Ramazan Bayramı vesilesiyle Larnaka’da bulunan Hala Sultan Tekkesi’ne vatandaşlarımızın katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanan toplu ziyaretin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından engellendiği, Birleşmiş Milletler Barış Gücü (BMBG) aracılığıyla KKTC Dışişleri Bakanlığı’na bildirilmiştir.

Ataoğlu’ndan çağrı: KKTC ana vatanın bir parçası, farklı adalara gidileceğine KKTC'ye gelinsin
Ataoğlu’ndan çağrı: KKTC ana vatanın bir parçası, farklı adalara gidileceğine KKTC'ye gelinsin
İçeriği Görüntüle

Hala Sultan Tekkesi’ni ziyaret etmek amacıyla bayramın ikinci günü olan 21 Mart 2026 tarihi için yapılan başvuru GKRY tarafından reddedilmiş, ardından önerilen 22 Mart tarihi de uygun görülmemiştir. Son olarak 28 Mart 2026 tarihi için yapılan talep ise tüm girişimlere rağmen GKRY tarafından son anda bir kez daha reddedilmiştir.

Önceki yıllarda 300 ila 500 kişi (6–10 otobüs) ile gerçekleştirilen bu ziyaret, bu yıl iyi niyet göstergesi olarak 105 kişi (2 otobüs) ile planlanmış; ancak GKRY’nin güvenlik gerekçesiyle ileri sürdüğü talepler doğrultusunda ziyaretçi sayısı bir otobüse indirilmesine rağmen izin verilmemiştir.

Bu çerçevede, Kıbrıs Vakıflar İdaresi ve Din İşleri Başkanlığı’na vatandaşlarımızdan gelen yoğun dini ziyaret talepleri değerlendirilmekte; söz konusu talepler KKTC Dışişleri Bakanlığı’na iletilerek gerekli diplomatik girişimler yapılmak suretiyle ziyaretlerin gerçekleştirilmesi sağlanmaktadır. Ancak bu kurumsal ve iyi niyetli işleyişe rağmen, Hala Sultan Tekkesi ziyaretine ilişkin son başvurunun GKRY tarafından engellenmiş olması kabul edilemezdir.

Vakıf kültürünün temelinde yer alan inanç özgürlüğü, hoşgörü ve ibadet hakkının korunması ilkeleri, bu tür keyfi uygulamalarla açıkça ihlal edilmektedir.

Öte yandan, Devletimizin farklı dinlere gösterdiği saygı ve özgürlükler çerçevesinde, GKRY’de yaşayan Kıbrıslı Rumlara ülkemiz sınırları içerisinde yılda 80 farklı kilisede 100’ün üzerinde toplu ayin gerçekleştirme imkânı sağlanmaktadır. Bu uygulamalar, Devletimizin din ve vicdan özgürlüğüne verdiği önemin somut göstergesidir.

Buna rağmen Rum yetkililer ve bazı din adamları tarafından bu iyi niyetli yaklaşımın istismar edilmesi; ayinler sırasında siyasi ve ırkçı söylemler kullanılması, izinsiz müdahalelerde bulunulması ve uluslararası platformlarda gerçek dışı iddialarla ülkemizin hedef alınması kabul edilemez bir durumdur.

Ramazan Bayramı gibi en kutsal zamanlardan birinde yapılan başvurunun keyfi şekilde reddedilmesi, dini özgürlüklere yönelik açık bir ihlaldir.

Bu bağlamda, 28 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilmesi planlanan toplu ibadete izin verilmemesini şiddetle protesto eder; Kıbrıs Türk halkının ibadet hakkının engellenmesine yönelik bu tutumu en güçlü şekilde kınarız.

Rum liderliğinin bu yaklaşımı, yalnızca dini özgürlüklerin değil, aynı zamanda temel insan haklarının da ihlalidir.