<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Kıbrıs Türk Haber</title>
    <link>https://www.kibristurk.com</link>
    <description>Kıbrıs Türk Haber, en güncel Kıbrıs haberleri, KKTC son dakika haberleri, en son Kıbrıs ve KKTC haberleri için bizi takipte kalın.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.kibristurk.com/rss/yasam-1" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2024. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 03 Sep 2026 06:58:51 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/rss/yasam-1"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Meme Kanserinde Yeni Cerrahi]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/meme-kanserinde-yeni-cerrahi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/meme-kanserinde-yeni-cerrahi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Etlik Şehir Hastanesi Onkoloji Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Doğan ve ekibince, meme kanserinin tedavisine yönelik geliştirilen yeni onkoplastik cerrahi yöntem,"Surgical Innovations​​​​​​​" dergisinde yayımlanarak dünya tıbbının kullanımına sunuldu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Etlik Şehir Hastanesi Onkoloji Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Lütfi Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, meme kanseri cerrahisinde hastalığın tedavisinin yanı sıra memenin korunmasının da kadınların vücut imajı, psikolojisi ve sosyal yaşamlarına dönüşleri açısından önem taşıdığını belirtti.</p>

<p>Onkoplastik cerrahiyle ameliyat izinin azaltılabildiğini, memede doğal görünüme yakın bir sonuç elde edilebildiğini anlatan Doğan, ameliyat edilmeyen diğer memeyle simetrinin korunmasının da hastanın psikolojisine olumlu yansıdığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Doğan, kliniklerinde 20'ye yakın onkoplastik cerrahi teknik uyguladıklarını, ancak özellikle memenin dekolte bölgesinde, iç tarafta yeterli meme dokusu bulunmaması nedeniyle bu bölgedeki tümörlerde uygulanabilecek cerrahi seçeneklerin sınırlı kaldığını aktardı.</p>

<p>Bu bölgedeki tümörlerde memenin tamamının alınmasının tercih edilebildiğini dile getiren Doğan, meme koruyucu cerrahinin onkoplastik bir yöntem kullanılmadan uygulanması halinde ise ameliyat sonrası kozmetik sonuçların hasta ve hekim açısından tatmin edici olmayabildiğini kaydetti.</p>

<p>Doğan, bu alandaki cerrahi seçenekleri artırmak amacıyla uzun süredir yeni bir yöntem üzerinde çalıştıklarını ifade ederek, "Yılların deneyimiyle memenin iç kadranında bulunan tümörler için yeni bir teknik geliştirdik ve uyguladık. Uzun bir kesi yapmıyoruz, kısa bir kesi oluyor. Dışarıdan bakıldığında iz çok fazla görünmüyor. Estetik sonuçları da uyguladığımız hastalardan aldığımız geri dönüşler iyi ve tatmin edici. Geliştirdiğimiz teknik uluslararası 'Surgical Innovations' dergisinde yayımlandı. Uyguladığımız tekniği dünya tıbbının kullanımına sunduk." diye konuştu.</p>

<p><img alt="Content media" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/09/02/thumbs_b_c_240dcc3f5b07386870a5308e58c90b58.jpg" /></p>

<h2>"Geliştirdiğimiz teknikle hastamızın memesini koruduk"</h2>

<p>Geliştirdikleri tekniği, memenin iç kadranında tümörü bulunan 45 yaşındaki Elif Yılmaz'ın tedavisinde de uyguladıklarını dile getiren Doğan, hastanın memesinde tümör ve koltuk altı lenf bezlerinde hastalık bulgularıyla kendilerine başvurduğunu anlattı.</p>

<p>Hastalığın bu aşamasında memenin ve koltuk altı lenf bezlerinin korunmasının mümkün görünmediğini aktaran Doğan, ameliyat öncesinde uygulanan kemoterapiye iyi yanıt alınmasının ardından hastayı meme koruyucu cerrahi açısından yeniden değerlendirdiklerini söyledi.</p>

<p>Başhekim Prof. Dr. Doğan, şunları kaydetti:</p>

<p>"Normal şartlarda hastamızın memesini korumak çok mümkün değildi. Memesinin tamamının ve koltuk altı lenf bezlerinin alınması gerekiyordu. Hastamızın tümörü iç kadranda dekolte bölgesi dediğimiz göğüs duvarına yakın alandaydı. Tümörü iç kadranda olduğu için geliştirdiğimiz tekniği uyguladık. Bu tekniği uygulamasaydık iç taraf tümörü olduğu için kozmetiğin iyi olmayacağı düşünülerek memenin alınması gerekebilirdi. Bu durumda dümdüz kalırdı göğüs duvarı, silikon veya kendi öz dokusunu koruyarak yeni bir meme yapılması gerekirdi. Onkoplastik bir teknik kullanılmazdı ama o zaman da kozmetik sonuçlar bu kadar iyi olmazdı. Geliştirdiğimiz teknikle hastamızın memesini koruduk ve kozmetik olarak kendisinin de tatmin olduğu bir sonuç ortaya çıktı. Hasta bir gün içerisinde taburcu oldu ve kısa sürede günlük hayatına dönme imkanı buldu." <img height="531" src="https://web-cdnprod.aa.com.tr/uploads/Contents/2026/09/02/14cfb65747f83b81cf755a6d848aef19.jpg" width="809" /></p>

<h2>"Göğsümü kaybedeceğimi düşünerek karamsarlığa kapılmıştım"</h2>

<p>"Doğan Tekniği"nin uygulandığı Yılmaz da ocak ayında kendi kendine muayene sırasında sol memesinde kitle fark etmesi üzerine Etlik Şehir Hastanesine başvurduğunu, yapılan tetkik ve biyopsinin ardından meme kanseri tanısı aldığını anlattı.</p>

<p>Tanının ardından hem hastalık hem de memesini kaybetme düşüncesinin kendisinde büyük endişe yarattığını dile getiren Yılmaz, "İlk tanıyı aldığım zaman çok korktum, çok endişelendim. Öncelikle hayatımı kaybetmekten endişelendim. Daha sonra göğsümü kaybedeceğimi düşünerek çok büyük karamsarlığa kapılmıştım ama buraya geldiğim süreçte doktorların yardımıyla bu süreci daha kolay atlattım." dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tedavinin ardından memesinin korunmasının kendisi için önem taşıdığını ifade eden Yılmaz, "Bu tedavi sürecinden çok memnunum çünkü göğsüm alınmadı, göğsümde herhangi bir değişiklik olmadı. Ölçüleri eşit, herhangi bir küçülme olmadı. O yüzden de çok rahatım. Korkularım geride kaldı, kanseri yendim, şu anda iyiyim, sağlıklıyım." diye konuştu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/meme-kanserinde-yeni-cerrahi</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 11:37:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/09/haber-fotograf-bulent-7-17.png" type="image/jpeg" length="35247"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kriz anında ne yapmalı…]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/kriz-aninda-ne-yapmali</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/kriz-aninda-ne-yapmali" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi esnasında hızlı müdahalenin hayat kurtardığına işaret eden Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Melih Us, doğru bilinen yanlışları, kriz anında neler yapılması, nelerin ise kesinlikle yapılmaması gerektiğini anlattı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KARDİYOVASKÜLER yani kalp ve damar hastalıkları uzun yıllardır dünya genelindeki ölüm istatistiklerinde yüzde 13 ile birinci sırada. Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre yılda 9 milyon insan iskemik kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybederken bu oran günden güne artış gösteriyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Melih Us, komedyen Cem Yılmaz’ın kalp kriziyle tekrar gündeme gelen kalp hastalıklarına karşı uyarılarına devam etti. Ailesinde kalp hastalığı olmasa dahi herkesin 35 yaşını geçmeden damarlarını kontrol ettirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Us, “Kriz bazen sessiz de gelebilir ama belirtileri varsa mutlaka ciddiye alınmalı” dedi.</p>

<p>ÖKSÜRMEK KURTARMAZ</p>

<p>Kalp krizi esnasında öksürülmesinin krizden koruyacağına dair halk arasında yaygın olarak bilinen bilginin aslında doğru olmadığı, kriz geçiren birinin nefes alırken dahi zorlanacağına dikkat çeken Prof. Dr. Melih Us, “Ne kadar hızlı müdahale edilirse kalp dokusu o kadar korunmuş olur” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><img alt="Kriz anında ne yapmalı… Kalp sağlığında son gelişmeler-2" height="100%" src="https://image.hurimg.com/i/hurriyet/90/770x0/6a9775aa242e1cf6f869e2a0.jpg" width="867" /></p>

<p></p>

<p>KRİZ ŞÜPHESİ VARSA KAFA YAN ÇEVRİLMELİ</p>

<p>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Us, “Peki kalp krizi anında ne yapılmalı?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:</p>

<p>“Kriz şüphesi varsa hastanın yakınındakiler hiçbir müdahalede bulunmamalı. Hastayı hareketsiz tutarak, ayağa kaldırmadan ve solunum yolunun tıkanmaması için kafasını yan çevirerek 112’yi aramasında fayda var.”</p>

<p>DİL ALTI VERMELİ Mİ</p>

<p>“Hipoglisemi, ritim bozuklukları, tansiyon düşmesi ya da hipertansif kriz de kalp krizine benzeyebilir. Hastaya bu durumda dil altı vermek çok tehlikeli olabilir. Ambulans çağırıp solunum yolunu açık tutmak için kafasını yan çevirmek en doğrusu. Tedavide ise artık elimiz çok daha güçlü. <a href="https://www.hurriyet.com.tr/haberleri/kalp-krizi" rel="nofollow" target="_blank">Kalp krizi</a> demek damar tıkandığı için dokulara kan gitmemesi demek. Şu anda ise amaç dokuya mümkün olan en hızlı şekilde kan gitmesini sağlamak. Tam tıkalı damarlara matkap adı verilen bir yöntem uyguluyoruz. Tıkanıklığı açarak ilaçlı stentler ile damarı açık hale getiriyoruz. Bu olmuyorsa o zaman baypas yapılıyor. Bir diğer fark yaratan uygulama ise ilaçlı balonlar. Küçük damarlara stent uygun olmadığında ilaçlı balonlar kullanıyoruz. Bu tedavilerde de yine BT anjiyo kullanabiliyoruz.”</p>

<p></p>

<p><img alt="Kriz anında ne yapmalı… Kalp sağlığında son gelişmeler-2" height="100%" src="https://image.hurimg.com/i/hurriyet/90/770x0/6a9775a7242e1cf6f869e29e.jpg" width="867" /></p>

<p></p>

<p>SUYU TÜM GÜNE YAYARAK İÇİN</p>

<p>Stent ya da baypas yaptıktan sonra hastalarımız rahatlamamalı. Tedavi burada bitmiyor, çünkü orayı tıkayan mekanizma devam ediyor. Hasta diyelim ki diyabetine dikkat etmezse, kan sulandırıcı almazsa, hipertansiyona dikkat etmezse damarlar tekrar tıkanıyor. Hasta büyük oranda kendi kaderini kendisi belirliyor. Uluslararası kılavuzların dediğine göre eğer hasta bunlara dikkat ederse damarın açık kalma olasılığı çok yüksek oluyor. Kişi tütün kullanımına devam ederse, diyetine dikkat etmezse tekrar tıkanıyor. Bir de su çok önemli. Mesela bir borudan reçel aktığını düşünelim. Kan da reçel gibidir. Burada su tüketmek damardan geçen kan akışını rahatlatır. Antalya gibi sıcak iklimde yaşayanların daha fazla tüketmesi gerekiyor. Bu suyu özellikle de gün içine yayarak almak gerekiyor. Kalbin ne kadar hasar aldığını bilmek çok önemli. Bunun derecelerine göre hastaların tedavileri şekillenir.</p>

<p>NABIZ YÜKSELTEN SPORLARA DİKKAT</p>

<p>Prof. Dr. Us, ‘spor’ konusuna da değinerek, şu bilgileri verdi: “Egzersizlerde bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. Nabız aşırı yükseltilip kalbe eziyet ediliyor. Stent ya da baypas olmamış hastalarda bile eğer kalpte bir rahatsızlık varsa nabız 130 üstüne çıktığında kalp boşalamıyor ve nabız 170’e çıkıyor. Buna yağ yakımı deniliyor ama bu yağ yakımı değil. Bu birçok şeye davetiye çıkarıyor. Dolayısıyla kalp damar hastaları için egzersizlerin kontrollü yapılması gerek. Kalp sağlığını korumanın en önemli bileşenlerinden biri aktif hayat tarzı.</p>

<p>Düzenli egzersiz hem koruyucu hem tedavi edici özelliğe sahip. İki türlü egzersiz var, biri nabız artıran egzersizler. Bunlar doğru yapıldığında kardiyovasküler sistemi koruyor. Bilinçsiz aşırı nabız yüklenmesinden kaçınmak lazım. Diğer tür egzersizler de kas kütlesini arttıran direnç egzersizleri. Bu iki tip egzersiz kombine planlandığında insülin direncini azaltıyor.”</p>

<p>kaynak:hürriyet</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/kriz-aninda-ne-yapmali</guid>
      <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 09:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/09/haber-fotograf-bulent-21-19.png" type="image/jpeg" length="21877"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağırsak Sağlığı İçin Günde Kaç Badem Yenmeli?]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/bagirsak-sagligi-icin-gunde-kac-badem-yenmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/bagirsak-sagligi-icin-gunde-kac-badem-yenmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Protein, lif, magnezyum ve sağlıklı yağlar bakımından zengin olan badem, bağırsaklardan kalp sağlığına kadar birçok alanda fayda sağlayabiliyor. Peki araştırmalarda 45 bademe kadar çıkan günlük tüketim miktarı gerçekten gerekli mi? Uzmanlara göre çoğu kişi için bir avuç badem yeterli.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Badem genellikle kuruyemiş olarak bilinse de aslında şeftali ve kirazla akraba olan bir meyvenin çekirdeği. Lif, protein, E vitamini, magnezyum ve tekli doymamış yağlar içeren badem, küçük bir porsiyonda birçok besin öğesi sunuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beslenme uzmanlarına göre günde yaklaşık 30 gram badem tüketmek yeterli olabilir. Bu miktar, bademlerin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 20 adet ya da küçük bir avuca karşılık geliyor.</p>

<p>Daha fazla badem tüketmenin bazı ek yararları olabileceği düşünülse de herkesin her gün 45 badem yemesi gerekmiyor.</p>

<p>2025 yılında yayımlanan bir araştırmada, metabolik rahatsızlıkları bulunan kişilerin günde 45 badem tüketmesi incelendi. Araştırmacılar bu miktarın bağırsak sağlığı, besin alımı ve kalp-damar sağlığı üzerinde olumlu sonuçlar oluşturabileceğini bildirdi.</p>

<p>Ancak uzmanlar, araştırmadaki miktarın günlük yaşam için oldukça yüksek olduğunu ve 30 gramlık standart porsiyonun da önemli faydalar sağlayabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Yaklaşık 30 gram bademde 4 grama yakın lif bulunuyor. Bu lifin bir bölümü, bağırsaktaki yararlı bakteriler tarafından besin olarak kullanılabiliyor.</p>

<p>Düzenli lif tüketimi bağırsak hareketlerinin sürdürülmesine, sindirimin desteklenmesine ve bağırsak mikrobiyotasının çeşitlenmesine yardımcı olabiliyor.<br />
Bademde bulunan lif, protein ve yağ birleşimi, daha uzun süre tok kalmaya yardımcı olabilir. Bu nedenle şekerli veya yoğun işlenmiş atıştırmalıkların yerine küçük bir porsiyon badem tercih edilebilir.</p>

<p>Ancak porsiyon kontrolü önem taşıyor. Çünkü yaklaşık 30 gram badem 170 ila 200 kalori içerebiliyor.</p>

<p>Yaklaşık 30 gram badem, ortalama 80 miligram magnezyum içeriyor. Magnezyum; kasların, sinir sisteminin ve enerji metabolizmasının normal çalışmasında önemli rol oynuyor.</p>

<p>Bu mineralin yeterli alınması, kan şekeri kontrolünün desteklenmesine de katkı sağlayabiliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>SAĞLIK, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/bagirsak-sagligi-icin-gunde-kac-badem-yenmeli</guid>
      <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 15:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/08/haber-fotograf-bulent1-34-8.png" type="image/jpeg" length="32950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Haşimato hastaları dikkat!]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/hasimato-hastalari-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/hasimato-hastalari-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haşimato ve tiroid hastalıklarıyla ilgili sosyal medyada yayılan yanlış bilgiler, hastaları gereksiz diyetlere yöneltebiliyor. Prof. Dr. Feridun Karakurt, özellikle “glutensiz beslenmek şart” ve “kilo almanın nedeni mutlaka tiroid” gibi yaygın inanışlara karşı uyarıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tiroid hastalıklarıyla ilgili internette dolaşan bilgiler, zaman zaman hastaların kafasını karıştırabiliyor. Özellikle Haşimato hastalığında beslenme, kilo artışı ve kullanılan tuz türüyle ilgili birçok yanlış inanış bulunuyor. Prof. Dr. Feridun Karakurt, Haşimato’nun temelinde tiroid hormonlarının yetersizliğinin bulunduğunu ve tedavinin kişiye uygun şekilde hekim tarafından planlanması gerektiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Kilo artışı, halsizlik ve yorgunluk gibi pek çok şikâyetin doğrudan Haşimato’ya bağlanmasının doğru olmadığını söyleyen Karakurt, hormon değerlerinin uygun tedaviyle normale dönmesinin ardından devam eden yakınmaların başka nedenlerinin de araştırılması gerektiğine dikkat çekti. Uzman isim, tiroid hormon eksikliğinin uygun ilaç tedavisiyle büyük ölçüde kontrol altına alınabildiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Haşimato hastalarının mutlaka glutensiz beslenmesi gerektiği yönündeki iddialara da değinen Karakurt, bunun herkes için geçerli bir tedavi yöntemi olmadığını söyledi. Çölyak hastalığı veya doktor tarafından belirlenmiş başka bir tıbbi gereklilik bulunmadığı sürece, kişinin kendi kendine katı diyetlere başlamaması gerektiği vurgulanıyor. Karakurt, iyotun tiroid hormonlarının üretiminde önemli olduğunu ancak fazla miktarda iyot tüketmenin de sakıncalı olabileceğini belirtti. Bu nedenle iyot kullanımı ve tuz tüketimi konusunda kişisel sağlık durumuna göre doktor önerisinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Hipotiroidi gelişen Haşimato hastalarında temel tedavinin eksik olan tiroid hormonunun yerine konulması olduğunu söyleyen Karakurt, düzenli ilaç kullanımı ve doktor kontrolünün önemini hatırlattı. Uzmanlar, sosyal medyadaki öneriler yerine tiroid testlerinin düzenli takip edilmesini ve tedavinin endokrinoloji ya da ilgili hekim tarafından kişiye özel şekilde planlanmasını öneriyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/hasimato-hastalari-dikkat</guid>
      <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 14:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/08/hasi-1.png" type="image/jpeg" length="63144"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[LÖSEV'e Güven Bir Kez Daha Tescillendi]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/loseve-guven-bir-kez-daha-tescillendi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/loseve-guven-bir-kez-daha-tescillendi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV), T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişleri tarafından gerçekleştirilen denetim sonucunda “Risksiz” olarak değerlendirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>LÖSEV’den yapılan açıklamada, vakfın 2024 yılı faaliyetlerinin vakıf senedinde belirlenen amaç ve hedeflere uygun şekilde yürütüldüğünün denetim raporunda yer aldığı belirtildi.</p>

<p>Raporda, elde edilen gelirlerin kan ve onkoloji hastaları ile lösemili çocuklar başta olmak üzere hasta ve yakınlarının sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çalışmalarda kullanıldığı kaydedildi.</p>

<p>Yönetim ve idame giderlerinin toplam giderler içerisinde düşük bir paya sahip olduğuna işaret edilen raporda, bu durumun vakıf kaynaklarının büyük bölümünün doğrudan amaçlara yönelik faaliyetlere aktarıldığını gösterdiği ifade edildi.</p>

<p>Raporda ayrıca LÖSEV’in şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğü, sağlık, eğitim ve sosyal destek alanlarında ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirdiği belirtildi.</p>

<p>MASAK tarafından hazırlanan rehber kapsamında yapılan değerlendirmede ise hastalara ve ailelerine sağlanan ayni ve nakdi yardımlar, tedavi desteği, taze et temini, rehabilitasyon ve moral etkinlikleri yönünden LÖSEV’in “Risksiz” olarak değerlendirildiği ve rehbere aykırı herhangi bir unsura rastlanmadığı bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>LÖSEV, açıklamasında yıllardır bağışlarıyla vakfa destek veren hayırseverlere ve tedavilerini tamamlayan lösemili çocuklara teşekkür etti.</p>

<p></p>

<p>'Yıllardır bağışlarıyla LÖSEV'i destekleyen hayırsever Türk halkımıza ve iyileşen kahraman lösemili çocuklarımıza teşekkür ediyoruz.</p>

<p>Ülkemizin en güvenilir ve itibar endeksinde en üst kuruluşları arasında yer alan LÖSEV'in gururu bir kez daha taçlandı. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişlerince gerçekleştirilen detaylı denetim sonucunda vakfımızın faaliyetlerinin amaç ve hedeflerine uygun şekilde yürütüldüğü, kaynaklarını ağırlıklı olarak hasta ve ailelerine yönelik hizmetlerde kullandığı ve "RİSKSİZ" olarak değerlendirildiği tescillendi.</p>

<p><strong>Vakıflar Genel Müdürlüğü Denetim Raporunda Yer Alan Değerlendirmeler</strong></p>

<p>T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü Başmüfettişlerince denetlenen vakfımız hakkındaki sonuç raporunda;</p>

<ul>
 <li>Vakfın 2024 yılı faaliyetlerinin vakıf senedinde belirlenen amaç ve hedeflerle uyumlu olarak yürütüldüğü,</li>
 <li>Elde edilen gelirlerin kan ve onkoloji hastaları ile lösemili çocuklar başta olmak üzere hasta ve hasta yakınlarının sağlık, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik faaliyetlerde kullanıldığı,</li>
 <li>Yönetim ve idame giderlerinin toplam giderler içerisinde oldukça düşük bir orana sahip olmasının, vakfın kaynaklarını ağırlıklı olarak amaca yönelik faaliyetlere tahsis ettiğini gösterdiği belirtilmiştir.</li>
</ul>

<p>Raporda ayrıca;</p>

<ul>
 <li>Vakfın şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde faaliyetlerini yürüttüğü,</li>
 <li>Sağlık, eğitim ve sosyal destek alanlarında ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirerek toplumsal faydayı artırdığı,</li>
 <li>MASAK tarafından hazırlanan rehber kapsamında yapılan değerlendirmede hastalara ve ailelerine sunulan ayni ve nakdî yardımlar, tedavi desteği, taze et temini, rehabilitasyon ve moral etkinlikleri açısından LÖSEV'in "Risksiz" olarak</li>
 <li>değerlendirildiği ve rehbere aykırı herhangi bir unsura rastlanmadığı ifade edilmiştir.'</li>
</ul></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/loseve-guven-bir-kez-daha-tescillendi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/08/ww-33.png" type="image/jpeg" length="83779"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ailelere Çocuk Fotoğrafı Uyarısı]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/ailelere-cocuk-fotografi-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/ailelere-cocuk-fotografi-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yapay zekâ destekli cinsel istismar görüntülerinin artması nedeniyle uzmanlar ebeveynleri, çocuklarının fotoğraflarını internette herkese açık şekilde paylaşmamaları konusunda uyardı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada çocukların fotoğraflarını herkese açık bir şekilde paylaşmak, o fotoğrafları yapay zekâyla hazırlanan cinsel istismar görüntülerinin malzemesi haline getirebiliyor. Yapay zekâ destekli cinsel istismar görüntülerinde artış olduğu belirlenirken uzmanlar, aileleri çocuklarının fotoğraflarını internette herkese açık bir şekilde paylaşmaması konusunda uyardı. İngiltere’nin Ulusal Suç Ajansı (NCA) ve İnternet İzleme Vakfı (IWF) yapay zeka tarafından üretilen cinsel istismar içerikli deepfake (sahte) görüntülere ilişkin endişeler üzerine, ebeveynlere çocuklarını çevrimiçi istismarcılardan nasıl koruyacakları konusunda bir rehber yayınladı.</p>

<p>‘Takipçileri sınırlayın’</p>

<p>Daily Mail gazetesinin haberine göre, NCA ve IWF çocuklarının fotoğraflarını sosyal medyada illa da paylaşmak isteyen ebeveynlere şu önerilerde bulundu:</p>

<p>“Sosyal medya hesaplarınızı herkese açık yapmak yerine ‘özel’ olarak ayarlayabilir ve bu kısıtlama sayesinde hesaba erişebilecek kişi sayısını azaltabilirsiniz. Ayrıca yayınladığınız fotoğraflarınızın yalnızca yakın arkadaşlarınız ve aile üyelerinizle paylaşılmasını sağlayacak şekilde hesap ayarlarında düzenleme yapabilirsiniz. Facebook ve Instagram gibi sosyal medya hesaplarına yüklenen içerikleri hangi kullanıcıların görüntülemesine izin verdiğinizi de gözden geçirin. Teknolojideki hızlı gelişmeler, istismarcıların internetten görüntü toplayıp, bunları gerçekçi görünen çocuk istismarı içerikleri geliştirmelerine imkan veriyor. Öte yandan aile üyelerinin, arkadaşların veya kuruluşların çocukların fotoğraflarını internette yayınlama iznine sahip olup olmadıkları da konuşulmalı; bu konuyu çocuğunuzun gittiği okulun yönetimiyle bile görüşün''</p>

<p></p>

<p><img alt="Ailelere uyarı: Çocuk fotoğrafı paylaşmayın" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a497214774653f687aa796f.jpg" width="770" /></p>

<p></p>

<p>Bir yılda 3 binden fazla istismar videosu</p>

<p>Araştırmalara göre, sadece 2025 yılında 3 bin 440 adet yapay zekâ tarafından üretilmiş çocuk cinsel istismarı videosu tespit edildi; oysa 2024 yılında bu sayı sadece 13’tü. Uzmanlar, suçluların yapay zekâ teknolojilerini kullanarak çocukları yeni yollarla hedef aldıklarını giderek daha fazla tespit ettiklerini belirtti. Çocukların oyun ve canlı yayın platformlarında yetişkinlerle sohbet etmesinin risklerine de dikkat çekilirken; söz konusu tehlikeler nedeniyle Türkiye dahil birçok ülkede çocuklara sosyal medya yasağı getirildiği hatırlatılıyor.</p>

<p></p>

<p><img alt="Ailelere uyarı: Çocuk fotoğrafı paylaşmayın" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/6a497221774653f687aa7971.jpg" width="770" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p>TBMM Okul Saldırıları ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu’ndaki sunumunda Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur’dan çarpıcı tespitler geldi. “Dijital oyunlar, çocukların gidip bu tarz okul saldırıları yapmalarına neden olmazlar” ifadesini kullanan Samur, bu tür saldırılara neden olabilecek farklı değişkenler olduğuna işaret etti. Samur, dijital oyunların şiddete etkisi konusundaki araştırmalara atıfta bulunarak “Akademik araştırmalarda, silahla insan öldürüp hapishaneye giren suçlular analiz edilmiş ve bu suçlular acaba zamanında Counter-Strike mı oynadılar, GTA mı oynadılar, Call of Duty oynadılar da o yüzden mi gidip insan öldürdüler diye bakıldığı zaman bir ilişki bulunamamış” dedi.</p>

<p>‘Pratiğini yapar’</p>

<p>Oyunların pratik yapma araçları olduğuna dikkat çeken Samur, “Bir oyun başlı başına bir gencin, çocuğun ya da yetişkinin bunu yapmasına neden olmaz ama çocuk oynadığı oyunda ne varsa onun pratiğini yapar” diye konuştu. Ebeveynlerin hangi oyunun hangi yaş için uygun olduğunu bilmediğini vurgulayan Samur, “Ebeveynlerin bilinçlendirilmesi gerekiyor. Kamu spotlarıyla, gündüz kuşağı ya da dizilerde bu bilinçlendirme yapılabilir. Ebeveynler her oyunun bir yaşı olduğunu ve yaşa uygun olmayan oyunların oynanmaması gerektiğini bilmeli. Okul öncesindeki çocuk eğer GTA oynuyorsa -artı 18 oyundur- ya da ilkokuldaki çocuk GTA oynuyorsa bu öncelikle ebeveynin suçudur ancak devletin de ebeveynlere destek olacak sınıflandırma sistemlerini geliştirmesi gerekir. Sanat ve sporla uğraşan çocuk bağımlı olmuyor” dedi.</p>

<p><i>(GTA, açılımı Grand Theft Auto (Büyük Otomobil Hırsızlığı) olan dijital oyun dünya genelinde 460 milyon adet sattı)</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/ailelere-cocuk-fotografi-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 08:54:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/07/bulent1-65-2.png" type="image/jpeg" length="54674"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uçakta fotoğraf çekenlere kötü haber: British Airways kuralları sertleştirdi]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/ucakta-fotograf-cekenlere-kotu-haber-british-airways-kurallari-sertlestirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/ucakta-fotograf-cekenlere-kotu-haber-british-airways-kurallari-sertlestirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bayrak taşıyıcı havayolu şirketi, British Airways personelinin izni olmadan videoya alınmasını, fotoğrafının çekilmesini veya canlı yayımlanmasını önlemek amacıyla taşıma koşullarını güncelledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Bayrak taşıyıcı havayolu şirketi, British Airways personelinin izni olmadan videoya alınmasını, fotoğrafının çekilmesini veya canlı yayımlanmasını önlemek amacıyla taşıma koşullarını güncelledi.</p>

<p>Kurallara uymadıkları takdirde yolcular uçaktan çıkarılma veya havayolunun uçuş yasağıyla karşı karşıya kalacak.</p>

<p>Kabul edilemez davranışlarla ilgili 11a maddesinde artık şu ifadeler yer alıyor:</p>

<blockquote>
<p>Uçakta bulunduğunuz sırada, kabin ekibimizi veya diğer çalışma arkadaşlarımızı rızaları dışında videoya aldığınıza, canlı yayımladığınıza veya fotoğrafını çektiğinize dair makul bir düşünce oluşursa… Bu davranışı sürdürmenizi önlemek için makul gördüğümüz her türlü önlemi alabiliriz.</p>
</blockquote>

<p>Havayolu şirketi, uçak iniş yaptığında yolcuların uçaktan inmesini isteyebilir, yolculuğun geri kalan kısmı için taşıma hizmeti vermeyi reddedebilir veya cezai kovuşturma amacıyla olayı ilgili makamlara bildirebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kuralların, Meta gözlükleri ve GoPro'lar gibi cihazlarla yapılan çekimleri de kapsaması bekleniyor.</p>

<p>Çoğu havayolu şirketi, yolcuların diğer yolcuların mahremiyetine saygı gösterdiği sürece genellikle fotoğraf çekilmesinde bir sakınca olmadığını belirtiyor. Ancak kurallar uçuştan uçuşa değişiklik gösterebilir.</p>

<p>Birleşik Krallık Sivil Havacılık Otoritesi'ne (CAA) göre, video veya fotoğraf çekiminin "kabin güvenliğini hiçbir şekilde tehlikeye atmaması" koşuluyla, kuralları belirleme yetkisi kabin ekibine ve kaptana ait.</p>

<p>British Airways, kısa süre önce Elon Musk'ın Starlink internet sistemini kullanan Britanyalı ilk havayolu şirketi olurken ilk uçuş, Londra Heathrow'dan ABD'nin Houston kentine giden bir Boeing 787-8 uçağıyla gerçekleştirildi.</p>

<p>Havayolu şirketi, bu gelişmiş sistemin yolcuların uçuşları sırasında "internet yayınları, iş ve bağlantıda kalmak için hızlı ve güvenilir internete" erişmesini sağlayacağını belirtiyor.</p>

<p>The Independent cevap hakkı için British Airways'le temasa geçti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/ucakta-fotograf-cekenlere-kotu-haber-british-airways-kurallari-sertlestirdi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 21:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/05/7-382.png" type="image/jpeg" length="38738"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çocukların sırtını koruyan basit kural]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/cocuklarin-sirtini-koruyan-basit-kural</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/cocuklarin-sirtini-koruyan-basit-kural" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ebeveynlerinin taşımakta zorlandığı çantalarla okula gidiyor, sırtlarına neredeyse ağırlıklarının yarısı kadar yük bindiriyorlar. Ağır yük, omurgadaki kasların, bağların ve eklemlerin normalden çok daha fazla çalışmasına ve yorulmasına neden oluyor. Peki bu durum çocuklarda ne tür sağlık sorunlarını beraberinde getirir? Omuza binen yük, skolyoza yol açar mı? Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Turgut Akgül, tüm ayrıntılarıyla anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Kitap, defter, araç gereç derken günümüzde okul çantalarının ağırlıkları 8-9 hatta 10 kiloyu bulabiliyor. Çocukların olması gerekenden çok daha fazla yük taşıması sırt ağrısı şikayetlerini de beraberinde getiriyor. Bu durum ebeveynlerin aklına hemen, “Çocuğum, haftada beş gün okula giderken taşıdığı ağır çanta yüzünden mi bu sorunu yaşıyor? sorusunu getiriyor. Peki, ağır okul çantalarının çocuk omurgası üzerindeki etkileri neler? Skolyoza neden olur mu? Skolyozun omurganın yana eğilmesi olarak bilinse de aslında daha karmaşık bir durum olduğunu söyleyen Prof. Dr. Turgut Akgül, “<i>Omurgayı oluşturan omurların kendi ekseni etrafında dönmesiyle ortaya çıkar ve omurgayı üç boyutlu olarak etkiler. Amerikan Skolyoz Araştırma Cemiyeti tarafından skolyoz, çekilen röntgenlerde 10 dereceden fazla eğrilik olması olarak tanımlanmaktadır</i>” dedi.</p>

<p><img alt="Okul çantasındaki skolyoz riski Uzmanından çocuklar için ideal ağırlık: Yüzde 10 kuralı" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69f494e9125cace1e9876b70.jpg" width="770" /></p>

<section>
<p>“Skolyozun şiddeti, eğriliğin derece cinsinden büyüklüğüne göre belirlenir. Düşük dereceli eğrilikler genellikle kişilerde hiçbir sorun yaratmazken, eğrilik arttıkça kozmetik problemler, vücut dengesinde bozulma ve ağrı görülebilir. İleri derecelerde ise akciğer ve kardiyak sorunlar yaratabilir. Eğrilik derecesi 40 derecenin altında olan olgularda genellikle erken dönemde kozmetik sorunlar ön plandayken, ilerleyen dönemlerde sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. 40 derecenin üzerinde olan eğrilikler, ilerleme potansiyeline sahip oldukları için tedavi gerektirir. Eğrilik derecesi 90 derecelerin üzerine çıktığında, akciğer ve kardiovasküler sorunlar meydana gelebilir. Maalesef bu sorunlar hayat süresinin kısalmasıyla son bulmaktadır. Özellikle 10 yaş altında karşılaştığımız skolyoz olgularında akciğer gelişimini olumsuz etkileyebileceğinden, çok yakın takip edilmesi gerekmektedir.” Prof. Dr. Turgut Akgül</p>
</section>

<p>ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ ÇOCUKLAR DİKKATLE GÖZLENMELİ</p>

<p>Çocukluk çağında görülen skolyozların, başlangıç yaşına göre iki gruba ayrıldığını anlatan Prof. Dr. Turgut Akgül, “10 yaşından önce ortaya çıkanlar, ‘erken başlangıçlı omurga eğrilikleri’, 10 yaşından sonra görülenler ise ‘adölesan idiyopatik skolyoz (AIS)’ olarak adlandırılır. Erken başlangıçlı skolyozlara daha nadir rastlanır ancak bu tür eğrilikler akciğer gelişimini olumsuz etkileyebileceği için tedavisi büyük önem taşır. Buna karşılık en sık karşılaşılan skolyoz tipi, ergenliğe geçiş döneminde ortaya çıkan adölesan idiyopatik skolyozdur. Bu durum özellikle kız çocuklarında daha yaygın görülmekte olup, ülkemizde görülme oranı yüzde 2-3 arasındadır. Skolyoz, sanılandan daha sık görülse de her vakada tedavi gerekmeyebilir. <i>Verilere göre, skolyozlu çocukların yalnızca yaklaşık yüzde 0,2’sinin doktora başvurması gerekirken, yaklaşık yüzde 0,07’sinde aktif tedavi ihtiyacı doğmaktadır. Bu nedenle özellikle ergenlik dönemine giren çocukların skolyoz açısından dikkatle gözlemlenmesi, erken tanı ve gerekli durumlarda zamanında müdahale edilmesi açısından büyük önem taşımaktadır</i>” uyarısında bulundu.</p>

<p><img alt="Okul çantasındaki skolyoz riski Uzmanından çocuklar için ideal ağırlık: Yüzde 10 kuralı" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69f47118125cace1e9876a9b.jpg" width="770" /></p>

<p>⁠'VÜCUT AĞIRLIĞININ YÜZDE 10’U KADAR OLMALI, YÜZDE 15'İ GEÇMEMELİ'</p>

<p>Günümüzde okul çantalarının ağırlıkları; 8-9 hatta 10 kiloyu bulabiliyor. Peki, çocukların taşıdığı çanta ağırlığı en fazla ne kadar olmalı? Omurga sağlığı açısından okul çantaların ağırlığının büyük önem taşıdığını söyleyen Prof. Dr. Turgut Akgül, <i>“Çanta ağırlığının ideal olarak çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10’u kadar olması, en fazla ise yüzde 15’i geçmemesi gerekiyor. Bununla birlikte yalnızca ağırlık değil, çantanın ne kadar süre taşındığı da önemli bir faktördür. Yapılan çalışmalar, uzun süre çanta taşıyan çocuklarda uzun süre taşımayanlara göre, sırt ve omuz ağrılarının daha sık görüldüğünü ortaya koymaktadır</i>” bilgilerini paylaştı. Buna göre 30 kilo bir çocuk için sırt çantası ağırlığı en fazla 4.5 kilo olmalı.</p>

<p>‘ÇANTA SEÇİMİ EN AZ AĞIRLIĞI KADAR ÖNEMLİ</p>

<p>“Ağır ya da uzun süre taşınan çantalar; kas yorgunluğuna, omuz çevresinde ve sırtında ağrıya neden olabilir” diyen Prof. Dr. Turgut Akgül, “<i>Bu nedenle çanta seçimi en az ağırlığı kadar önemlidir. En uygun çanta tipi, yükü her iki omuza eşit şekilde dağıtan sırt çantalarıdır. Tek askılı çantalar ise omuza baskı yaparak ellerde uyuşma karıncalanma şikayetlerine sebep olabilir. Öte yandan, uygun ağırlıkta ve doğru şekilde taşınan bir çanta, çocukların günlük fiziksel aktivitesine katkı sağlayarak vücut gelişimi üzerinde olum etkiler de oluşturabilir</i>” diye konuştu.</p>

<section>
<p>“Skolyozun erken belirtileri arasında en dikkat çeken bulgular vücut asimetrisi ve sırt bölgesinde “hörgüç deformitesi” olarak adlandırılan kaburga çıkıntılarının oluşturduğu dengesizliktir. Bununla birlikte, skolyozun ne zaman başlayacağını ya da kimlerde gelişeceğini önceden kesin olarak belirlemek mümkün değildir. Nitekim en sık görülen skolyoz türü olan adölesan idiyopatik skolyozun nedeni de günümüzde hâlâ tam olarak bilinmemektedir. Skolyozun başlangıç evreleri dışarıdan bakılarak her zaman fark edilemeyebilir ve genellikle belirli bir açısal ilerleme oluşana kadar belirti vermeyebilir. Ancak omuzlarda dengesizlik, vücut asimetrisi, bacak boyu eşitsizliği, göğüs kafesi deformiteleri ve sırtta çıkıntı gibi bulgular skolyoz açısından dikkat edilmesi gerektiğini gösterir.” Prof. Dr. Turgut Akgül</p>
</section>

<p></p>

<p><img alt="Okul çantasındaki skolyoz riski Uzmanından çocuklar için ideal ağırlık: Yüzde 10 kuralı" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69f47130125cace1e9876a9d.jpg" width="770" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p></p>

<p>AİLE GEÇ FARK EDEBİLİR</p>

<p>Çocuklarda eğriliği çoğu zaman aile bireylerinden ziyade öğretmenleri veya <a href="https://www.milliyet.com.tr/skorer/" rel="nofollow" target="_blank">spor</a> eğitmenleri gibi dış gözlemcilerin fark ettiğine değinen Prof. Dr. Turgut Akgül, “Çünkü hastalık yavaş ilerler ve bu durum aile tarafından geç fark edilebilir. Skolyoz genellikle ağrıya neden olmaz; bu nedenle çocuklarda sırt veya bel ağrısı olması durumunda başka nedenler de düşünülerek dikkatli değerlendirme yapılmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>OKUL ÇANTASI SKOLYOZA NEDEN OLUR MU?</p>

<p>Ailelerin en merak ettiği konulardan biri de okul çantası ağırlığının skolyoza neden olup olmayacağı? Okul çantasının sırt ağrılarına neden olabildiğini ancak skolyoz ile doğrudan bir ilişkisi bulunmadığını açıklayan Prof. Dr. Turgut Akgül, ailelere okul çantaları nedeniyle yaşanabilecek sağlık sorunları karşı şu önerilerde bulundu: “<i>Vücut ağırlığının yüzde 10’undan daha ağır çantaların günde 20 dakikadan uzun süre taşınması, özellikle ilkokul çağındaki çocuklarda omurga sağlığını olumsuz etkileyebilir. Aileler çanta ağırlığını düzenli olarak kontrol etmeli ve gereksiz materyallerin çantada taşınmaması için günlük denetim yapmalıdır. Yükün dengeli dağıtılması için iki omuz askılı çantalar tercih edilmeli ve çocukların bunları doğru şekilde kullandığından emin olunmalıdır. Sık görülen omuz çevresi aşırı kullanım sorunlarını önlemek için askıların yumuşak ve geniş olması önemlidir. Ayrıca çanta taşıma süresi kısa tutulmalı, uzun süre taşınması gerektiğinde mutlaka ara verilmelidir.”</i></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/cocuklarin-sirtini-koruyan-basit-kural</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 16:45:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/05/haber-fotograf-bulent-23-5.png" type="image/jpeg" length="96456"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Dijital platformlarda çocuklara yakın takip dönemi]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/dijital-platformlarda-cocuklara-yakin-takip-donemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/dijital-platformlarda-cocuklara-yakin-takip-donemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sosyal medyaya yaş sınırı getiren yasa ile Türkiye’den günlük erişimi 100 binden fazla olan yurt dışı oyun platformlarına yeni yükümlülükler getirildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Resmi talepleri yerine getirmeyen platformlara, önce yüklü para cezaları verilecek, ardından erişim zorlaştırılacak.</p>

<p>Çocukların karıştığı şiddet olayları ve okul saldırılarının ardından gözlerin çevrildiği sanal dünyaya ilişkin yasal düzenleme Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni düzenlemeye göre oyun platformları, usulüne uygun olarak derecelendirilmeyen oyunları satışa sunamayacak. Derecelendirmesi yapılmayan oyunlar, en yüksek yaş kriterine göre derecelendirmek kaydıyla sunulabilecek. Oyun platformları, uygun derecelendirilmediği belirlenen içerikleri çıkarmakla yükümlü olacak.</p>

<p>TEMSİLCİ ZORUNLULUĞU</p>

<p>Türkiye’den günlük erişimi 100 binden fazla olan Steam gibi büyük çaplı yurt dışı oyun platformları; Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), Erişim Sağlayıcıları Birliği, adli veya idari makamlarca gönderilecek tebligat, bildirim veya benzer talepleri yerine getirmekle yükümlü olacak. Uluslararası şirketler, resmi taleplerin karşılanmasını sağlamak için Türkiye’de temsilci belirleyecek. Belirlenen temsilci BTK’ye bildirilecek.</p>

<p>AİLE KONTROL ARAÇLARI</p>

<p>Oyun platformları, ebeveyn kontrol araçları sağlayacak. Belirlenen kontrol araçları, hesap ayarlarının kontrol edilmesine, satın alma, kiralama ve ücretli üyelik gibi ücrete dayalı işlemlerin ebeveyn iznine veya onayına tabi kılınmasına ilişkin mekanizmaları içerecek.</p>

<p></p>

<p><img alt="Sanal dünyada yeni dönem: Çocuklar için sıkı takip" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69f52378fd3f11fc7f95b097.jpg" width="770" /></p>

<p>ERİŞİM ZORLAŞACAK</p>

<p>Yasadaki yükümlülükleri yerine getirmeyen oyun platformlarına önce BTK tarafından bildirimde bulunulacak. 30 gün içinde bildirimin gereğinin yerine getirilmemesi halinde, 1 milyon liradan 10 milyon liraya kadar para cezası verilebilecek. Cezanın tebliğinden itibaren 30 gün içinde resmi talebi yerine getirmeyen platformun cezası 30 milyon liraya kadar çıkabilecek. Yine 30 gün geçmesine rağmen istenen adım atılmazsa, bu kez site veya platforma erişimi güçleştiren bant daraltma yöntemi gündeme gelecek. BTK Başkanı, oyun platformunun internet trafiği bant genişliğinin yüzde 30 oranında daraltılması için sulh ceza hakimliğine başvuracak. Bant daraltma, talebin 30 gün daha karşılanmaması halinde yüzde 50 oranına çıkarılacak ve platforma ulaşım bir kademe daha zorlaştırılmış olacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>YAŞ DOĞRULAMA</p>

<p>Yasayla, sosyal medyada yaş sınırı da yürürlüğe girmiş oldu. Buna göre, sosyal ağ sağlayıcı 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak ve yaş doğrulama dahil gerekli tedbirleri almakla yükümlü olacak. Sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunma konusunda gerekli tedbirleri alacak.</p>

<p>İÇERİKLERE YAPAY ZEKÂ DENETİMİ</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hakları Daire Başkanı Emre Ertekin, TBMM Akran Zorbalığı Alt Komisyonu toplantısındaki sunumunda, hayata geçirilmesi planlanan çalışmaları anlattı. Komisyonun hazırladığı raporda yer alan “Dijital platformların çocuk profillerinde sunulan içerikleriyle ilgili yapay zekâ destekli içerik denetim sistemi kurulması” önerisi doğrultusunda çalışma başlattıklarını bildiren Ertekin, proje için AB’deki iyi uygulama örneklerini incelediklerini, projenin bu yıl büyük ölçüde tamamlanarak yaşama geçirilmesinin planlandığını söyledi.</p>

<p>Komisyon Başkanı Yıldız Konal Süslü de toplantıda, Yıldız Teknik Üniversitesi ve TÜBİTAK’ın yaptığı “MentalUP” isimli oyunu hatırlatarak “Gayet keyifli, yaş sınırı var. Ben de oynamışımdır, dikkatime, odaklanmama da çok katkısı olmuştur bu yaşta” dedi.</p>

<p>‘OYUN TİMİ’ ÖNERİSİ</p>

<p>Yıldız, “Bence Millî Eğitim Bakanlığı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bir ‘oyun timi’ kurabilir. Bir çocuk oyun oynayacaksa oyun oynasın, eğlensin ama öğrensin ve zihinsel bir işgalle de karşı karşıya kalmasın” önerisini dile getirdi. </p>

<p>ERKEN YAŞTA EĞİTİM RİSKLERİ AZALTIYOR</p>

<p>Komisyon’daki sunumunda Emre Ertekin, akran zorbalığına da değindi. BM Çocuk Hakları Komitesi ve Avrupa Konseyi’nin Çocuk Hakları Yönlendirme Komitesi’nin raporlarında, çocukların eğitime mümkün olduğunca erken bir dönemde başlamasının şiddet ve akran zorbalığı gibi konularda riski düşürdüğüne işaret edildiğini aktaran Ertekin “Bu sene itibarıyla özellikle erken yaşta 0-3 yaş bölümü, hatta 0-6 yaşa kadar bakanlık olarak özellikle kreşler ve erken yaşta eğitim yatırımlarını artırıyoruz” dedi.</p>

<p></p>

<p><img alt="Sanal dünyada yeni dönem: Çocuklar için sıkı takip" height="100%" src="https://image.milimaj.com/i/milliyet/75/770x0/69f52378fd3f11fc7f95b095.jpg" width="770" /></p>

<p>‘ASIL CAYDIRICI CEZA, BANT DARALTMA’</p>

<p>Düzenlemeyi Milliyet’e değerlendiren Sosyal Medya ve Dijital Güvenlik Eğitim Araştırma Derneği (SODİMER) Başkanı Prof. Dr. Levent Eraslan, “Bu yasa ile birlikte Türkiye, benim sıkça kullandığım çocukların internetteki varlığını ‘dijital rüşt’ kavramı üzerinden yeniden tanımlıyor. 15 yaş sınırının getirilmesi, bir çocuğun hangi yaşta hangi sorumlulukları alabileceği ve hangi içeriklere maruz kalabileceği konusundaki belirsizliği ortadan kaldırmıştır. 15 yaşını doldurmamış bir bireyin, kendi kararlarıyla bu platformlarda kontrolsüzce yer alması artık mümkün olmayacak. Bu durum, ailelerin omuzlarındaki ağır yükü hafifletirken, platformları da ‘kullanıcı sayım artsın da nasıl artarsa artsın’ mantığından uzaklaştırıp, daha sorumlu bir yayıncılık anlayışına zorlayacaktır” dedi.</p>

<p>DİJİTAL EBEVEYNLİK</p>

<p>Eraslan, “Çocukları korumak sadece erişimi engellemekle olmaz; onlara güvenli bir alan sunmakla olur. Yasada yer alan ebeveyn kontrol araçları ve zorunlu oyun derecelendirmesi, dijital rüştüne henüz ermemiş gençlerin, gelişimlerini olumsuz etkileyecek içeriklerle temasını teknik olarak engelleyecektir. Ayrıca anne ve babaların dijital ebeveynlik bilgi ve becerilerini artırmaları elzemdir” diye konuştu.</p>

<p>‘FİİLEN KULLANILAMAZ’</p>

<p>Eraslan, yasada öngörülen cezalar konusunda ise şu değerlendirmeleri yaptı: “Milyonluk para cezaları dev teknoloji şirketleri için bazen sadece operasyonel gider olarak görülebiliyor. Ancak burada asıl caydırıcı olan, reklam yasağı ve ardından gelen bant genişliğinin daraltılması yaptırımıdır. Bir oyun platformu için internet trafiğinin yüzde 50 oranında kısıtlanması, o platformun Türkiye’de fiilen kullanılamaz hale gelmesi demektir. Bu, hiçbir küresel şirketin göze alabileceği bir risk değildir. Bu nedenle yaptırımların kağıt üzerinde kalmayacağını öngörüyorum.”</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/dijital-platformlarda-cocuklara-yakin-takip-donemi</guid>
      <pubDate>Sat, 02 May 2026 09:23:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/05/haber-fotograf-bulent-1-7.png" type="image/jpeg" length="75972"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal yolla kan şekerini düşürmeye yardımcı 4 içecek]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/dogal-yolla-kan-sekerini-dusurmeye-yardimci-4-icecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/dogal-yolla-kan-sekerini-dusurmeye-yardimci-4-icecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlara göre su, yeşil çay, domates suyu ve siyah çay gibi bazı içecekler kan şekeri dengesini destekleyebilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda kan şekeri seviyelerini doğal yollarla dengelemeye yönelik ilgi artarken, bazı basit günlük içeceklerin de beslenme düzenini destekleyici rol oynayabileceğine dair sağlık raporları öne çıkıyor. Bu içecekler, diyabet hastaları için tıbbi tedavi ve doktor takibinin yerine geçmemekle birlikte, vücudun insüline verdiği yanıtı iyileştirmeye ve kan şekeri dalgalanmalarını azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak etkileri kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.</p>

<p>Şarku’l Avsat’ın Health’ten aktardığı habere göre bu içecekler tedavi yerine geçmez, yalnızca destekleyici rol oynayabilir.</p>

<p><strong>Su</strong></p>

<p>Yeterli miktarda su tüketimi, genel sağlığı destekleyen en önemli faktörlerden biri olarak kabul ediliyor ve kan şekerinin dengede kalmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Yetişkinlerde günlük su ihtiyacı yaş, kilo ve fiziksel aktiviteye bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle 2 ila 3,7 litre arasında olduğu belirtiliyor. Ancak aşırı su tüketimi, nadir görülen “su zehirlenmesi” riskini doğurabilir. Bu durum mide bulantısı, kusma ve bilinç bulanıklığı gibi belirtilerle ortaya çıkabilir.</p>

<p><strong>Yeşil çay</strong></p>

<p>Yeşil çay, kateşin adı verilen bitkisel bileşenler içerir. Bu maddeler, kan şekerini düzenleyen insüline karşı vücudun duyarlılığını artırmaya yardımcı olabilir.</p>

<p>Kafein içerdiği için aşırı tüketiminden kaçınılması önerilir.</p>

<p><strong>Domates suyu</strong></p>

<p>Araştırmalar, domateste bulunan likopen adlı bileşiğin kan şekerini düşürmeye yardımcı olabileceğini gösteriyor. Likopen, güçlü bir antioksidan olan karotenoid grubuna aittir. Antioksidanlar, diyabet komplikasyonlarının ve insülin direncinin önlenmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Şeker eklenmeden tüketilen domates suyu, kan şekeri seviyesinin korunmasına yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>Siyah çay</strong></p>

<p>Siyah çay da antioksidanlar açısından zengin bir içecektir ve iltihaplanmayı azaltmaya ve kan şekeri düzenlenmesine katkı sağlayabilir.</p>

<p>Bazı araştırmalar, düzenli siyah çay tüketiminin diyabet riskini azaltabileceğini öne sürse de, bu konuda daha fazla bilimsel çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/dogal-yolla-kan-sekerini-dusurmeye-yardimci-4-icecek</guid>
      <pubDate>Wed, 22 Apr 2026 17:42:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/04/ashdga.png" type="image/jpeg" length="45466"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yeni bir araştımaya göre atılan az sayıda adım bile hayat kurtarabilir]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/yeni-bir-arastimaya-gore-atilan-az-sayida-adim-bile-hayat-kurtarabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/yeni-bir-arastimaya-gore-atilan-az-sayida-adim-bile-hayat-kurtarabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni bir araştırma, gün içinde atılan adım sayısının artmasının, uzun süre oturmanın olumsuz etkilerine rağmen ölüm ve kalp-damar hastalıkları riskini düşürebileceğini ortaya koydu. Uzmanlar, küçük hareket artışlarının bile önemli sağlık faydaları sağlayabileceğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yeni araştırmaya göre, gün içinde daha fazla adım atmak, uzun süre otursanız bile ölüm ve kalp hastalığı riskini azaltabilir. Uzmanlar, küçük artışların bile önemli fark yaratabileceğini belirtti.</p>

<p>Uzun saatler masa başında çalışanlar için dikkat çeken bir araştırma yayımlandı. Çalışmanın, Sydney Charles Perkins Merkezi Üniversitesi tarafından yürütüldüğü aktarıldı.</p>

<p>Araştırmada, günlük adım sayısını artırmanın, hareketsiz yaşamın olumsuz etkilerini azaltabileceği ve sağlık üzerinde koruyucu bir etki oluşturabileceği ifade edildi.</p>

<p><strong>DAHA FAZLA ADIM DAHA DÜŞÜK RİSK</strong></p>

<p>Araştırma sonuçlarına göre, günlük adım sayısı arttıkça ölüm riskinde yüzde 39, kalp ve damar hastalıklarında ise yüzde 21 oranında azalma görüldü.</p>

<p>Bu etkinin, kişilerin gün içinde ne kadar süre oturduğundan bağımsız olarak ortaya çıktığı belirtildi. Yani uzun süre oturan bireylerde bile daha fazla yürüyüş yapmanın fayda sağladığı ifade edildi.</p>

<p>En belirgin faydanın ise günde 9 bin ila 10 bin adım atan kişilerde görüldüğü aktarıldı.</p>

<p><strong>AZ HAREKET BİLE FARK YARATIYOR</strong></p>

<p>Uzmanlar, yüksek hedeflere ulaşamasanız bile günlük hareketi artırmanın önemli olduğunu vurguladı.</p>

<p>Araştırmaya göre, sadece 4 bin ila 4 bin 500 adım atmak bile toplam riskte önemli bir düşüş sağlıyor. Bu da küçük değişikliklerin bile uzun vadede büyük etkiler yaratabileceğini gösteriyor.</p>

<p>Araştırmacılardan Matthew Ahmadi, "Bu durum, hareketsiz yaşamın tamamen telafi edildiği anlamına gelmez, ancak her hareketin önemli olduğunu ortaya koyuyor" dedi.</p>

<p><strong>OTURMAK RİSKLİ AMA DENGE MÜMKÜN</strong></p>

<p>Araştırmada, uzun süre oturmanın sağlık üzerinde olumsuz etkileri olduğu bir kez daha vurgulandı. Özellikle günün büyük bölümünü hareketsiz geçiren kişilerde kalp hastalıkları ve erken ölüm riski daha yüksek görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Buna rağmen, gün içine daha fazla yürüyüş eklemenin bu riskleri dengeleyebileceği ifade edildi. Uzmanlar, asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde yürümek gibi basit alışkanlıkların bile toplam adım sayısını artırarak fayda sağlayabileceğini belirtti.</p>

<p>Araştırmayı yürüten ekipten Emmanuel Stamatakis, "Adım sayısı, fiziksel aktiviteyi takip etmek için basit ve herkesin anlayabileceği bir ölçüdür" değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Uzmanlara göre, günlük hayatta yapılacak küçük değişiklikler, uzun vadede ciddi sağlık kazanımları sağlayabilir.</p>

<p>Kaynak: Sputnik</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/yeni-bir-arastimaya-gore-atilan-az-sayida-adim-bile-hayat-kurtarabilir</guid>
      <pubDate>Sun, 19 Apr 2026 20:26:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/04/kosu-1.png" type="image/jpeg" length="11013"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Beşparmak Dağları’ndaki Gizemli Mağara: 300 Metrelik Derinlikte Tarih ve Doğa Buluşuyor]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/besparmak-daglarindaki-gizemli-magara-300-metrelik-derinlikte-tarih-ve-doga-bulusuyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/besparmak-daglarindaki-gizemli-magara-300-metrelik-derinlikte-tarih-ve-doga-bulusuyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs’ın en dikkat çekici doğal yapılarından biri olan Beşparmak Dağları’nda yer alan gizemli mağara, hem tarihi geçmişi hem de etkileyici yapısıyla yeniden gündeme geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Haber Serdar Şengül </strong></p>

<p></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Kuzey Kıbrıs’ın en dikkat çekici doğal yapılarından biri olan Beşparmak Dağları’nda yer alan gizemli mağara, hem tarihi geçmişi hem de etkileyici yapısıyla yeniden gündeme geldi. Yaklaşık 300 metre derinliğe ulaştığı belirtilen mağara, bölgenin en önemli doğal oluşumlarından biri olarak değerlendiriliyor.<br />
İlk Keşif 1960’lı Yıllarda Yapıldı<br />
Mağaranın bilinen ilk detaylı keşfinin, 1960’lı yıllarda İngiliz Kraliyet uzmanları tarafından gerçekleştirildiği ifade ediliyor. O dönemde yapılan sınırlı teknik imkanlara rağmen mağaranın derinliği ve jeolojik yapısı dikkat çekmiş, ancak kapsamlı araştırmalar uzun yıllar boyunca sınırlı kalmıştı.<br />
Uzmanlar, mağaranın o dönemden bu yana tam anlamıyla haritalandırılamadığını ve hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bölümlerinin olabileceğini belirtiyor.<br />
300 Metre Derinliğe Uzanan Doğal Yapı<br />
Güncel incelemelere göre mağara, kademeli olarak derinleşen yapısıyla yaklaşık 300 metreye kadar uzanıyor. Son yapılan keşiflerde ilk etapta 50 ila 100 metrelik bölüm görüntülenebildi.<br />
Mağara içerisinde:<br />
Sarkıt ve dikit oluşumları<br />
Dar geçitler ve geniş galeriler<br />
Nemli ve düşük ışıklı doğal ortam<br />
gibi klasik karstik yapı özellikleri gözlemlendi. Bu durum, mağaranın binlerce yıllık doğal süreçler sonucunda oluştuğunu ortaya koyuyor.<br />
Uzman Heyet Yerinde İnceleme Yaptı<br />
Gerçekleştirilen son keşif gezisine önemli isimler katıldı:<br />
<strong>Mağara Meraklıları Derneği Prof Dr  Başkanı Salih Gücel<br />
Turizmci yönetici Yener Mücek<br />
Uluslararası ilişkiler ve Terör uzmanı Sinan Yıldız<br />
Programcı ve gazeteci Serdar Şengül</strong></p>

<p></p>

<p><img height="267" src="https://kibristurkcom.teimg.com/kibristurk-com/uploads/2026/04/c9aa9025-ba59-441a-8349-b1315fe0c302-1-1.jpg" width="208" /></p>

<p><br />
Heyet, mağaranın hem bilimsel hem de turistik açıdan değerlendirilmesi için gözlemlerde bulundu.<br />
“Büyük Bir Turizm Potansiyeli Taşıyor”<br />
Prof. Dr. Salih Gücel, mağaranın yalnızca jeolojik açıdan değil, aynı zamanda turizm açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı.<br />
Gücel, mağaracılık faaliyetlerine ilginin her geçen gün arttığını belirterek, bu tür doğal alanların korunarak ve kontrollü şekilde turizme açılmasının ülke ekonomisine katkı sağlayabileceğini ifade etti.<br />
Koruma ve Tanıtım Çağrısı<br />
Uzmanlar, mağaranın bilinçsiz ziyaretler nedeniyle zarar görmemesi gerektiğine dikkat çekiyor. Bu tür doğal oluşumların:<br />
Koruma altına alınması<br />
Bilimsel çalışmalarla desteklenmesi<br />
Sürdürülebilir turizm modeliyle tanıtılması<br />
gerektiği vurgulanıyor.<br />
Keşfedilmeyi Bekleyen Bir Doğa Harikası<br />
Beşparmak Dağları’ndaki bu gizemli mağara, yalnızca derinliğiyle değil, barındırdığı sırlarla da dikkat çekiyor. Henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş olması, bölgeyi hem bilim insanları hem de doğa tutkunları için daha da cazip hale getiriyor.<br />
Kuzey Kıbrıs’ın saklı hazinelerinden biri olarak öne çıkan mağara, gelecekte yapılacak çalışmalarla çok daha büyük bir ilgi odağı haline gelebilir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>KIBRIS, KÜLTÜR SANAT, YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/besparmak-daglarindaki-gizemli-magara-300-metrelik-derinlikte-tarih-ve-doga-bulusuyor</guid>
      <pubDate>Sat, 18 Apr 2026 21:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/04/besparmak-daglari-nin-en-derin-noktasina-inildi-5b167adb.webp" type="image/jpeg" length="92273"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yüz Şekline Göre Saç Modeli Seçimi: Doğru Karar Rehberi]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/yuz-sekline-gore-sac-modeli-secimi-dogru-karar-rehberi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/yuz-sekline-gore-sac-modeli-secimi-dogru-karar-rehberi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yüz şekline göre seçilen saç modelleri ve saç kesimi, yüzünüzün doğal kemik yapısını bir sanat eserine dönüştürmenin en kısa yoludur. 2026 saç trendleri, stratejik kesim hileleri ve ürün önerileriyle hazırladığımız bu kapsamlı rehber, ovalden kareye her yüz tipi için ideal tarzı bulmanızı sağlıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Saçlarımız, kişisel stilimizin en sessiz ama en güçlü imzasıdır. Bazen sadece birkaç santimlik bir kesimin ya da saç ayrımındaki küçücük bir değişikliğin tüm ifademizi bir anda nasıl değiştirdiğine şahit oluruz. <strong>Doğru bir kesim yüzü dengeler, bakışları vurgular ve stilinizi “tamamlanmış” hissettirir.</strong> Peki, doğru saç kesimini yakalamanın anahtarı nedir: Trendler mi, anlık ilhamlar mı? Cevap aslında çok daha temel bir noktada saklı: <strong>Yüz şekliniz.</strong></p>

<p>Bu yazıda yüz şeklinizi nasıl belirleyeceğinizi, yüz tipinize uygun saç modellerini ve bakım önerilerini bulacaksınız.</p>

<p></p>

<hr />
<h2 id="Yuz_Seklini_Belirleme_Tablosu">Yüz Şeklini Belirleme Tablosu</h2>

<hr />
<p></p>

<figure>
<table class="table table-bordered table-sm">
 <thead>
  <tr>
   <td><strong>Yüz Şekli</strong></td>
   <td><strong>Temel Özellikler</strong></td>
   <td><strong>Öne Çıkan Bölge</strong></td>
   <td><strong>Örnek</strong></td>
  </tr>
 </thead>
 <tbody>
  <tr>
   <td><strong>Oval</strong></td>
   <td>Yüz uzunluğu genişliğinden fazladır. Hatlar yumuşaktır, çene yuvarlaktır. Alın, çene ve elmacık kemikleri dengelidir.</td>
   <td>Tüm Yüz Orantılıdır</td>
   <td>Bella Hadid</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Yuvarlak</strong></td>
   <td>Yüzün uzunluğu ve genişliği eşittir. Yumuşak, dolgun hatlar vardır. Keskin köşeler yoktur.</td>
   <td>Yanaklar</td>
   <td>Selena Gomez</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Kalp</strong></td>
   <td>Alın, yüzün en geniş kısmıdır. Yüksek elmacık kemikleri ve ters üçgene kıyasla daha yumuşak bir çene hattı vardır.</td>
   <td>Alın &amp; Elmacık Kemikleri</td>
   <td>Reese Witherspoon</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Ters Üçgen</strong></td>
   <td>Kalp yüz ile benzer bir geometriye sahiptir ancak hatlar daha keskindir. Alın geniştir ve çene hattı belirgin şekilde sivri gelir.</td>
   <td>Alın</td>
   <td>Zendaya, Scarlett Johansson</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Kare</strong></td>
   <td>Yüzün uzunluğu ile genişliği eşittir. Köşeli ve oldukça keskin hatlara sahiptir.</td>
   <td>Alın, Elmacık &amp; Çene (Eşit)</td>
   <td>Margot Robbie</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Dikdörtgen</strong></td>
   <td>Kare ve ovalin karışımı gibidir; yüz uzun ve köşelidir. Alın, elmacık ve çene genişliği eşittir. Ovalin aksine, çene hattı daha keskindir.</td>
   <td>Alın, Elmacık &amp; Çene (Eşit)</td>
   <td>Angelina Jolie</td>
  </tr>
  <tr>
   <td><strong>Elmas</strong></td>
   <td>Alın ve çene hattı dar, elmacık kemikleri ise oldukça geniştir. Dramatik ve yüksek bir kemik yapısı hakimdir.</td>
   <td>Elmacık Kemikleri</td>
   <td>Rihanna</td>
  </tr>
 </tbody>
</table>
</figure>

<p></p>

<hr />
<h2 id="Oval_Yuz_Sekline_Gore_Sac_Modelleri">Oval Yüz Şekline Göre Saç Modelleri</h2>

<hr />
<p></p>

<p><strong>Oval yüz şekli</strong>, dengeli oranları ve yumuşak hatları sayesinde en “uyumlu” yüz tipi olarak kabul edilir. Alın, elmacık kemikleri ve çene hattı arasında keskin geçişler olmadığı için birçok saç kesimini rahatlıkla taşıyabilir. Ancak bu, her modelin aynı etkiyi yaratacağı anlamına gelmez. Oval yüzlerde amaç, var olan simetriyi korurken saça hareket ve boyut kazandırmaktır. Bu yüzden tek düze ve hacimsiz modeller yerine, yüzü çerçeveleyen <strong>katlar</strong> ve <strong>doğal dokular</strong> çok daha iyi sonuç verir.</p>

<h3 id="Kelebek_Etkisi:_Hacimli_Katlar">Kelebek Etkisi: Hacimli Katlar</h3>

<figure><img alt="Yüzünü çevreleyen ve omuzlarından aşağıya hacimli bir şekilde dökülen uzun, karamel ve açık sarı balyajlarla zenginleştirilmiş katmanlı saçları olan genç bir kadın, popüler butterfly saç modelinin zarif bir örneğini sergileyerek hafifçe gülümsüyor." decoding="async" height="1232" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/butterfly-sac-modeli.webp" width="928" /></figure>

<p>Oval yüz için en ideal seçeneklerden. Yüzü saran yumuşak katlar, elmacık kemiklerini öne çıkarır ve saça dinamik bir görünüm kazandırır. Özellikle son yıllarda öne çıkan <strong>kelebek saç kesimi</strong> gibi hacimli ve katlı modeller, oval yüzün dengeli yapısını daha da vurgular.</p>

<h3 id="Modern_ve_Sik_Lob_Kesim">Modern ve Şık Lob Kesim</h3>

<p><strong>Lob (long bob)</strong> kesimler de oval yüzlerde çok şık durur. Omuz hizasında biten bu kesim, yüz hatlarını belirginleştirirken modern bir görünüm yaratır. Burada önemli olan, kesimin çok sert ve hacimsiz görünmemesi. Hafif bir dalga ya da doku eklemek oval yüzün yumuşak hatlarını kusursuzca ortaya çıkarır.</p>

<figure><img alt="Orta kahverengi, katlı, orta boy saç kesimine sahip, şeffaf siyah dantel bluz giyen genç bir kadının, yüzüne hafifçe düşen perçemleriyle modern bir lob saç modeli sergilediği yakın çekim portresi." decoding="async" height="1232" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/lob-sac-modeli-2.webp" width="928" /></figure>

<h3 id="Ikonik_Perde_Percemler">İkonik Perde Perçemler</h3>

<figure><img alt="Kameraya doğrudan bakan, hafif dalgalı ve katlı uzun kahverengi saçları perde kakül saç modeli ile yüzünü çevreleyen, dikkat çekici mavi gözleri ve zarif çilleri olan, siyah balıkçı yaka kazak giyen bir genç kadın portresi." decoding="async" height="1200" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/perde-kakul-sac-modeli-2.webp" width="960" /></figure>

<p><strong>Perde kakül (curtain bangs)</strong>, oval yüzün en güçlü tamamlayıcılarından. Ortadan ayrılan bu yumuşak kesim, elmacık kemiklerini öne çıkarırken yüzü daha dengeli ve çerçeveli gösterir. Ne fazla baskın ne de silik, oval yüz için tam kararında, zahmetsiz bir şıklık sunar.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<h3 id="Hangi_Kesimlerden_Kacinmali?">Hangi Kesimlerden Kaçınmalı?</h3>

<ul>
 <li><strong>Tepede Aşırı Yükseklik:</strong> Saçın tepe noktasında yaratılan abartılı hacimler, zaten eninden uzun olan oval yüzü dikey düzlemde gereksiz yere daha da uzatır. Bu da yüzün doğal ve yumuşak kavisini kaybetmesine neden olur.</li>
 <li><strong>Boyutsuz Düz Kesimler:</strong> Saçlarınız çok ince telliyse, tek boy ve dümdüz bırakılan saçlar yüzünüzü olduğundan daha cılız gösterebilir. Oval yüzün enerjik havasını korumak için saçta her zaman hafif bir hareket veya doku olması estetik bir zorunluluk.</li>
</ul>

<p></p>

<hr />
<h2 id="Yuvarlak_Yuz_Icin_Sac_Modelleri">Yuvarlak Yüz İçin Saç Modelleri</h2>

<hr />
<p></p>

<p>Aynada gördüğünüz silüet daha dairesel ve yumuşak hatlara sahipse, saç tasarımındaki temel stratejimiz tamamen bir “illüzyon sanatı” üzerine kurulmalı. <strong>Yuvarlak yüz</strong> tipinde asıl mesele, sempatik hatları biraz daha dikey bir derinlikle dengelemek ve yüzü olduğundan daha uzun, daha heykelimsi göstermek. Bunun için ise yüzün en geniş kısımlarını (yanakları) <strong>gölgeleyecek</strong> kesimlere, dikey bir hat yaratan <strong>ışık oyunlarına</strong> ve yumuşak geçişli <strong>katmanlara</strong> odaklanmak gerek.</p>

<h3 id="Yanak_Hattini_Golgeleyen_Kesimler">Yanak Hattını Gölgeleyen Kesimler</h3>

<figure><img alt="Ortadan ayrılmış, yüzünü çevreleyen doğal akışkan katmanlara sahip, uzun ve platin sarısı düz saçlarıyla öne çıkan bir kadın, bu şık akışkan katlı saç modelini sergilerken beyaz dantelli bir gömlek giymiş ve kararlı bir ifadeyle kameraya bakıyor." decoding="async" height="1232" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/akiskan-katli-sac-modeli.webp" width="928" /></figure>

<p>Kısa ve tek boy kesimler yüzü bir çember gibi çevreleyip genişliği vurgularken; omuz hizasının altına inen <strong>akışkan katlar</strong>, yüzü dikey bir düzlemde uzatır. Burada kilit nokta, katların çene hizasından başlaması. Bu sayede yüzün en geniş kısmı olan yanaklar gölgelenir ve ortaya çok daha ince bir silüet çıkar.</p>

<h3 id="Dairesel_Simetriyi_Kiran_Derin_Yan_Ayrimlar">Dairesel Simetriyi Kıran Derin Yan Ayrımlar</h3>

<p>2025 sonbaharında podyumlarda bir fırtına gibi esmeye başlayan saçı <strong>yandan ayırma </strong>akımı, 2026’da tahtını koruyor. Bu trende en çok sevinenler ise şüphesiz yuvarlak yüz hattına sahip olanlar. Bu küçük dokunuş, yüzün dairesel simetrisini dikey bir hatla bölerek daha uzun ve ince bir illüzyon yaratıyor.</p>

<figure><img alt="Genç bir kadın, uzun ve katlı sarı saçlarının belirgin yandan ayırma saç modeliyle yüzünü yumuşakça çevrelediği, hafif makyajlı ve kırmızı boğazlı kazağıyla objektife zarifçe bakıyor." decoding="async" height="1232" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/yandan-ayirma-sac-modeli.webp" width="928" /></figure>

<h3 id="Dikey_Illuzyon:_Yumusak_Isiklandirma">Dikey İllüzyon: Yumuşak Işıklandırma</h3>

<figure><img alt="Genç bir kadının, yüzünü çerçeveleyen kahkülleri ve katlı kesimli uzun, dalgalı kahverengi saçlarında doğal ve ışıltılı bir görünüm sunan brushlight saç modeliyle çekilmiş yakın plan portresi." decoding="async" height="1200" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/brushlight-sac-modeli.webp" width="960" /></figure>

<p>Saç renginiz, yüzünüzün mimarisini yeniden inşa edebilecek kadar güçlü bir araç. 2026’nın favori tekniği <strong>Brushlight</strong> gibi stratejik ışık oyunları, saçın boyuna atılan dikey ışıltılarla yüze derinlik ve uzunluk kazandırmak için birebir. Bu mikro-ışıklandırmalar, bakışları yukarı çekerek yanak bölgesinde doğal bir gölge oyunu yaratır ve yüzü olduğundan daha dar, daha zarif bir forma sokar.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Yuvarlak yüz hatları, doğası gereği yumuşak ve kavisli bir geçişe sahip. Bu yumuşaklığı saç renginizle taçlandırmanın altın kuralı, kuaförlük dünyasındaki “uyum” prensibi. Sert ve çok koyu renklerin yüzü keskin sınırlarla çevrelediğini, açık ve sıcak tonların ise adeta bir filtre gibi hatları yumuşattığını unutmayın. İfadenizdeki sempatik bütünlüğü korumak için; yüzünüzün soft doğasına eşlik edecek ballı sarılar, sıcak kumrallar veya yumuşak karamel tonlarına şans vererek stilinizde denge yakalayabilirsiniz.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3 id="Hangi_Kesimlerden_Kacinmali?">Hangi Kesimlerden Kaçınmalı?</h3>

<ul>
 <li><strong>Küt ve Kalın Kaküller:</strong> Alnı kapatan kalın kaküllerden uzak durun. Bu model yüzü yatay keserek olduğundan daha kısa ve geniş görünmesine neden olur.</li>
 <li><strong>Çene Hizasında Küt Bob:</strong> Çene kemiğinde biten düz kesimler, yüzün yuvarlaklığını bir çember gibi çevreleyerek vurgular. <a href="https://www.oggusto.com/guzellik/sac/kisa-sac-modelleri" rel="nofollow" target="_blank">Kısa saç</a> istiyorsanız, mutlaka kulak arkası yapılabilecek asimetrik modelleri tercih edin.</li>
</ul>

<p></p>

<hr />
<h2 id="Kare_Yuz_Sekline_Gore_Sac_Modelleri">Kare Yüz Şekline Göre Saç Modelleri</h2>

<hr />
<p></p>

<p><strong>Kare yüz</strong> hatları, güçlü ve karakteristik bir duruşun temsilcisİ; ancak bu belirgin çene hattı ve geniş alın yapısı, bazen yüzün olduğundan daha sert görünmesine neden olabilir. Amacınız bu güçlü çene hattı ve geniş alın yapısını dengelemekse, keskin geometrik formlardan kaçınıp yüzü daha uzun ve oval gösterecek hamleler yapmalısınız.</p>

<h3 id="Kare_Hatlari_Yumusatma_Oyunu:_Yumusak_Dalgalar">Kare Hatları Yumuşatma Oyunu: Yumuşak Dalgalar</h3>

<figure><img alt="Margot Robbie, Wuthering Heights estetiğini anımsatan, dalgalı sarı saçları, dantel detaylı krem rengi korse tarzı açık omuzlu bluzu ve boynundaki zarif siyah gerdanlığıyla bu yakın çekim portrede yandan bakarak zarif bir ifadeyle poz veriyor." decoding="async" height="2560" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/03/Margot-Robbie-Wuthering-Heights-Getty-Images-2.webp" width="1707" /></figure>

<p>Dümdüz ve pürüzsüz saçlar, kare yüzün keskinliğini daha da vurgular. Amacınız hatları yumuşatmaksa, saçınızda <strong>yumuşak dalgalar</strong> ve hafif dağınık dokular tercih etmelisiniz. Saçın yanlarına eklenen kontrollü hacim, yüzün alt kısmındaki kare formu dengeler ve daha eforsuz, şık bir görünüm ortaya çıkarır.</p>

<p><i><strong>Görsel: </strong>Hanna Lassen/Getty Images</i></p>

<p></p>

<p>Margot Robbie’nin kırmızı halı tercihlerine bakın; genellikle yüzünü çerçeveleyen yumuşak dalgaları veya yüzünün yanlarından sarkan ince tutamlı topuzları tercih ederek o güçlü kemik yapısını ne kadar zarif bir şekilde dengelediğini görebilirsiniz.</p>

<p></p>

<h3 id="Asimetrik_Dalgali_Lob_">Asimetrik Dalgalı Lob</h3>

<p>Kare yüz hatlarının karakteristik gücünü koruyup daha dengeli bir ifadeye kavuşmak için <strong>asimetrik dalgalı lob</strong> en akıllıca seçim. Bu modelde asimetrik kesim, yüzü olduğundan daha ince ve uzun göstererek görsel bir illüzyon yaratır. Özellikle saçın uç kısımlarında uygulanan yumuşatılmış katlar, sert geçişleri flulaştırarak yüze daha modern ve dinamik bir hava katar.</p>

<figure><img alt="Kadının hafif dalgalı, omuz hizasında biten katlı bob kesim kahverengi saçları, doğal makyajı ve çilleriyle oval yüz şekline göre saç modellerini zarifçe sergilediği bir yakın çekim portre." decoding="async" height="1200" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/04/katli-dalgali-bob.webp" width="960" /></figure>

<p></p>

<p>Bu stili derin bir yan ayrım veya perde kaküllerle kombinlediğinizde, alındaki genişlik dengelenir ve yüzün kare formu çok daha yumuşak bir silüete bürünür.</p>

<p></p>

<h3 id="Bakislari_Yukari_Ceken_Mikro_Kakuller">Bakışları Yukarı Çeken Mikro Kaküller</h3>

<figure><img alt="Yüz şekline göre saç modelleri konulu içerikte, kaşlarının üzerinde biten, uçları hafif dağınık mikro kaküller ve parlak siyah saçlarıyla doğrudan objektife bakan bir kadın, keskin kare yüz hatlarını dengelerken bakışları yukarı çekiyor ve modern bir ifade sergiliyor." decoding="async" height="1232" loading="lazy" src="https://wp.oggusto.com/wp-content/uploads/2026/03/mikro-kakul-modeli-1.webp" width="928" /></figure>

<p>Kaşın üzerinde biten kısa ve ince kaküller, odak noktasını baskın çene hattından alıp yukarıya, göz bölgesine çekerek yüzün alt kısmındaki görsel ağırlığı dengeler. Jilet gibi küt bitişler yerine uçları belirsiz bırakılan bu mikro perçemler, köşeli hatlara hem yüksek moda bir tavır kazandırır.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/yuz-sekline-gore-sac-modeli-secimi-dogru-karar-rehberi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 22:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/04/14-325.png" type="image/jpeg" length="27847"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kalp krizi aslında 'geliyorum' diyor: Bu sinyallere dikkat]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kalp krizi her ne kadar aniden gelişen bir durum olarak bilinse de aslında aylar öncesinden vücutta çeşitli belirtilerle sinyal verebiliyor. Özellikle eforla gelen göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi "geliyorum" diyen uyarıların erken fark edilmesi hayati önem taşıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Okay Abacı, kalp krizinin çoğu zaman aniden gelişen bir durum gibi algılansa da bazı hastalarda aylar öncesinden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini belirtti.</p>

<p>Hastaneden yapılan açıklamaya göre, kalp ve damar hastalıklarının dünyada ve Türkiye'de en önemli ölüm nedenleri arasında yer aldığını ifade eden Abacı, kalp krizinin çoğu zaman kalbi besleyen koroner damarların ani tıkanmasıyla ortaya çıktığını kaydetti.</p>

<p>Kalp krizinin bazı hastalarda önceden çeşitli belirtilerle kendini gösterebildiğini vurgulayan Abacı, özellikle eforla ortaya çıkan göğüs ağrılarının önemli bir uyarı olabileceğini anlattı.</p>

<p>Abacı, kalp krizinin en önemli belirtilerinden birinin göğüs ağrısı olduğunu belirterek, "Bu ağrı çoğu zaman göğsün ortasında baskı ya da sıkışma şeklinde hissedilir. Özellikle eforla ortaya çıkıp dinlenmekle geçen göğüs ağrıları kalp damarlarında darlık olabileceğinin önemli bir göstergesidir." değerlendirmelerinde bulundu.</p>

<p>Bazı hastalarda ağrının çeneye, sol kola, omuza ya da sırta yayılabildiğine dikkati çeken Abacı, "Bununla birlikte nefes darlığı, çabuk yorulma, terleme ve mide bulantısı gibi belirtiler de kalp damar hastalıklarının habercisi olabilir." ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h2>"Sessiz kalp krizi"</h2>

<p>Kalp krizinin her zaman belirgin belirtilerle ortaya çıkmayabileceğine işaret eden Abacı, özellikle diyabet hastalarında "sessiz kalp krizi" olarak adlandırılan durumun görülebildiğini kaydetti.</p>

<p>Abacı, diyabeti olan bazı kişilerde kalp krizinin belirgin göğüs ağrısı olmadan da gelişebildiğini aktararak, bu nedenle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli kardiyoloji kontrollerini yaptırmasının büyük önem taşıdığını vurguladı.</p>

<p>Kalp ve damar hastalıklarının gelişiminde bazı risk faktörlerinin önemli rol oynadığını belirten Abacı, "Sigara kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, hareketsiz yaşam ve aşırı kilo kalp krizi riskini artıran başlıca faktörler arasında yer alıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve risk faktörlerinin kontrol altına alınması kalp sağlığını korumada oldukça önemlidir." değerlendirmelerini yaptı.</p>

<p>Abacı, göğüs ağrısı gibi belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini kaydederek, özellikle eforla ortaya çıkan ve tekrarlayan şikayetlerde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/kalp-krizi-aslinda-geliyorum-diyor-bu-sinyallere-dikkat</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 11:08:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/04/haber-fotograf-bulent-16-4.png" type="image/jpeg" length="58815"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaşam biçimi de kas erimesi riskini artırıyor]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/yasam-bicimi-de-kas-erimesi-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/yasam-bicimi-de-kas-erimesi-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sadece yaşlılığın değil, hareketsiz yaşam tarzının da tetiklediği kas erimesine (sarkopeni) karşı uzmanlar, yapay zeka destekli erken tanının ve yaşam tarzı değişikliğinin hayati önem taşıdığını vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kara, sadece yaşlılığın değil, yaşam biçiminin de kas erimesi ve kronik hastalık riskini artırabildiği uyarısında bulundu.</p>

<p>Kara, Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği tarafından düzenlenen "31. Ulusal Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kongresi" için geldiği Antalya'da, "sarkopeni"nin bacak ve kol kaslarında ortaya çıkan kas gücü ve performansındaki azalma anlamına geldiğini söyledi.</p>

<p>Yaşlıların kasında erime ve fonksiyonlarında düşüşle ilgili olduğuna dikkati çeken Kara, "Sarkopeni, hastalıklarla ve ölümle de ilişkili. O yüzden yaşlanan popülasyonda bu hastalığın önemi giderek artıyor." dedi.</p>

<p><strong>"YAPAY ZEKA ERKEN TANI İÇİN ÖNEMLİ"</strong></p>

<p>Kara, Avrupa'da ve Türkiye'de yaşlanan ve vücut kompozisyonu değişen nüfusun arttığına işaret ederek, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bunların taranması ve takibinde kullanılan görüntüleme yöntemlerinde özellikle piksel analizlerinde, ultrasonla kas morfolojisini ve kalitesini değerlendirebiliyoruz. Yapay zekayı kullanarak daha detaylı analizlerle kas sağlığı ve kalitesi hakkında detaylı bilgilere ulaşabileceğiz. Hastalığı daha erken tarama, yakalama ve tedavi etmede yapay zekayı kullanıyor olacağız. Çok sayıda hastanın görüntülerini makineye öğretip, yeni hastaların görüntülerini yapay zekayla değerlendireceğiz. Yapay zeka, daha net veriler verebiliyor."</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Hastalık ne kadar erken yakalanırsa tedavi olanağının fazla olduğuna dikkati çeken Kara, yapay zekanın erken tanı için önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Kara, vücut kompozisyonu değişen yaşlanmaya bağlı yağ kütlesinin artıp, kas kütlesi azalan obez, tansiyon, diyabet hastalarının, sağlıksız beslenen ve hareketsiz yaşayanların kas erimesi bakımından risk altında olduğunu dile getirdi.</p>

<p>Çok hızlı kilo verenlerde de kas erimesi görülebileceğine işaret eden Kara, şöyle devam etti:</p>

<p>"Kas kaybı olup olmadığını tespit etmek için özellikle otur-kalk testi yapıyoruz. Hastanın sandalyeye oturup kalkması, merdiven çıkması, çömeldiği yerden kalkması güçleşiyorsa, yürüme hızı azalıyorsa kas erimesi gelişiyor demektir. Çünkü kas hızlı kasılan, bize güç gerektiren aktiviteler için gerekli. Bunları etkilediğinde daha yavaş hareket ediyoruz."</p>

<p>Kara, sağlıklı yaşlanmanın, güneşlenmenin, tansiyon, diyabet gibi kronik hastalıkların kontrol altında tutulmasının, yürüme, hafif koşu, squat gibi egzersiz yapılmasının, protein bakımından zengin beslenmenin kas erimesini durdurmada etkili olacağını söyledi.</p>

<p>D vitamini eksikliğinin de kas erimesini artırdığını belirten Kara, "Kas erimesini durdurmak için yaşam tarzı değişikliği yapılması gerekiyor. Kas erimesi ne kadar erken saptanırsa sadece kas erimesi değil, diğer kronik hastalıklar da önlenebilir. Bazen kronik hastalıklar hareketsizliğe bağlı oluyor." dedi.</p>

<p>Kronik hastalıkların da kas erimesini tetiklediğini ifade eden Kara, aktivitenin kronik hastalıkların yanı sıra kas erimesini de durdurabileceğine dikkati çekti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/yasam-bicimi-de-kas-erimesi-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 23:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/04/15-295.png" type="image/jpeg" length="46993"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Ebedi kimyasallar” arıları tehdit ediyor: Gıda güvenliği riske girebilir]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/ebedi-kimyasallar-arilari-tehdit-ediyor-gida-guvenligi-riske-girebilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/ebedi-kimyasallar-arilari-tehdit-ediyor-gida-guvenligi-riske-girebilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avustralyalı bilim insanları, PFOS adlı kalıcı kimyasalların balarısı kolonilerine geçerek arı sağlığını ve tozlaşmayı olumsuz etkileyebileceğini, bunun da gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Yeni bir çalışmada Avustralyalı bilim insanları, balarısı kolonilerinde birikip ballarına geçebilecek zehirli "sonsuz kimyasalların" gıda güvenliğini ve insan sağlığını tehdit etme potansiyeli taşıdığı uyarısında bulundu.</p>

<p>Perflorooktansülfonat (PFOS) diye de bilinen bu kimyasallar leke tutmayan kumaşlarda, yapışmaz pişirme kaplarında, yangın söndürme köpüklerinde ve elektronikte yaygın kullanılıyor ve kolayca ayrışmadığı için çevrede kalıyor.</p>

<p>Çalışmalar, PFOS'un yüksek kolesterol ve karaciğer enzimi değişikliklerinin de aralarında bulunduğu sağlık riskleriyle ilişkili olduğunu gösteriyor.</p>

<p>Şimdiyse araştırmacılar PFOS'un Avustralya'daki Avrupa balarısı (Apis mellifera) kolonileri üzerindeki etkilerini izledi ve ona uzun süre boyunca maruz kalmanın balarılarında hücre fonksiyonundan sorumlu bazı anahtar proteinlerin ekspresyonunu değiştirebileceğini buldu.</p>

<p>Environmental Science &amp; Technology adlı bilimsel dergide yayımlanan çalışmanın yazarlarından Carolyn Sonter, "Yeni nesil yavru arıların vücut dokusunda PFOS tespit edildi ve bunların vücut ağırlığının, PFOS'a maruz kalmayan kontrol grubundaki arılara göre daha düşük olduğu saptandı" ifadesini kullandı.</p>

<p>Bilim insanları, PFOS'un arıların larvaları beslemek için kullandıkları besin yoğunluğu yüksek bir sıvı olan arısütünü de etkilemesinden şüpheleniyor.</p>

<p>Arısütünün kalitesinin düşmesi, gelecek nesilleri olumsuz etkileyerek tüm arı kolonisinin sağlığına ve yaşam süresine zarar verebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Dr. Sonter, "Düşük vücut ağırlığı, daha küçük bezlere sahip daha küçük bir arının göstergesi ki bunlara yeni nesil arıları beslemek için arısütü üreten yutak bezi de dahil" dedi.</p>

<p>Araştırmacılar, PFOS'a daha büyük ölçekte uzun süreli maruz kalmanın balarısı popülasyonlarının gitgide azalmasına ve mahsullerin tozlaşmasını olumsuz yönde etkilemesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<p>Dr. Sonter, "Arılara yönelik herhangi bir tehdit gıda güvenliğini tehdit ediyor" ifadesini kullandı.</p>

<blockquote>
<p>Çoğu tarımsal ürün tozlaşma için arılara bel bağlar ve onların yokluğunda orman meyveleri olsun, diğer meyveler olsun, sebzelerin çoğu olsun, gıda üretimi ciddi şekilde sekteye uğrar.</p>
</blockquote>

<p>PFOS dünyanın birçok yerinde yasaklanmış olsa da geçmişten gelen kontaminasyon arılara hâlâ zarar verebilir.</p>

<p>Araştırmacılar, arıların bu zehirli kimyasallara kirlenmiş toz, su, arı kovanlarındaki boya, mahsul koruma ürünleri ve kirlenmiş topraklarla sularda yetişen bitkilerden gelen polenler yoluyla maruz kalabileceğini söylüyor.</p>

<p>Dr. Sonter, "PFOS'un mirası en azından bizim yaşam süremizde kalıcı" dedi.</p>

<blockquote>
<p>Yuvamızdaki arılar için PFAS (perflorlu ve poliflorlu alkil maddeler) risklerini azaltmanın bir yolu, bahçelerde PFAS içeren mahsul koruma ürünlerini kullanmaktan kaçınmaktır ki pek çoğu içeriyor!</p>
</blockquote>

<p>Bilim insanları gelecekteki çalışmalarda arazilerdeki arıların PFOS'a hangi yollarla maruz kaldığını daha iyi anlamayı umuyor.</p>

<p>Dr. Sonter, "Arılar çok önemli bir böcek çeşidi olsa da onlara yönelik çevresel kirleticiler kaynaklı tehditler yeterince araştırılmıyor ve anlaşılmıyor" ifadesini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/ebedi-kimyasallar-arilari-tehdit-ediyor-gida-guvenligi-riske-girebilir</guid>
      <pubDate>Fri, 20 Mar 2026 22:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/03/31-50.png" type="image/jpeg" length="20889"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yalnızlığı tercih ettiği sanılan boğa köpekbalıklarının yakın arkadaşları varmış]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/hata-sonrasi-isimden-oldum-demisti-mahmut-ozcinardan-yalanlama-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/hata-sonrasi-isimden-oldum-demisti-mahmut-ozcinardan-yalanlama-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yalnız vakit geçirmeyi tercih ettiği sanılan boğa köpekbalıklarının güçlü sosyal bağlar kurduğu keşfedildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Dünyanın dört bir yanındaki tropikal ve ılıman sularda görülebilen boğa köpekbalıkları (Carcharhinus leucas), IUCN Kırmızı Listesi'nde "hassas" türler sınıfında yer alıyor.</p>

<p>Fiji'de kurulan Köpekbalığı Resifi Deniz Koruma Alanı, hem çeşitli türlerin korunmasına hizmet ediyor hem de bilim insanlarına köpekbalıklarını inceleme imkanı sunuyor.</p>

<p>Exeter Üniversitesi'nden Natasha D. Marosi ve ekibi, buradaki boğa köpekbalığı popülasyonunu 6 yıl boyunca takip ederek sosyal ilişkilerini inceledi.</p>

<p>Yaklaşık yüzde 85'i dişilerden oluşan popülasyonun 184 üyesini tanımlayıp izlemeyi başaran araştırmacılar, toplamda 8 bin 192 dakikalık görüntü elde etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilim insanları, hayvanların birbirini takip etme, paralel yüzme ve geri dönüp yeniden yaklaşma gibi davranışlarına dayanarak sosyalleşme alışkanlıklarını anlamaya çalıştı.</p>

<p>Bulguları hakemli dergi Animal Behaviour'da bugün (17 Mart) yayımlanan çalışmaya göre boğa köpekbalıkları, gruptaki rastgele bireylerle ilişki kurmak yerine belirli kişileri "aktif bir şekilde" tercih ediyor.</p>

<p>Çalışmanın yazarlarından Darren Croft "Yaygın kanının aksine, köpekbalıklarının nispeten zengin ve karmaşık sosyal yaşamları olduğunu görüyoruz" diyor.</p>

<p>Hatta bilim insanları, köpekbalıklarının popülasyondaki bazı bireylerden de özellikle kaçındığını ifade ediyor.</p>

<p>Marosi "Biz insanlar, sıradan tanıdıklardan en iyi arkadaşlarımıza kadar değişen çeşitli sosyal ilişkiler kurarız ancak aynı zamanda belirli kişilerden de özellikle uzak dururuz" diyerek ekliyor:</p>

<blockquote>
<p>Bu boğa köpekbalıkları da benzer şeyler yapıyor.</p>
</blockquote>

<p>Çalışmada hem dişilerin hem de erkeklerin diğer dişilerle sosyalleşmeyi tercih ettiği gözlemlendi. Ayrıca erkeklerin daha fazla arkadaşlık kurduğu da saptandı.</p>

<p>Bu durum, dişilerin erkeklerden daha büyük olmasından kaynaklanabilir. Marosi "Topluluktaki daha büyük ve baskın dişilerle sosyal bağ kurmak, gruptaki yerlerini güvence altına alabilir ve bölgedeki besin kaynaklarına erişmelerini sağlayabilir" diye açıklıyor.</p>

<p>Ekip ayrıca boğa köpekbalıklarının en çok yetişkinlik döneminde sosyalleştiğini tespit etti. Yavruların, av olma riski nedeniyle bu ilişkilerden uzak durduğu düşünülüyor. Öte yandan bazıları, muhtemelen sosyal ağa girmelerini kolaylaştırdığı için yetişkin bireylerle yakınlaşıyor.</p>

<p>Yaşlı köpekbalıkları da yetişkinler kadar sosyalleşmiyor. Marosi "Bu bireyler, avlanma, gezinme, kaynak bulma ve eş seçmede uzun yıllara dayanan deneyime sahip. Bu nedenle sosyal ilişkilerden ziyade kendi deneyimlerine güvenmeleri daha olası" diyerek ekliyor:</p>

<p>Buna karşılık yetişkin köpekbalıkları sosyal ağın çekirdeğini oluşturuyor gibi görünüyor. Onlar için diğerleriyle sosyalleşmek, besin kaynaklarıyla bilgilere erişme, beceriler geliştirme veya potansiyel eşlerle tanışma gibi faydalar sunabilir.</p>

<p>Boğa köpekbalıkları gibi türlerin güçlü sosyal bağlar kurduğunun ortaya çıkması, türü koruma çalışmalarında bilim insanlarına yol gösterme açısından önem arz ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/hata-sonrasi-isimden-oldum-demisti-mahmut-ozcinardan-yalanlama-geldi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 20:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/03/8-344.png" type="image/jpeg" length="91649"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Diyanet 2026 fitre miktarını açıkladı]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/diyanet-2026-fitre-miktarini-aciklad</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/diyanet-2026-fitre-miktarini-aciklad" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı, 2026 yılı için merakla beklenen fitre miktarını kişi başı olarak açıkladı. Bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı esas alınarak belirlenen bu tutar, aynı zamanda oruç tutamayanların ödeyeceği günlük fidye miktarı için de geçerli olacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Fitre ne kadar? 2026 Fitre miktarı bu yıl kişi başı kaç lira olarak hesaplandı? Ailedeki her birey adına ödenmesi gereken fitrenin kimlere verilip, verilmeyeceği ile ilgili ayrıntıları derledik. İşte fitre ödeme zamanı.</p>

<p><strong>FİTRE 2026 NE KADAR?</strong></p>

<p>Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, 2026 yılı fitre (sadaka-i fıtır) miktarı 240 TL olarak belirlendi.</p>

<p>Bu rakam, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önünde bulundurularak hesaplanan alt sınırdır. İsteyen vatandaşlar, kendi hayat standartlarına göre bu tutarın üzerinde de ödeme yapabilirler.</p>

<p><strong>FİTRE KİMLERE VERİLİR?</strong></p>

<p>Fitre, öncelikle kendi çevrenizdeki ihtiyaç sahibi yoksullara, borçlulara, yolda kalmışlara veya öğrencilere verilebilir.</p>

<p>Fakir olmak şartıyla kardeş, amca, dayı, teyze, hala ve onların çocuklarına fitre verilebilir. Hatta yoksul akrabaya öncelik verilmesi daha faziletli kabul edilir.</p>

<p><strong>FİTRE KİMLERE VERİLMEZ?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İslam dinine göre "bakmakla yükümlü olduğunuz" veya "arada usûl-fürû bağı (alt soy-üst soy) bulunan" kişilere fitre verilmez:</p>

<p>Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba,</p>

<p>Çocuklar ve torunlar,</p>

<p>Eşler (karı-koca birbirine veremez),</p>

<p>Zengin sayılan (nisap miktarı mala sahip) kişiler.</p>

<p><strong>FİTRE NE ZAMAN VERİLMELİ?</strong></p>

<p>Fitre, Ramazan Bayramı'nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacip olur. Ancak yoksulların bayram ihtiyaçlarını önceden giderebilmeleri için Ramazan ayı içerisinde verilmesi daha uygundur. Bayram namazından sonraya bırakılması ise mekruh görülür ancak borç düşmez, yine de ödenmesi gerekir.</p>

<p><strong>KİMLER FİTRE VERMEKLE YÜKÜMLÜDÜR?</strong></p>

<p>Ailedeki her birey için (bebekler dahil) aile reisi tarafından fitre ödenir. 2026 yılı için 4 kişilik bir ailenin ödeyeceği toplam tutar en az 960 TL olacaktır.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/diyanet-2026-fitre-miktarini-aciklad</guid>
      <pubDate>Sat, 07 Mar 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/03/diyane.png" type="image/jpeg" length="32494"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İşte yaşam kalitesi en yüksek şehirler]]></title>
      <link>https://www.kibristurk.com/iste-yasam-kalitesi-en-yuksek-sehirler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.kibristurk.com/iste-yasam-kalitesi-en-yuksek-sehirler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel yaşam standartlarını mercek altına alan Numbeo’nun 2026 endeksi yayımlandı ve Avrupa şehirleri zirvede yer aldı. Listede Türkiye’den Bursa, Antalya, İzmir ve Ankara da yer alarak uluslararası ölçekte öne çıkan kentler arasında gösterildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Numbeo tarafından hazırlanan "Yaşam Kalitesi Endeksi 2026" verilerine göre dünya genelinde en iyi yaşam standartlarını sunan şehirler belli oldu.</p>

<p>Güvenlik, sağlık hizmetleri, satın alma gücü, çevre temizliği ve yaşam maliyeti gibi kritik verilerin analiz edildiği küresel endekste Türkiye’den 5 şehir yer aldı. Hollanda şehirlerinin ilk sıraları domine ettiği listede; Bursa, Antalya, İzmir, Ankara ve İstanbul, küresel standartlarda yaşam kalitesi sunan merkezler olarak tescillendi.</p>

<p>Araştırma, kentlerin ekonomik dengeleri ile sosyal imkanlarını bir arada değerlendirerek hazırlanan en kapsamlı raporlardan biri olma özelliğini taşıyor.</p>

<p><i>Numbeo 2026 raporuna göre sıralama şöyle:</i></p>

<p><strong>Lahey –</strong> HOLLANDA</p>

<p>Utrecht – HOLLANDA</p>

<p><strong>Groningen –</strong> HOLLANDA</p>

<p>Rotterdam <strong>– HOLLANDA</strong></p>

<p><strong>Viyana –</strong> AVUSTURYA</p>

<p>Gent <strong>– BELÇİKA</strong></p>

<p><strong>Nürnberg –</strong> ALMANYA</p>

<p>Kopenhag <strong>– DANİMARKA</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Münih –</strong> ALMANYA</p>

<p>Valencia <strong>– İSPANYA</strong></p>

<p><strong>Göteborg –</strong> İSVEÇ</p>

<p>Basel <strong>– İSVİÇRE</strong></p>

<p><strong>Bursa –</strong> TÜRKİYE</p>

<p>Antalya <strong>– TÜRKİYE</strong></p>

<p><strong>İzmir –</strong> TÜRKİYE</p>

<p>Ankara <strong>– TÜRKİYE</strong></p>

<p><strong>Amsterdam –</strong> HOLLANDA</p></p><div class="article-source py-3 small ">
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>YAŞAM</category>
      <guid>https://www.kibristurk.com/iste-yasam-kalitesi-en-yuksek-sehirler</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 16:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://kibristurkcom.teimg.com/crop/1280x720/kibristurk-com/uploads/2026/03/1896543.jpg" type="image/jpeg" length="16336"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
