Gençlik Federasyonu Sağlık Komisyonu, Cumhuriyet Meclisi gündeminde bulunan Sağlık Hizmetleri Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası kapsamında tıp ve diş hekimliği uzmanlık eğitimlerinde merkezî sınav şartının kaldırılmasına yönelik girişimlere ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada, uzmanlık eğitimlerinde merkezî sınav şartının kaldırılmasına yönelik girişimlerin “büyük bir endişe ile takip edildiği” ifade edildi.
Komisyon, 2018 yılından bu yana KKTC’de Yükseköğretim Yasası çerçevesinde ve YÖDAK’a bağlı olarak faaliyet gösteren bir özel üniversitede uzmanlık eğitimi verildiğini belirterek, bu eğitimin başlatılmasına esas teşkil eden sınav ve yeterlilik koşulları, eğitimin içeriği, süresi ve niteliği, kontenjanların belirlenme biçimi, uzmanlık bitirme jürilerinin oluşumu, denetim mekanizmaları ile hasta sayısı ve vaka çeşitliliği gibi unsurların “bilimsel, nesnel ve açık bir yasal standarda dayandırılmadığını” savundu.
Açıklamada, Meclis gündeminde bulunan yasa tasarısının temel amacının, geçmişte üniversitelere “keyfî biçimde tanınan” ve hâlen devam eden uzmanlık eğitimi yetkisinin merkezî bir sınav sistemiyle standartlaştırılması olduğu kaydedildi. Tasarıyla birlikte sürecin “bilimsel ölçütlere uygun, denetlenebilir, şeffaf ve çağdaş bir yapıya kavuşturulmasının” hedeflendiği, ayrıca izin ve denetim süreçlerinin Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulması öngörülen Tıp ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu aracılığıyla yürütülmesinin amaçlandığı belirtildi.
Gençlik Federasyonu Sağlık Komisyonu, UBP, DP ve YDP’den oluşan Üstel Hükûmeti’nin, uzman görüşleri ve meslek örgütlerinin uyarılarını dikkate almadan merkezî sınav şartını kaldırmaya yönelik girişimde bulunduğunu ileri sürerek, bu durumun “mevcut sorunlu yapıyı kalıcı hâle getireceğini” ve toplumda “telafisi güç bir güven kaybına yol açacağını” iddia etti.
Açıklamada, ilerleyen süreçte merkezî sınav uygulamaya alınsa ve kurumsal altyapı güçlendirilse dahi, KKTC’nin mevcut nüfusu, hasta sayısı ve vaka çeşitliliğinin tıp uzmanlık eğitiminin gerektirdiği akademik ve klinik yeterliliği karşılamaktan “uzak olduğu” savunuldu. Bu gerçek göz ardı edilerek atılacak adımların, uzmanlık eğitiminin niteliğini “geri dönülmez biçimde zedeleyeceği” görüşü dile getirildi.
Komisyon, gelinen noktada çıkar çevrelerinin yönlendirmesiyle hareket edildiğini öne sürerek, sürecin “ben yaptım oldu anlayışına dayanan” bir siyasi yaklaşımla yürütüldüğünü iddia etti. Açıklamada bu yaklaşımın “şeffaflığı, adaleti, fırsat eşitliğini ve liyakati yok saydığı”, kamusal yarar yerine “kişisel ve ticari menfaatleri öncelediği” ve kamu sağlığını “kısa vadeli siyasi hesaplara feda ettiği” ifadeleri yer aldı.
Gençlik Federasyonu Sağlık Komisyonu açıklamasında kamuoyuna yönelik taleplerini de sıraladı. Buna göre, merkezî sınavın kaldırılmasına yönelik tüm girişimlerin derhâl durdurulması, yerleştirme sürecinin üniversitelerin bireysel inisiyatifine bırakılmadan liyakat esasına dayalı şekilde yürütülmesi istendi.
Uzmanlık eğitiminin, ülkenin sağlık altyapısı, kurumların kapasitesi, hasta sayısı ve vaka çeşitliliği esas alınarak, bilimsel kriterler çerçevesinde ve bağımsız denetim mekanizmalarıyla planlanması gerektiği kaydedildi. Ayrıca, KKTC’deki hasta sayısı ve vaka çeşitliliğinin her alanda tam zamanlı uzmanlık eğitimi için yeterli olmadığı savunularak, Türkiye’de uzmanlık eğitimi veren kurumlarla resmî protokoller imzalanması ve entegre eğitim programlarının hayata geçirilmesi çağrısı yapıldı.
Açıklamada, oluşturulması planlanan Tıp ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Kurulu’nun “siyasi etkilerden ve dış etkenlerden arındırılmış”, bilimsel ilkelere dayalı, bağımsız ve şeffaf bir yapı olarak yürürlüğe girmesi gerektiği ifade edildi.
Gençlik Federasyonu Sağlık Komisyonu, sürecin belirleyicisinin “çıkar çevrelerinin talepleri değil, toplumun gerçek ihtiyaçları ve sağlık sisteminin sürdürülebilir güvenliği” olması gerektiğini belirterek, “sağlık ve yaşam hakkının siyasi irade eliyle zedelenmesine sessiz kalınmayacağı” görüşünü paylaştı. Açıklama, “ranttan değil emekten, liyakatsizlikten değil adaletten, keyfiyetten değil bilimden yana olunduğu” ifadeleriyle son buldu.