Çocuk kitabı “Düğme” Storytel’de yayınlandı,
Çocuk kitabı “Düğme” Storytel’de yayınlandı,
İçeriği Görüntüle

Tatar, Holguín’in hazırladığı rapor sonrasında BM Genel Sekreteri António Guterres’in 2025 yılında taraflar arasında ortak zemin bulunmadığını resmî olarak kayda geçirdiğini ifade etti. Bu durumun Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü kabul etmemesinden kaynaklandığını belirtti.

Ortak zemin bulunmadığı sürece müzakerelerin yeniden başlamasının mümkün olmadığını vurgulayan Tatar, bu gerçeğin BM tarafından da teyit edildiğini dile getirdi.

Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletli çözüm vizyonunu kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.

Tatar ayrıca BM yetkililerinin görev ve yetki sınırları içinde hareket etmesi gerektiğini belirterek, mevcut gerçeklerin objektif biçimde değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Tatar paylaşımında şunları kaydetti

Görevine Cumhurbaşkanlığım döneminde başlayan BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Sayın María Ángela Holguín’in son açıklamalarını şaşkınlıkla izlemekteyim. Kendisinin görevi, Kıbrıs konusunda yeni öneriler geliştirmek veya çözüm modeli ortaya koymak değildir. Görevi; taraflar arasında ortak bir zemin bulunup bulunmadığını tespit ederek bunu BM Genel Sekreteri’ne rapor etmektir. Nitekim Sayın Holguín’in hazırladığı rapor sonrasında, BM Genel Sekreteri Sayın António Guterres ilk kez 2025 yılında taraflar arasında ortak bir zemin bulunmadığını resmî raporunda kayda geçirmiştir. Bu tespit, Rum tarafının Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü kabul etmemesinden kaynaklanan mevcut gerçeğin BM tarafından da teyididir. Dolayısıyla, bu gerçek değişmediği sürece müzakerelerin yeniden başlamasını sağlayacak bir ortak zeminden söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle ortaya koyduğumuz, Anavatan Türkiye’nin de tam destek verdiği egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü temelinde iki devletin iş birliği vizyonu kararlılıkla sürdürülmektedir. BM yetkililerinden beklentimiz, görev ve yetki sınırları içinde hareket etmeleri, mevcut gerçekleri objektif biçimde değerlendirmeleri ve taraflara yeni çözüm modelleri önermeye çalışmak yerine Genel Sekreter tarafından kendilerine verilen görevle sınırlı kalmalarıdır.