiri yayımladı. Prof. Dr. Karatepe söz konusu bildiride şu ifadelere yer verdi:

Bugün yüz yılı aşan bir geçmişe sahip olan Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde yürütülen büyük bir mücadele sonucunda kurulmuştur. Bu mücadelenin en önemli dönüm noktalarından biri, deniz, kara ve sınırlı ölçekte hava harekâtlarının birlikte yürütüldüğü Çanakkale Savaşları olmuştur. Çanakkale Cephesi’nde verilen bu mücadele, ilerleyen yıllarda gerçekleşecek olan Milli Mücadele’nin ilk kıvılcımını oluşturmuş ve Türk milletinin bağımsızlık iradesini tüm dünyaya göstermiştir. Nitekim Türkiye tarihi içerisinde seçkin bir yeri olan ve 18 Mart 1915 tarihinde kazanılan Çanakkale Deniz Zaferi, Avrupa kamuoyunun uzun yıllar boyunca “hasta adam” olarak nitelendirdiği Osmanlı Devleti’nin uzun bir aradan sonra elde ettiği ilk büyük askerî başarı olarak tarihe geçmiştir.

O gün Çanakkale’de gerçek anlamda bir ölüm-kalım mücadelesi verilmiş; Türk milletinin direnci ve Mustafa Kemal’in askerî yeteneği büyük devletlere karşı kazanılan ezici bir zaferle ortaya konulmuştur. Çanakkale Cephesi, Mustafa Kemal’in askerî dehasını ve liderlik özelliklerini sergilemesine imkân sağlamış; bu süreç onun ilerleyen yıllarda Milli Mücadele’nin lideri olarak tarih sahnesine çıkmasına zemin hazırlamıştır. Bu bakımdan Çanakkale Zaferi yalnızca bir askerî başarı değil, aynı zamanda İstiklal Savaşı’na, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna ve Cumhuriyet İnkılaplarına giden tarihsel sürecin de önünü açan önemli bir dönüm noktası olmuştur. Türk milleti, yıkılan bir imparatorluğun ardından yeni bir devlet düzenini, başmimar Mustafa Kemal’in önderliğinde yeniden ve güçlü bir şekilde inşa etmiştir.

Büyük bir mücadele ve sarsılmaz bir inancın ürünü olan Çanakkale Zaferi, yalnızca Türk tarihi açısından değil, dünya tarihi bakımından da önemli bir dönüm noktası niteliği taşımaktadır. Bu zaferle birlikte, teknolojik açıdan üstün silahlara ve güçlü donanmalara sahip olan denizaşırı sömürge imparatorluklarının da yenilebileceği tüm dünyaya gösterilmiştir. İtilaf Devletleri’nin Çanakkale Boğazı’nı geçerek İstanbul’u ele geçirme planları başarısızlıkla sonuçlanmış ve bu durum savaşın seyrini önemli ölçüde etkilemiştir. Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Sir Edward Grey; “Tarihteki hiçbir olay, Çanakkale Savaşları’nda olduğu kadar yapılan plan ve öngörüleri boşa çıkartmamış, alınan kararları karıştırmamış ve belirlenen stratejik kuralları bozamamıştır.” sözleriyle Çanakkale Zaferi’nin uluslararası ölçekteki tarihsel önemine dikkat çekmiştir.

Bu büyük mücadelenin Kıbrıs’a yansıması ise farklı bir boyutta gerçekleşmiştir. Bir gün yeniden Türk yönetimine bağlanacağına olan inancını diri tutan ve bu dönemde İngiliz idaresi altında bulunan Kıbrıslı Türkler için anavatanla kurulan temas, oldukça dramatik bir şekilde Çanakkale Savaşları sırasında esir düşen Türk askerlerinin İngiltere tarafından Gazimağusa Karakol Esir Kampı’na getirilmesiyle gerçekleşmiştir. Adaya getirilen Türk savaş esirleri, İngiliz kontrolünden kurtularak Anadolu’ya ulaşmak ve esaret hayatından kurtulmak amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır. Bu süreçte söz konusu esirlere en büyük destek ve yardım ise Kıbrıslı Türkler tarafından sağlanmıştır. Bu vesileyle, anavatandan getirilen Çanakkale savaş esirlerine yardım etmek için büyük bir fedakârlık gösteren Kıbrıslı Türkleri de saygı ve minnetle anmak gerekmektedir.

Avrasya Stratejik Araştırmalar Vakfı ve Platformu'nun Geleneksel İftar Daveti Darülaceze Başkanlığında Düzenlendi
Avrasya Stratejik Araştırmalar Vakfı ve Platformu'nun Geleneksel İftar Daveti Darülaceze Başkanlığında Düzenlendi
İçeriği Görüntüle

Çanakkale Zaferi, yalnızca geçmişte kazanılmış bir askerî başarı olarak değil, aynı zamanda Türk milletinin bağımsızlık, birlik ve dayanışma ruhunun en güçlü sembollerinden biri olarak değerlendirilmelidir. Bu zafer, imkânsızlıklar içinde dahi güçlü bir irade ve kararlılıkla mücadele eden bir milletin tarih sahnesindeki varlığını sürdürme azmini göstermesi bakımından büyük bir anlam taşımaktadır. Bu nedenle Çanakkale, sadece bir savaş alanı değil; aynı zamanda milli hafızada yer etmiş bir direniş ve fedakârlık simgesi olarak günümüzde de önemini korumaya devam etmektedir.

Çanakkale Zaferi’nin 111. yıl dönümünde, başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, büyük bir zafer kazanarak Türk milleti için hayatlarının baharında şehit düşen kahraman Mehmetçiklerimizi minnet ve şükranla anıyoruz.