Ulusal Birlik Partisi’nin seçim stratejisi belli oldu; CTP ile sert bir çatışma organize ediyorlar.
Bu çatışmanın başlıca iki unsuru olacak.
Birincisi, reform ihtiyacı… UBP, her şeyi değiştirmek gerektiğinin mesajlarını verecek işler yapacak. CTP’nin bu işlerle ilgili ve değişmekten kaçınmak isteyen insanların desteğini almak bakımından bu değişikliklere karşı çıkacağını düşünüyorlar. Böylece CTP tutucu, UBP değişimci olacak!
İkincisi yolsuzluklar… Üstel ilk mesajı meclis kürsüsünden verdi; koalisyona destek veren 29 milletvekiline sahip çıkacak. Hiçbir yolsuzluk dosyası açılmayacak. Buna karşın CTP ileri gelenlerinin çeşitli yolsuzluklara karıştıkları kararlılıkla dile getirilecek. İlk örnek olarak Mesarya Belediye Başkanı Latif hakkındaki dosyayı piyasaya sürdüler zaten. Kim daha kirlidir tartışması çıkacak!
Bu süreçte UBP’nin nasıl bir rota izleyeceği, UBP içinden iyi haber alma kaynakları olan Alihan Pehlivan tarafından yönetilen Kıbrıs Türk gazetesinin ön sayfasına da yansıdı. Seçim için geri sayımın başladığı manşete çekilirken kare içinde UBP’nin bu süreçte yapmaya çalışılacakları sıralandı. Strateji de böylece açığa çıkmış oldu: Para yettiğince dağıtılacak; sorunların kaynağı olarak kamu görevlileri ateşe atılacak!
Buna karşılık muhalefet cephesinde ciddi bir dağınıklık olduğunu görüyoruz. Ana muhalefet partisi “tek başına iktidar” vurgusuyla ittifaklarını zayıflatırken iktidarda ne yapacağı veya ne yapabileceği konusunda ikna edici olamıyor.
İktidarın yetemediği her şeye yeteceği vaadi, inandırıcı olamamak gibi bir risk taşıyor.
CTP’nin bu riski nasıl minimize edeceği üzerinde çalışması gerekiyor. Bugünkü muhalefet hareketinin ön saflarında yer tutan sendikacılarla anlaşmaya çalışmak en kestirme yol gibi görünüyor. Sağlıktan eğitime, kamudaki maaş düzeninden hizmet kalitesine kadar pek çok konuda sendikalar ile anlaşmaya çalışmak… Böylece ortaya, hem sendikaların hem de siyasi partilerin sahipleneceği bir değişim programı çıkar mı bilemiyorum. Derlerse sonucu görmüş olacağız.
Bu çatışma ortamın barajı geçip geçmeyeceği tartışılan partileri rahatlatacağını da söyleyebiliriz tabii. Alternatif çözümler sunarak siyaset sahnesindeki varlıklarını güçlendirebilir, görünürlüklerini artırabilirler…
“Bu durum bizi çok parçalı bir meclise götürür” diye endişelenenler olacaktır ama bugünkü durumda güçlü partilerin yarattığı ve gelecekte de yaratabilecekleri olumsuzlukları hatırlayıp huzur bulabilirler.
Oy verme günü belli olmasa da seçim süreci böylece başlamış oldu.