Hindistan’da yargı sürecine ilişkin tartışmaları alevlendiren bir karar daha alındı. Yüksek Mahkeme, Şubat 2020’de başkent Yeni Delhi’de patlak veren toplumsal şiddet olaylarıyla bağlantılı davada suçlanan Müslüman öğrenci aktivistler Omar Khalid ve Sharjeel Imam hakkında yapılan kefalet başvurusunu geri çevirdi.
Mahkeme, Khalid ve Imam’ın, aynı davada yargılanan ve daha önce kefaletle serbest bırakılan 5 sanıktan farklı olarak, olaylarda “komplonun merkezinde yer aldıkları” iddiasını gerekçe gösterdi. Kararda, yargılamadaki uzun gecikmenin tek başına kefalet için yeterli bir neden olmadığı savunuldu.
5 YILDIR TUTUKLU, HÂLÂ YARGILAMA YOK
Yaklaşık beş yıldır tutuklu bulunan iki aktivist hakkında henüz esasa ilişkin bir yargılama yapılmamış olması, kararla birlikte hukuk ve insan hakları çevrelerinde tepkiyle karşılandı. Uluslararası gözlemciler, uzun süreli tutukluluğun temel hak ve özgürlüklerle bağdaşmadığını vurguluyor.
ABD VE İNSAN HAKLARI KURULUŞLARINDAN TEPKİ
Karara ABD’den de tepki geldi. Bazı ABD Temsilciler Meclisi üyeleri, Khalid ve Imam’ın uzun süren yargılama öncesi tutukluluk haline ilişkin endişelerini dile getiren bir mektubu Hindistan’ın Washington Büyükelçiliği’ne gönderdi. Uluslararası insan hakları kuruluşları ise, söz konusu tutuklamaların hukuki güvenceleri ihlal ettiğini belirterek serbest bırakılmaları çağrısını yineledi.
VATANDAŞLIK YASASI PROTESTOLARI VE KANLI OLAYLAR
Söz konusu dava, Hindistan’da 2019’da kabul edilen ve Müslüman göçmenleri kapsam dışı bırakan vatandaşlık yasasına karşı düzenlenen protestoların ardından patlak veren şiddet olaylarına dayanıyor. Şubat 2020’de Yeni Delhi’nin bazı bölgelerinde yaşanan olaylarda, çoğunluğu Müslüman olmak üzere 53 kişi hayatını kaybetmişti.
Omar Khalid ve Sharjeel Imam, protestolar sırasında şiddeti kışkırtmak ve komplo kurmakla suçlanmıştı. Son kararla birlikte, davanın seyri ve Hindistan’daki hukuk devleti ilkeleri yeniden tartışma konusu oldu.






