Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz'de çatışmalar artarken Rum Yönetimi’nin askeri üslerinde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalığı tanımasının Ada’daki herkesi riske attığını kaydetti.

Yılmaz, “Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil ediyor.” dedi.

Günübirlik temaslarda bulunmak üzere ülkeye gelen Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ercan Havalimanı’nda Başbakan Ünal Üstel ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi.

Yılmaz, basın toplantısında iki ülke arasında imzalanan İktisadi ve Mali İş birliği Protokolü’nün bu ay içinde biteceğini de açıkladı.

Çamurova’da 10-13 Mart'ta hava savunma atışları yapılacak
Çamurova’da 10-13 Mart'ta hava savunma atışları yapılacak
İçeriği Görüntüle

“KKTC’nin kalkınması bizim için milli bir davadır”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir kez daha ziyaret etmekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Yılmaz, karşılıklı ziyaretleri iki ülke arasındaki müstesna ilişkinin bir yansıması olarak değerlendirdi.

Yılmaz, bugünkü ziyareti kapsamında, Altınbaş Üniversitesi kampüsünün temel atma törenine katılacağını, Başbakan ve hükümet ortaklarıyla bir araya gelerek İktisadi ve Mali İş birliği protokolünü ele alacaklarını belirterek, “KKTC’nin kalkınması bizim için milli bir davadır.” dedi.

Yılmaz, bugünkü programı kapsamında Lefkoşa Topçu Kışlası’nda düzenlenecek iftar programına da katılacağını söyledi.

-“Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hâle gelmektedir”

Orta Doğu ve Doğu Akdeniz havzasında çatışmaların arttığı bu süreçte, Rum Yönetimi’nin Ada’daki askeri üslerde üçüncü ülkelere kullanım ayrıcalıkları tanımasının Ada’da yaşayan herkesi risk altına soktuğunu vurgulayan Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:

“Ada’nın Orta Doğu’ya yönelik operasyonlar için kullanılıyor olması tüm bölge ülkeleri için risk teşkil etmektedir. Bunu içinde bulunduğumuz hafta yaşanan gelişmeler çok net olarak ortaya koymuştur.

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Ada’nın tamamının sahibi gibi hareket etmesi, Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine rol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemdeki askeri angajmanları ve üs politikaları Ada’ya yönelik güvenlik risklerini artırmaktadır.

GKRY, Gazze’deki soykırımda da benzer tavırlar sergilemiş, İsrail’in desteğiyle aşırı bir silahlanma çabası içine girmiştir. Bu tablo karşısında Türkiye’nin garantörlük sorumluluğu ve tarihi yükümlülüğü daha belirgin hâle gelmektedir.

Garantör ve Anavatan olarak Ada’daki askeri varlığımız yarım asrı aşan bir dönemdir tüm Ada'nın güven ve istikrar içinde gelişmesine katkı sunmuştur ve bunun teminatı olmuştur. Sadece KKTC değil GKRY de bu istikrardan istifade etmiş, güvenli bir ortamda kalkınmıştır. 50 yılı aşkın süredir bu adadan huzur var, barış var. Güvenliğin olmadığı bir yerde kalkınma olmaz, refah olmaz.”

-“Kıbrıs Türklerini azınlık gören zihniyetle bir çözüme ulaşmak mümkün değil”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Kıbrıs meselesinin en gerçekçi çözümünün Ada’daki iki devletin yan yana var olmasından geçtiğine dair inançlarının sürdüğünü belirterek, şöyle devam etti:

“Kıbrıs Türkleri Ada’nın ortak sahibi değil azınlık olarak kabul eden, eşit görmeyen ve Kıbrıs Türk halkına Ada’nın geleceğinde söz hakkı tanımak istemeyen zihniyetle çözüme ulaşmak mümkün değildir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüleri tescil edilmeli, maruz bırakıldıkları haksız izolasyonlar son bulmalıdır. Kıbrıs meselesinin Ada’daki gerçekler temelinde çözülmesinin yolu bundan geçmektedir.”

Kıbrıs Türk halkının hak ettiği konuma ulaşması için iş birliği ile çalışmalarının devam edeceğini de kaydeden Yılmaz, çok önemli projelerin tamamlandığını ve devam eden de çok önemli projeler olduğunu aktardı.

Yılmaz, bu ay içinde İktisadi ve Mali İş birliği Protokolü’nün de biteceğini söyleyerek şimdiden hayırlı olmasını diledi.