Prof. Dr. Süleyman Pampal, Şanlıurfa depremine ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

Burada bu türden depremleri her zaman bekleriz. Bizim için sürpriz değil. Bundan sonra da olursa o da sürpriz sayılmamalı.

Türkiye'nin tüm depremleri 7-8 km derinliğe sahip, dar alanda yıkıcılığı olabilecek depremler. Bu bölgenin yapı stoğuna bakılırsa bir miktar hasara neden olabilir. Kırsal kesimde çalışmalarda yarar olabilir ama normalde hasar yapacak deprem değildir.

BOZOVA FAYI BÜYÜK DEPREMLER ÜRETEBİLİR

Belli bölgelerin dışında zemin fena değildir. Şanlıurfa'nın Bozova ilçesi Atatürk Barajı'nın bulunduğu bölge. Barajın yeri tespit edildiğinde çalışmalar yapmıştık. Barajın gövdesi için baraj yeri olarak seçilen yerde aktif fay tespit edilince yeri değiştirildi. Bu fayın üzerine de baraj yapamazdınız. Bu Bozova fayı oldukça büyük deprem üretme potansiyeli olan aktif bir fay. Bu türden depremler olacak. Bu depremin başka bir depremi söz konusu olmaz. Burada 6 Şubat'taki depremlere yakın depremler beklemeyiz.Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi bu çevrede de daha büyük deprem olma ihtimali tabii ki var. Ne zaman olacağını biz tabii ki söyleyemeyiz, bilemeyiz daha doğrusu. Ancak bölge sismik bakımdan aktif ve yıkıcı deprem üretme potansiyeline sahip.

Deprem bu ülkenin kaderi. Nedenini hep söylüyoruz. Yani o kadar çok levhanın kesişme noktası; kocaman Avrasya, daha küçük Anadolu, işte daha büyük güneyde işte Urfa civarını içine alan güneye doğru Arap levhası, batıda Akdeniz'in içinde Anadolu'yla sınırı olan Afrika levhası ve bunların hareketlerine bağlı olarak oluşmuş, dünya ölçeğinde hatırı sayılır ana faylar... Doğu Anadolu Fayı, Kuzey Anadolu Fayı, Orta Anadolu Fayı, Bitlis-Zagros ya da işte bizim ülkemizdeki adıyla Güneydoğu Anadolu Bindirme Zonu, sütür zonu... Yani levha sınırı, çarpışma bölgesi burası. O bakımdan bu bölgenin ve bu ülkenin kaderi bu türden depremleri, hatta çok daha büyük olanlarını yaşamak. Geçmişte bunların hepsini bu topraklar yaşadı ve çok sayıda can kaybı ortaya çıktı. Biz bunlardan ders çıkarıp aslında bu tür depremlerde paniğe kapılmadan sakin sakin bekleyecek olgunluğa erişmiş olmamız gereken zamanlarda yaşıyoruz. Onu yapamadığımız için durum üzücü hale geliyor. Yani bu deprem gerçeği, ülkemizin deprem gerçeğini artık hepimiz biliyoruz, konuşuyoruz, okuyoruz, yazıyoruz.

"VATANDAŞ BİNASINDAN EMİN DEĞİL"

THY, Boeing ile anlaşması kesinleşti, 150 uçak sipariş edildi
THY, Boeing ile anlaşması kesinleşti, 150 uçak sipariş edildi
İçeriği Görüntüle

İşte yaralanmalar ufak tefek mutlaka karşımıza çıkacak yine panik nedeniyle. Yani pencereden, balkondan kendini atanlar yaralanacaktır. Bunlardan kurtulmamız lazım. Ama vatandaşa da bir şey diyemiyorsunuz çünkü içinde bulunduğu yapının depreme dayanıklı olup olmadığından emin değil. O da haklı olarak paniğe kapılıyor. Emin olsa, bu bu durumu sağlamış olsak, yapılarımızı dönüştürmüş olsak, depreme dayanıklı hale getirmiş olsak, vatandaşımıza bunu doğru düzgün anlatmış olsak, bilinçlendirmiş olsak onlar da sakin davranır. O bakımdan bu durum maalesef bir süre daha böyle devam edecek gibi görünüyor ülkemizde. Bu olgunluğa erişmek zaman alıyor ama biz biz çok bizim için çok uzun bir zaman yani. Yani son yüz yılı alın, aletsel dönemi alın, 25 yaklaşık yıkıcı depremi yaşamış toprak bu toprak ya. Burada biz bu bu topraklarda yaşayan insanların artık bu problemi çözmüş olması gerekirdi.