Mahkeme, Prof. Dr. Hüseyin Uzunboylu’nun açtığı davada, KTÖS’ün eski Genel Sekreteri Şener Elcil’in ileri sürdüğü iddiaların ispatlanamadığına hükmederek tazminat ödenmesine karar verdi.
Uzunboylu tarafından yapılan yazılı açıklamada, 2022 yılı Mart ayında KTÖS Yönetim Kurulu üyelerinin YÖDAK binası önünde kendisi ve ailesi hakkında somut delil ortaya koymadan ağır ithamlarda bulunduğu belirtildi. Açıklamada, söz konusu beyanların ardından zem ve kadih içerikli manevi tazminat davası açıldığı ve yargı süreci tamamlanıncaya kadar kamuoyuna açıklama yapılmadığı kaydedildi.
"ŞENER ELÇİL MAHKEMEDE YALAN SÖYLEDİ"
Prof. Dr. Hüseyin Uzunboylu'nun konuyla ilgili açıklamasının tamamı şu şekilde:
"2022 yılı Mart ayı başında, KTÖS Yönetim Kurulu üyeleri YÖDAK binası önünde toplanarak, herhangi bir somut delil ortaya koymaksızın şahsım ve ailem hakkında ağır, kıskançlık içeren, mesnetsiz, karalayıcı ve çamur at izi kalsın “aklı” içerisinde çirkin ithamlarda bulunmuşlardır.
Söz konusu açıklamaların ardından, iddiaların tamamen asılsız olduğunu belirterek bir hafta içerisinde adı geçen kişiler aleyhine zem ve kadih içerikli manevi tazminat davası açtığımı kamuoyuna duyurmuştum. Ayrıca, konunun yargıya intikal etmiş olması nedeniyle, mahkemeye olan saygımdan, dava sonuçlanıncaya kadar açıklama yapmayacağımı, dava sonuçlanınca ayrıntılı açıklama yapmayacağımı da ifade etmiştim.
Dönemin KTÖS Genel Sekreteri Şener Elcil ve dönemin sendika başkanı Emel Tel tarafından yapılan bu açıklamalarda, yalnızca şahsım değil, henüz yedi (7) yaşında olan çocuğum da adı verilerek açık şekilde hedef gösterilmiştir. Küçük yaştaki bir çocuğun suçluymuş gibi, adının kamuoyu önünde zikredilmesi, temel hukuk ilkeleri ve öğretmenlik meslek etiği açısından da kabul edilemez niteliktedir. Avukatım Sayın Hasan Esendağlı mahkemede Şener Elçil’e bu konuyu sorduğunda, “söylemedik” diyerek, mahkemeye YALAN beyanda bulunmuştur. Bunun üzerine aracılığı ile gazetelerde çıkan haberleri ve KTÖS’ün web sayfasında yayınladıkları haberin kopyasını kanıt olarak gösterince, bu kezde “gözden kaçtı” demiştir. Sadece 3 yıllık lisans eğitimi bulunan Şener Elçil’in, bir üniversitenin Eğitim Yönetimi ve Denetimi yüksek lisans programından da başarısızlık nedeniyle atıldığı biliniyor.
Ayrıca, dönemin KTÖS Başkanı Emel Tel’de elinde tuttuğu ve içinden okuduğu metni okurken defalarca kekelemiş ve bazı yerlerde de tekrarlar yapmıştır. İzleyenler Emel Tel’in elindeki metni sanki de ilk kez görüyor ve okuyor izlenimine kapılmıştır.
Dava açıldıktan sonra, yaklaşık üç ay süreyle basın aracılığıyla şahsıma yönelik sistematik nitelikte açıklamalar yapılmış, farklı kurumlara şikâyetlerde bulunulmuş ve kamuoyu nezdinde itibar zedeleyici bir kampanya yürüterek, yaklaşık yetmişten (70) fazla farklı internet gazetesinde, radyo ve televizyon programlarında haber yapılmıştır.
Bu süreçte, sendikal faaliyet görüntüsü altında, şahsımın Cumhuriyet Meclisi tarafından seçilerek görev yaptığım YÖDAK üyeliğinden istifamı ve hakkımda soruşturma açılması yoğun bir şekilde talep edilmiştir. Peki ben sorarım, öncesinde ve o tarihlerde düzenli maaş ödemeyen, çalışanlarının sigortalarını yatırmayan üniversiteler vardı, hala daha vardır. Bu üniversitelerin çalışanlarının bazıları yemeklerini ailelerinde yemek zorunda kalmışken, hasta olduklarında devlet hastahanelerine gidemezken, çocuklarına da harçlık verememişlerdir. Ki basına da defalarca bu konuyu haberleştirmiştir. Şener Elçil nerdeydi? Eğer Şener Elçil ve Emel Tel yükseköğretimle ilgilenecekselerdi esas sendikal konu budur. Bu konularla ilgili Şener Elçil herhangi bir açıklama veya eylem yaptı mı? Yapmadı? Neden? Bu soruların cevaplandırılması gerekiyor. Yoksa, bana karşı eylem yaparken başka bir amaçları mı vardı? Kıbrıs küçük, herkes birbirini tanır, iki kişinin bildiği sır, sır olmaktan erken ortaya çıkar, akademik çevrenin her şeyi bildiğine inanıyorum. Belirtmek isterim ki, Şener Elçil aynı çevreler ile birlikte KTÖS’ün veya Arih Hasan Tahsin Derneği’nin arkasına saklanarak bana dördüncü saldırısıdır.
2022 Mart ayından 2025 yılına kadar devam eden yargı sürecinde, karşı tarafı elinde herhangi somut bir delil olmadığından, uyduruk iddialar olduğundan, iddianamelerini mahkemeye sunamamıştır. Bu kez zamana oynayarak, çeşitli erteleme taleplerinde bulunmuştur. Bunun üzerine mahkemede söz alarak “ellerinde kanıt yokken, neden böyle iddialarda bulundular ve açıklama yaptılar”, diyerek mahkemeye itiraz ettim ve “bir an önce iddianameyi mahkemeye sunmalarını” talep ettim. Bunun üzerine, hazırladıkları gerçek dışı, uyduruk, hatta birçok yerinde beni haklı çıkaran, iddianameyi mahkemeye sunmak zorunda kaldı.
Mahkeme huzurunda ileri sürülen iddialar ve dinlenen tanık beyanları değerlendirilmiş; sunulan anlatımların isnatları ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Mahkeme, verdiği nihai kararla, KTÖS ve Şener Elcil’in ileri sürdüğü ithamların gerçeği yansıtmadığına hükmetmiş; şahsıma ve bana ve aileme yönelik haksız saldırıları nedeniyle YÜZELLİ BİN (150,000) Türk lirası maddi tazminat (yasal faizler eklenecek) ve avukatımın masrafı olarak da altmış bin (60,000) Türk lirası ödemelerine karar vermiştir.
Bu karar, üç yılı aşkın süredir kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan algının hukuken dayanaksız, uyduruk, olduğunu açık biçimde ortaya koymuştur. Mahkemenin bu kararından sonra Şener Elçil ve Emel Tel’in yüzleri kızaracak mı? Veya utanacaklar mı? Bilmiyorum.
Belirtmek isterim ki, ilkokul öğretmenleriyle veya sendika üyeleriyle herhangi bir sorunum bulunmamaktadır. Bu süreç, belirli kişiler tarafından şahsıma yöneltilen kıskançlıktan kaynaklı ve asılsız uyduruk ithamlar nedeniyle başlatılmış olup, mahkeme kararıyla neticelenmiştir"





