Kıbrıslı Türklerin “efsane” olarak nitelediği Alikko ile Caher tiyatro oyununda Caher karakterine hayat veren tiyatro sanatçısı Osman Balıkçıoğlu, yalnızca sahnelerin değil, Kıbrıs Türk kültürünün de yaşayan hafızası olarak; 82 yıllık yaşamına sığdırdığı çok sayıda eser, oyun, skeç ve programla şekillenen sanat yolculuğunu Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) anlattı.

“Caher bana hayat verdi… Alikko ile Caher bir oyundan fazlasıdır; Kıbrıs Türk halkı kendini orada buldu” diyen Balıkçıoğlu, 16 yaşında adım attığı tiyatro yolculuğunda; devlet sahnesinden istifaya, Londra’da fabrikalardan sahnelere, radyo mikrofonundan kitap raflarına uzanan bir ömrü, bugün hâlâ Kıbrıs ağzıyla anlatmaya devam ediyor.

1944 yılında Lefkoşa’da doğan Osman Balıkçıoğlu, Haydarpaşa İlkokulu’nda okuduğunu, ardından İngiliz Okulu’na gittiğini ve mezuniyet sonrası Lefkoşa Türk Belediyesi’nde vergi işleri şefi olarak görev yaptığını söyledi.

Tiyatroya 17 yaşında başladığını söyleyen Balıkçıoğlu, “İlk kez sahneye Güzel Sanatlar Derneği’nde çıktım. O dönem Güzel Sanatlar Derneği, hem tiyatro hem de müzik çalışmaları yürütüyordu. Ben de 1961 yılında tiyatro kolunda sahneye çıkmaya başladım” dedi.

- Futbol, tiyatro ve 1963 olayları…

Balıkçıoğlu, tiyatro çalışmalarını sürdürürken futbolla da ilgilendiğini, Küçük Kaymaklı takımında oynadığını ve takımın şampiyon olduğu yıl kadroda yer aldığını anlattı.

O dönemde Hüseyin Ruso ile aynı takımda olduklarını belirten Balıkçıoğlu, “Hüseyin Ruso kaptanımızdı. Hasan, Salih ve Hüseyin Ruso kardeşler takım arkadaşlarımdı” dedi.

1963 Aralık ayında olayların patlak vermesiyle mevzilere gittiğini anlatan Balıkçıoğlu, bu dönemde Türk Mukavemet Teşkilatı’na da katıldığını ifade etti. Mevzilerde beş yıl geçirdiğini söyleyen Balıkçıoğlu, takım komutan yardımcısı olduğu için vakti bulunduğunu, bu süre içinde tiyatro çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti.

Profesyonel sayılabilecek tiyatro anlayışının o dönem yeni yeni gelişmeye başladığını, bu süreçte Kıbrıs Türk Tiyatroları’nın oluştuğunu ve Üner Ulutuğ ile Kemal Tunç gibi isimlerle aynı çevreden geldiklerini dile getiren Balıkçıoğlu, “Beni davet ettiler, ‘Gel sen de katıl’ dediler. 1965 yılında ‘İlk Sahne’ye, yani bugünkü Devlet Tiyatrosu’na katıldım. 1972 yılına kadar orada sürekli sahneye çıktım. Hemen hemen bütün oyunlarda oynadım” diye konuştu.

- “Hayatımdaki en önemli dönüm noktası ‘Caher’ rolü”

Balıkçıoğlu, sahnedeki çalışmalarının yanında Bayrak Radyosu’nda da görev aldığını, radyo tiyatrolarında, eğitim ve tarih programlarında seslendirmeler yaptığını belirterek, hayatındaki en önemli dönüm noktasının “Caher” rolü ile 1967 yılında yaşandığını vurguladı.

Rahmetli Kemal Tunç’un yaşama geçirdiği Alikko ile Caher oyunlarında kendisine Caher rolünü verdiğini anlatan Balıkçıoğlu, “1967 yılında Kemal Tunç bana Caher rolünü verdi. Ondan sonra gerçekten ünlendik… Alikko ile Caher çok sevilen bir radyo temsili olduğu için insanlar bizi sevdi. Caher olduk kaldık” dedi.

Balıkçıoğlu, 1972’ye gelindiğinde belediyedeki görevinden ayrıldığını, mücahitliğini tamamladığını ve tiyatroda aktör olarak çalışmaya başladığını da ifade etti.

- 1972: Alikko ile Caher’i sahneye koyma kararı ve istifa…

1972 yılında Kemal Tunç ile birlikte Alikko ile Caher’i sahneye koyma kararı aldıklarını anlatan Balıkçıoğlu, yaz aylarında, tiyatronun tatil döneminde oyunu sahnelemek istediklerini söyledi.

Tiyatrodan izin istediklerinde ise “Oynarsanız sizi atarız” yanıtını aldıklarını belirten Balıkçıoğlu, bu oyunda oynamakta kararlı olduklarını, “Sizin bizi atmanıza gerek yok, biz istifa ediyoruz dedik ve istifa ettik” sözleriyle anlattı.

Oyunu 13 farklı yerde sahnelediklerini ve 15 bin kişinin izlediğini kaydeden Balıkçıoğlu, bu sayının o dönemin nüfusu düşünüldüğünde çok büyük bir karşılık bulduğunu vurguladı.

Oyun sonrası işsiz kaldığını belirten ve o günlerde Alikko ile Caher oyununa karşı bir tutum olduğunu söyleyen Balıkçıoğlu, özellikle Rauf Raif Denktaş’ın kendisini bu konuda vazgeçirmeye çalıştığını ifade etti. “Beni birkaç kez çağırdı, ‘Seni tiyatroya birinci sınıf olarak tayin edelim ama bu Alikko ile Caher işinden vazgeç, Caher’i oynama’ dedi. Ancak ben hayır dedim. Bu nedenle işsiz kaldım ve ailemle birlikte İngiltere’ye gitmeye karar verdim” diye konuştu.

- İngiltere yılları: Çalışma hayatı, tiyatro ve Londra Türk Radyosu

1972’de İngiltere’ye giden Osman Balıkçıoğlu, restoran ve fabrikalarda çalışarak geçimini sağlarken tiyatrodan kopmadığını, Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs ağzıyla sahnelenen oyunlara gösterdiği ilgiyi fark edince bu yönde oyunlar yazıp sahnelemeye başladığını ve her yıl yeni oyunlarla geniş bir izleyici kitlesine ulaştığını söyledi.

1995’te Londra Türk Radyosu’nda 15 yıl boyunca programlar yapan Balıkçıoğlu, “Mahmut Amca” karakteriyle büyük ilgi gördüğünü; bu süreçte altı kitap yazdığını, kendi oyunlarını kaleme alarak birçok Kıbrıslı karakter yarattığını da anlattı.

- Balıkçıoğlu Kabare Tiyatrosu…

“Ben bu tiyatroyu severim” diyen Osman Balıkçıoğlu, 12 yıl önce Londra’da Balıkçıoğlu Kabare Tiyatrosu adıyla kendi tiyatro grubunu kurduğunu ve bu kadroyla her yıl bir veya iki oyun sahnelediklerini söyledi.

Londra’da tiyatro yapmanın salon kiraları nedeniyle kolay olmadığını ifade eden Balıkçıoğlu, halkın ilgisi ve İngiltere’deki iş insanlarının desteği sayesinde finansal zorluk yaşamadıklarını belirterek, her oyunun ardından hayır kurumlarına 2 bin pound bağış yaptıklarını kaydetti.

- “Türkiye Cumhuriyeti’nin desteği benim için gururdur”

Osman Balıkçıoğlu, yaklaşık dört yıl önce telefonla aranarak destek önerisi aldığını, arayan kişinin Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Bakan Yardımcısı Serdar Çam olduğunu kaydederek, oyunlarının masraflarının Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla karşılandığını belirtti.

Bu desteği “gurur vesilesi” olarak nitelendiren Balıkçıoğlu, “Hiç haberim yokken koskoca Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı bana sahip çıktı. Bu benim için gururdur” dedi.

ABD'de Superman çizgi romanı 15 milyon dolara satıldı
ABD'de Superman çizgi romanı 15 milyon dolara satıldı
İçeriği Görüntüle

Kendi ülkesinde ise sanata ve sanatçıya yeterli ilgi gösterilmediğini dile getiren Balıkçıoğlu, “Maalesef burada sanata ve sanatçıya değer veren bir idare olduğuna inanmıyorum” ifadelerini kullandı.

Osman Balıkçıoğlu, bugüne kadar üç kez Kıbrıs turnesi gerçekleştirdiklerini ve bu turnelerin hayır amaçlı düzenlendiğini söyledi. Son turnenin iki yıl önce TİKA desteğiyle yapıldığını anımsatan Balıkçıoğlu, Kıbrıs’ta dört oyun sahnelediklerini kaydetti.

- “Alikko ile Caher ilktir; halk kendini buldu”

Caher karakterinin kendisi için anlamına da değinen Balıkçıoğlu, Alikko ile Caher’in Kıbrıs Türk halkının gönlünde çok özel bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Caher rolü benim tiyatro yaşamımda dönüm noktasıdır. Ben bu rolü oynamaya devam ettiğim için mutluyum. Bugün hâlâ halk Caher deyince beni seviyor, büyük ilgi gösteriyor. Bu, bir tiyatro oyuncusuna verilecek en büyük mutluluktur.

Alikko ile Caher’i ‘efsane’yapan, oyunun Kıbrıs Türkçesiyle ve Kıbrıs kültürüyle halkı yakalamasıdır. 1950’lerden itibaren Kıbrıs Türk toplumunun yapısının değiştirilmesine yönelik girişimler olmasına rağmen, bu oyun Kıbrıs ağzıyla sergilenen ilk örnek olmuştur. Halk kendini buldu orada. ‘Bu bizden’ dedi. Onun için insanlar Alikko ile Caher’i bir efsane olarak görüyor.”

- 82 yıllık ömürde sahne ile kalem arasında altı kitap

Tiyatro çalışmalarının yanı sıra oyun ve kitap yazarlığı da yapan Osman Balıkçıoğlu, bugüne kadar altı kitap kaleme aldığını söyledi.

İlk kitabı olan “Bizim İnsanımız, Bizim Lefkoşamız” kitabında Lefkoşa’nın eski yaşamını ve insanlarını anlattığını, bu eserin Londra Türk Radyosu’nda program olarak hazırlandığını ve büyük ilgi gördüğünü belirten Balıkçıoğlu, okuyucuların kitapta ya ailelerinden birini ya da kendilerini bulduklarını dile getirdi.

Balıkçıoğlu, “Londralılar” isimli ikinci kitabında Londra’daki Kıbrıslı Türklerin yaşamına yer verdiğini, üçüncü kitabı “Özgür İkili”de ise Alikko ile Caher’in ortaya çıkış sürecini anlattığını söyledi.

“Uzaktan Gazel Okuyan Adam” adlı kitabında siyasi gelişmelere hiciv yoluyla değindiğini kaydeden Balıkçıoğlu, “Mahmut ve Suç Ortakları”nda Londra Türk Radyosu’nda yazdığı skeçlerden seçmeleri topladığını, son kitabı olan “İngiltere’deki Değerlerimiz” kitabında ise Londra Gazetesi’nde yayımlanan röportajlarını bir araya getirdiğini ifade etti.

- “Genç bir kadro kurdum; benden sonra da onlar alıp götürecek bu işi”

Gençlerin tiyatroya katılımı ve kültürel devamlılık konusunda umutlu olduğunu dile getiren Balıkçıoğlu, son oyunda tamamen gençlerden oluşan bir kadro kurduğunu söyledi.

Kadronun başında torununun da bulunduğunu aktaran Balıkçıoğlu, torununun üniversitede tiyatro okuduğunu ve oyunu birlikte yazıp sahnelediklerini kaydederek, “82 yaşındayım; benden sonra da onlar alıp götürecek bu işi. Bu beni çok sevindiriyor” dedi.

- Genç sanatçılara mesaj: “Kültürünüzden utanmayın”

“82 yaşındayım; üretmeye devam etmek istiyorum” diyen Balıkçıoğlu, genç sanatçılara da seslenerek, Kıbrıs Türk kültüründen utanılmaması gerektiğini söyledi.

Kıbrıslı bir toplumun sahnede de kendi diliyle, kendi gerçekliğiyle var olmasının doğal olduğunu vurgulayan Balıkçıoğlu, dünyanın her yerinde yerel ağızların sahne dilinde kullanılabildiğini, Kıbrıs ağzının da doğru şekilde yaşatılması gerektiğini ifade etti.

Bu noktada Kıbrıs ağzını kullanarak “rezilce” tiyatro yapanlar olduğuna dair eleştirisini de dile getiren Balıkçıoğlu, belden aşağı ve saygısız esprilerle yapılan işlerin Kıbrıs Türk kültürünü temsil etmediğini belirtti.

Gençlerin tiyatro eğitimi almasını da özellikle öneren Balıkçıoğlu, kendi kuşaklarının alaylı yetiştiğini; ancak günümüzde üniversite ve konservatuvar olanaklarının arttığını belirterek, tiyatroya hevesli olanların okumaları gerektiğini ifade etti.

Ailelerin sanata yönelik önyargılarının ise geçmişe göre azaldığını, özellikle kadınların sahnede yer almasının artık daha doğal karşılandığını da dile getiren Balıkçıoğlu, bugün gençlerin daha şanslı olduğunu söyledi.