Epstein belgelerinde Türkiye izleri: Robert Kolej yöneticisinden Gates Vakfı talebi
Epstein belgelerinde Türkiye izleri: Robert Kolej yöneticisinden Gates Vakfı talebi
İçeriği Görüntüle

ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Jeffrey Epstein dosyalarının son bölümünde,ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik ağır iddiaların yer alması dünya gündemine damga vurdu. Belgelerde yer alan bazı ifadeler, Trump'ın 1990'lı yıllarda reşit olmayan bir kız çocuğuna yönelik cinsel saldırıya karıştığı yönünde doğrulanmamış ihbarlara işaret ediyor.

FBI'A YAPILAN ÖZEL ŞİKAYETLER

Epstein soruşturmasına ilişkin yayınlanan dosyalar arasında, FBI'a yapılan şikâyet özetleri ve ihbar notları yer alıyor. Bazı metinlerde, Trump'un yaklaşık 13–14 yaşlarındaki bir kız çocuğuna cinsel saldırıda bulunduğu ve bununla ilgili ayrıntıların anlatıldığı iddia edildi.

Bu ifadeler, doğrudan bir suçlama niteliğinde kabul edilmiyor; dosyalar sıklıkla "doğrulanmamış ihbar" niteliğinde yer alıyor ve soruşturma kapsamında resmi bir delil olarak değerlendirilip değerlendirilmediği netleşmiş değil.

BELGENİN KALDIRILMASI VE YAYIMLANMAMASI TARTIŞMA YARATTI

ABD Adalet Bakanlığı'nın, ihbar içeren bazı belgeleri önce yayımlayıp ardından erişimden kaldırması da tartışmanın odak noktalarından biri oldu. Söz konusu içerikler kısa süreliğine kamuya açık kalmış, daha sonra yeniden düzenlenerek tekrar yayımlanmıştı.

YETKİLİLERDEN AÇIKLAMALAR

Adalet Bakanlığı'nın bazı iddiaları sansasyonel ve doğrulanmamış olarak nitelediği, Trump'ın savunma açısından bu tür iddiaların somut kanıtlamadan uzak olduğu yönünde resmi açıklamalarda bulunduğu bildirildi. Ayrıca FBI'ın, dosyalarda "güçlü bir isim listesi" olduğuna dair net bir kanıt bulunmadığına dair değerlendirmeler yaptığı da aktarıldı.

Yeni belgelerin yayımlanması, hem sosyal medyada hem de siyasette geniş yankı buldu. Tartışma, yalnızca belge içerikleri üzerinden değil, aynı zamanda şeffaflık ve açıklık ilkelerinin uygulanması konusunda da sürüyor. Bazı hukuk uzmanları, tüm dosyaların eksiksiz yayımlanmasından yana görüş bildirirken, savunma tarafı da "iddiaların doğrulanmadan yayımlanmaması gerektiğini" vurguluyor.

SUÇLAMA OLARAK KABUL EDİLMİYOR

Şu anda söz konusu iddialar resmen suç isnadı olarak kabul edilmiyor; bunlar FBI'a yapılan ihbar ve belirli kişilerin ifadeleri olarak dosyalarda yer alıyor. Bu nedenle, iddiaların gerçekliği bağımsız mahkeme kararı veya resmi bir soruşturmayla kanıtlanmadığı sürece hukuken bir suçlama olarak değerlendirilmiyor.