DÜNYA

Yunanistan ve GKRY’de NATO Endişesi

Yunanistan'da yayımlanan bir analizde, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi’nin Türkiye’nin ittifak içindeki rolünü yeniden tanımlayabileceğini ve 'vazgeçilmez aktör' olarak konumunu güçlendirebileceğini öne sürdü. Ayrıca, gelişmelerin Atina ve Lefkoşa’da endişe yarattığı da vurgulandı.

Abone Ol

Yunanistan merkezli Huffington Post'ta yayımlanan bir analizde, 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nin, Türkiye'nin İttifak içindeki rolünü yeniden tanımlayabilecek kritik bir dönüm noktası olduğu öne sürüldü.

Analizde, Türkiye'nin NATO'nun güneydoğu kanadında askeri ‘kalkan’, yakıt ikmal merkezi ve savunma sanayi gücü olarak öne çıktığı belirtilirken, bunun Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) açısından Ankara'nın politikalarına daha fazla siyasi alan açabileceği değerlendirmesi yapıldı.

Yunan basınına göre Türkiye, zirvede kendisini yalnızca bir müttefik olarak değil, Karadeniz'den Ukrayna'ya, Orta Doğu'dan Ege Denizi, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs'a kadar uzanan geniş coğrafyada NATO'nun güvenlik mimarisinin merkezi aktörlerinden biri olarak konumlandırmayı hedeflediği vurgulandı.

‘TÜRKİYE VAZGEÇİLMEZ UNSUR’

Ayrıca, “Türkiye'nin coğrafi konumu, güçlü ordusu, askeri üsleri ve gelişen savunma sanayisi, Batılı müttefikler için vazgeçilmez unsurlar olarak öne çıkıyor” ifadelerine yer verildi.

‘ANKARA İLK ADAY’

Haberde, "NATO güçlü bir bölgesel kol arıyorsa, Türkiye ilk adaydır" değerlendirmesi yapıldı.

ATİNA VE LEFKOŞA’DA CİDDİ ENDİŞE

Analize göre bu strateji, Atina ve Lefkoşa'da ciddi endişelere yol açıyor. Yunan tarafının, NATO müttefiklerinin operasyonel iş birliği için Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki taleplerine karşı daha hoşgörülü davranabileceğinden kaygı duyduğu aktarıldı.

Libya, Suriye, Doğu Akdeniz güvenliği, düzensiz göç, savunma tedariki ve yük paylaşımı gibi başlıkların Türkiye'nin üstlenmek istediği yeni sorumluluk alanları arasında gösterildiği belirtildi.

‘TÜRKİYE, NATO'NUN GÜNEY KOMŞULUĞUNDA KİLİT ÜLKE OLARAK GÖRÜLÜYOR’

Yunanistan merkezli Huffington Post, Atlantic Council'de Jason Davidson tarafından kaleme alınan analize de yer verdi.

Davidson'ın değerlendirmesinde NATO Zirvesi'nin Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Sahel bölgesini kapsayan "güney komşuluğuna" yönelik NATO angajmanını güçlendirmek için fırsat sunduğu ifade edildi.

Analizde, güney kanadındaki müttefiklerin hava savunma ve anti-drone kapasitesinin artırılması, Akdeniz'deki ‘Sea Guardian’ operasyonunun genişletilmesi ve kritik altyapıların korunması önerilerine yer verildi.

‘TÜRKİYE NATO’NUN GÜVENLİK DİREĞİ’

Analizde, NATO'nun güney kanadındaki hava savunması, deniz güvenliği ve kritik altyapıların korunmasının Ankara'nın merkezde yer aldığı bir güvenlik mimarisiyle planlanabileceğinin ima edildiği kaydedildi.

Bunun ise Atina ve Lefkoşa açısından temel sorun olduğu vurgulanan analizde, Türkiye'nin bir yandan NATO'nun güvenlik direği olarak öne çıkarılırken diğer yandan "Mavi Vatan" doktrini doğrultusunda Yunanistan ve GKRY'nin deniz yetki alanlarını sorgulamaya devam ettiği, ayrıca GKRY'yi tanımadığı hatırlatıldı.

‘TÜRK SAVUNMA SANAYİSİ DEVRİMİ’

Analizde, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth'in açıklamalarına da yer verildi.

ABD'nin NATO içindeki yükünü azaltmaya başladığı, Avrupa ülkelerinin ise daha fazla savunma harcaması yapmak zorunda kaldığı belirtilirken, "NATO 3.0" yaklaşımının daha fazla Avrupa yatırımı, daha fazla üretim ve daha güçlü savunma sanayisi anlamına geldiği ifade edildi.

Rutte'nin Ankara Zirvesi'nin ilk gününde düzenlenecek savunma sanayi etkinliğinde onlarca milyar dolarlık anlaşma ve mutabakatın imzalanacağını açıkladığı belirtilen analizde, Türk savunma sanayisinin bu süreçte öne çıktığı vurgulandı.

ASELSAN'ın özellikle örnek gösterildiği değerlendirmede, Türkiye'nin yaklaşık 3 bin savunma şirketiyle NATO'nun yalnızca askeri gücü değil aynı zamanda üretim kapasitesinin de önemli bir parçası haline geldiği kaydedildi.