Söyleşide ustalık kavramının yalnızca bir zanaatin aktarılmasıyla sınırlı olmadığını ifade eden Karaboğa, ustalaşmanın ömür boyu devam eden bir süreç olduğunu vurguladı. Ona göre sanatçı, kendisini hiçbir zaman tamamlanmış bir “usta” olarak görmemeli; farklı ustalardan öğrenmeye, değişmeye ve kendisini geliştirmeye her zaman açık olmalı. Karaboğa bu yaklaşımını, “Hiçbir zaman usta olmazsınız. Sadece usta olmaya çalışırsınız.” sözleriyle ifade etti.
Kendi tiyatro yolculuğunun geleneksel bir usta-çırak ilişkisi içerisinde başlamadığını belirten Karaboğa, Boğaziçi Üniversitesi’nde tarih eğitimi aldığı dönemde Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’na katılmasıyla oyunculuğa yöneldiğini anlattı. Burada oyunculuğu bir hobi ya da kulüp faaliyeti olarak değil, üzerinde derinleşilmesi ve ustalaşılması gereken bir sanat alanı olarak ele aldıklarını belirten Karaboğa, ekip içerisindeki çalışmaların zamanla kolektif bir üretim ve öğrenme ortamına dönüştüğünü aktardı.
Karaboğa, tiyatro alanındaki akademik yolculuğunda ise Zehra İpşiroğlu ve Dikmen Gürün başta olmak üzere, Füsun Akatlı, Hasan Anamur, Şara Sayın, Cevat Çapan ve Hasan Kuruyazıcı gibi isimlerden aldığı eğitimin önemine değindi. Özellikle Dikmen Gürün’ün kendisine verdiği “el”in, sonraki birikimi ve deneyimleri açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Gürün’ün mütevazılığı, kendisini geri çekmeyi bilmesi ve çevresindeki insanlara alan açmasıyla da kendisi için önemli bir usta olduğunu belirtti.
Söyleşinin ilerleyen bölümünde Karaboğa, Genco Erkal ve Atilla Alpöge gibi isimlerle kurduğu ilişkinin de kendi tiyatro anlayışındaki yerini anlattı. Tiyatroda yaşa ve hiyerarşiye dayalı bir mesafe yerine, meslektaşlık ve karşılıklı öğrenme ilişkisinin önemine dikkat çeken Karaboğa, öğrencilerine de bu anlayışla yaklaştığını ifade etti.
Karaboğa söyleşide ayrıca, gençlik yıllarında izlediği Genco Erkal’ın bir performansının tiyatroya bakışında bıraktığı derin etkiyi paylaştı. Küçük ve mütevazı bir mekânda gerçekleşen bu deneyimin, tiyatronun özünü ve seyirciyle kurduğu ilişkiyi anlamasında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Karaboğa, tiyatroya değer vermenin gösterişli koşullardan bağımsız olduğunu vurguladı.
Yaklaşık bir saat süren söyleşide Prof. Dr. Kerem Karaboğa, tiyatronun birikim, aktarım, öğrenme ve sürekli gelişim üzerine kurulu doğasına ilişkin düşüncelerini kendi deneyimleri üzerinden aktarırken, sanat yaşamında iz bırakan ustalarını da kişisel anılarıyla birlikte anlattı.
“Ustalar Ustalarını Anlatıyor” serisinin 20. bölümünde yer alan söyleşi, Türkiye Tiyatro Vakfı’nın dijital kanalları üzerinden izlenebilir.




