Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul'daki adliyelerde görev yapan yargı muhabirlerini Ankara'da bulunan Adalet Bakanlığında kabul etti.

Kabulde, gündemdeki soruşturmalar ve davaları değerlendiren Gürlek, adliye muhabirlerinin sorularını da yanıtladı.

Faili meçhul ve yıllar sonra yeniden ele alınan dosyalara ilişkin konuşan Gürlek, suç ve suç örgütleriyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara değindi.

Bakan Gürlek, Adalet Bakanlığı görevine geldikten sonra yasa dışı bahis, uyuşturucu, kara para aklama, sokak çeteleri, sanal bahis ve sanal kumarla mücadeleye yönelik genelgeler yayımladıklarını, bu alanlardaki mücadelelerinin tavizsiz şekilde devam ettiğini kaydetti.

Bakanlık düzeyinde yakından takip ettikleri başlıkların bulunduğunu aktaran Gürlek, faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması amacıyla kurdukları birimin ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarının yürüttüğü soruşturmalara koordinasyon, bilgi paylaşımı ve teknik çalışma süreçleriyle katkı sağladığını, adli değerlendirme ve kararların ise ilgili başsavcılıklarca verildiğini dile getirdi.

"46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı"

Bakan Gürlek, faili meçhul dosyaların yeniden ele alındığına, başsavcılıklarla toplantılar yapılarak dosyalardaki imkanların değerlendirildiğine dikkati çekerek, "Adalet Bakanlığı bünyesinde kurduğumuz bu dairenin (Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı) çalışmalarıyla güzel sonuçlar aldık. Birim kurulalı 4 ay oldu, 46 maktulün yer aldığı 40 dosya aydınlatıldı." diye konuştu.

Bu çalışmaların vatandaşlarda önemli bir karşılık oluşturduğunu vurgulayan Gürlek, "Hiçbir şeyin sonsuza kadar karanlıkta kalmayacağı, adaletin er ya da geç tecelli edeceği görülüyor. O dönem deliller yeterince toplanmamış, olaylar bütün yönleriyle aydınlatılamamış olabilir. Ancak devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde yıllar sonra dahi sonuç alınabileceğini görüyoruz. Bu da adalete olan güveni artırıyor." ifadesini kullandı.

Adalet Bakanı Gürlek, Büyük Birlik Partisi (BBP) Kurucu Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopter kazasına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Soruşturma ilgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yürütülüyor. Ceza İşleri Genel Müdürlüğümüz bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığımız da kendi görev alanı çerçevesinde koordinasyon ve dosya inceleme çalışmalarını sürdürüyor. Başka isimler olur mu, olmaz mı? Bunu benim söylemem doğru olmaz. Bir soruşturmanın başlatılması için hukuken gerekli şüphe şartlarının oluşması gerekir. Faili meçhul dosyaların tamamı ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarınca kendi delil durumu içinde değerlendiriliyor. Hangisi hakkında yeni bir süreç başlar, hangisinde başlamaz? Bunu ben bilemem. Bu konuda isim vermem de doğru olmaz."

Gülistan Doku dosyasındaki gelişmeler

Gülistan Doku'nun kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmadaki gelişmelere de değinen Gürlek, burada önemli ilerlemelerin sağlandığını, ancak soruşturmanın tamamlandığını söylemek için henüz erken olduğunu anlattı.

Son olarak Umut Altaş'ın ifadesinin geldiğini aktaran Gürlek, "Burada bizim için en önemli konulardan biri Gülistan'ın naaşının bulunması. Arkadaşlarımız özellikle bu konu üzerinde hassasiyetle çalışıyor. Dosyadaki bazı beyanlarda naaşın birkaç kez yer değiştirmiş olabileceğine ilişkin bilgiler bulunuyor. En son Pertek Yolu üzerindeki bir noktaya götürüldüğüne yönelik beyanlar var. Ayrıca kimyasal maddeler kullanılarak naaşın tamamen ortadan kaldırılmış olma ihtimali de değerlendiriliyor. Bu yönde bazı beyanlar ortaya çıktı. Ama elbette öncelikli amacımız naaşa ulaşmak. En azından ailesinin evladının kabri başında dua edebilmesini sağlamak açısından bu bizim için çok önemli." değerlendirmesinde bulundu.

Bu dosyayla ilgili Cumhuriyet başsavcılığının ciddi çalışma yürüttüğünün altını çizen Gürlek, soruşturma kapsamında geçmiş dönemde bazı kamu görevlilerinin kendilerine tanınan yetkileri usulsüz kullandıklarına işaret ederek, olayın aydınlatılmasını engellemeye veya bazı delilleri ortadan kaldırmaya çalıştıkları yönündeki iddia ve bulguların da incelendiğini söyledi.

Bakan Gürlek, "Burada kişinin vali olması veya başka bir makamda bulunması önemli değil. Somut suç şüphesi varsa, kişinin unvanına bakılmaksızın ilgili savcılık hukuk çerçevesinde gereken işlemleri yapar. Soruşturmanın devamında yeni gelişmeler olabilir. Erzurum ve Tunceli Cumhuriyet Başsavcılıklarının yürüttüğü süreçler var." sözlerini sarf etti.

Gülistan Doku olayının toplumda ciddi bir hassasiyet oluşturduğunu, geçmişte işlenmiş olsa dahi bir suçun veya cinayetin üzerinin sonsuza kadar kapalı kalmadığını kaydeden Gürlek, devletin bütün imkanlarıyla ve kararlılıkla çalışması halinde gerçeğin yıllar sonra da ortaya çıkarılabildiğini belirtti.

Rojin Kabaiş soruşturması

Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturmayla ilgili değerlendirmeler yaparak, cep telefonuna ilişkin henüz giderilemeyen bazı belirsizliklerin bulunduğunu aktardı.

DNA incelemelerinin yapıldığını ve telefona yönelik teknik incelemelerin sürdüğünü belirten Gürlek, "Ancak şu an itibarıyla doğrudan ve kesin bir sonuca götüren somut bir veriye ulaşıldığını söyleyemeyiz. İlgili Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirilen farklı hususlar var ancak bu aşamada kamuoyuyla paylaşılabilecek net bir sonuç bulunmuyor." diye konuştu.

Gürlek, eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun cezaevinde ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmaya ilişkin, "Kaşif Kozinoğlu, devletimizin yetiştirdiği müstesna isimlerden ve önemli bir devlet görevlisiydi. Maalesef o dönemde Ergenekon kumpası kapsamında tutukluluk süreci geçirirken sağlıklı, spor yapan ve öz bakımına dikkat eden bir kişi olmasına rağmen şüpheli şekilde hayatını kaybetti." değerlendirmesini yaptı.

Konuya ilişkin daha önce yapılan şikayet ve ihbarların Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca dikkate alınarak soruşturma başlatıldığını dile getiren Gürlek, daha sonra yurt dışında firari bulunan ve FETÖ bağlantısına ilişkin hakkında adli süreç bulunan eski bir cezaevi personelinin önemli beyanları üzerine bazı adli işlemlerin gerçekleştirildiğini kaydetti.

Bakan Gürlek, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında yeni delillerin ortaya çıkması halinde yeni işlemlerin gündeme gelebileceğini, buna, ilgili Cumhuriyet başsavcılığının delil durumuna göre karar vereceğini anlattı.

Her şüpheli ölüm gibi bu olayın da bütün yönleriyle araştırıldığına dikkati çeken Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının, ilgili Cumhuriyet başsavcılığıyla bilgi ve koordinasyon çerçevesinde çalıştığını, soruşturmanın yönü ve adli kararların ise ilgili yargı mercilerinin yetkisinde olduğunu vurguladı.

İlerleyen süreçte tablonun daha net ortaya çıkacağını düşündüğünü kaydeden Gürlek, "Kaşif Kozinoğlu devletin yetiştirdiği müstesna bir isimdi. Örgütün hedefi haline getirilmiş olabileceğine ilişkin değerlendirmeler de dosyada inceleniyor. Cezaevinde hayatını kaybetti. Ölümünün kesin sebebine ilişkin tartışmalar var. Zehirlenme mi, kalp krizi mi, bir ilaç etkisi mi yoksa doğal ölüm mü? Bunların hepsi bilimsel ve adli verilerle inceleniyor." dedi.

"Soruşturmalara müdahale etme yetkimiz yok"

Gürlek, olayın cinayet olduğunu peşinen söylemenin doğru olmayacağını, bütün ihtimallerin soruşturma kapsamında değerlendirildiğini, sürecin devam ettiğini ve soruşturmanın Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü söyledi.

Adalet Bakanlığının devam eden bir soruşturmanın içeriğine müdahale etme veya savcılara soruşturmanın yönüne ilişkin talimat verme yetkisinin bulunmadığını belirten Gürlek, Cumhuriyet başsavcılıklarının yargısal görevlerini anayasa ve kanunlar çerçevesinde yerine getirdiğini, Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) da hakim ve savcılara ilişkin anayasal ve yasal görevlerinin belli olduğunu anımsattı.

Akın Gürlek, meslektaşlarına verdikleri mesajın, soruşturmaların yönüne ilişkin olmadığına dikkati çekerek, şunları ifade etti:

"Hukuka uygun biçimde görevlerini yaparken isimden, makamdan veya unvandan çekinmemeleri gerektiğini söylüyoruz. Bazen bir meslektaş bir soruşturmaya başladığında, 'İki gün sonra önemli birinin ayağına basarsam ne olur? Buradan etkili bir isme gidersek sorun yaşar mıyız?' şeklinde bir tedirginlik yaşayabilir. Bizim söylediğimiz şu: 'Ucu nereye giderse gitsin, kim çıkarsa çıksın, dosyanın kapağındaki ismi kapat, içindeki delillere bak. Kararını yalnızca hukuka ve delile göre ver."

Buradaki yaklaşımın bir soruşturmanın yönünü göstermek değil, savcının hukuka uygun görevini herhangi bir baskı veya çekince hissetmeden yerine getirebilmesini sağlamak olduğunu vurgulayan Gürlek, "Kişilerin isimleri, unvanları, makamları veya görevleri önemli değil. Savcılık zaten böyle yapılır. Bizim güçlendirmek istediğimiz irade, kişiye göre değil delile ve hukuka göre hareket etme iradesidir. Soruşturmalara müdahale etme yetkimiz yok. Böyle bir niyetimiz de kesinlikle yok." bilgisini paylaştı.

Şimşek: “Serbest dalgalı kura geçiş için belli şartlar var”
Şimşek: “Serbest dalgalı kura geçiş için belli şartlar var”
İçeriği Görüntüle

AHBAP Derneğine yönelik soruşturma

"Ahbap Derneği adına toplanan bağışların şüphelilerin hesaplarına aktarıldığı" iddiasına ilişkin soruşturmanın devam ettiğini belirten Gürlek, vatandaşların iyi niyeti ve yardım duygularının suç teşkil eden faaliyetlerle istismar edildiğine yönelik iddiaların ayrıntılı şekilde incelendiğini hatırlattı.

Gürlek, "Maalesef o dönemde popüler kültürden, sanat ve medya camiasından da bu yapıya güçlü destek verenler olmuş. Haluk Levent kamuoyunca bilinen bir isim. Geçmişte karşılıksız çek ve kumar gibi konularla ilgili adli süreçlerle de anılmış bir şahısken daha sonra popüler kültürün etkisiyle adeta bir iyilik sembolüne dönüştürüldü. Bugün ise hakkında yürütülen soruşturmada çok farklı iddialar, mali hareketler ve müşteki beyanları araştırılıyor." açıklamasında bulundu.

Soruşturmanın seyri ve elde edilecek yeni deliller doğrultusunda yeni adli işlemlerin gündeme gelebileceğini belirten Gürlek, buna, ilgili Cumhuriyet başsavcılığının delil durumuna göre karar vereceğini, Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) tespitleri ile itirafçı beyanlarının bulunduğunu aktardı.

Toplanan yardımların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığının önem taşıdığını vurgulayan Gürlek, "Biliyorsunuz bir keşif heyeti oluşturuldu. Yeni görüntüler de ortaya çıktı. Keşke toplanan bu paraların tamamıyla yardımlar yapılsa, evler inşa edilseydi. Şu anda depolarda çürümeye terk edildiği belirtilen malzemeler var. Bunlar yeni yeni ortaya çıkıyor. Mağdurlar ve şikayetçiler var. Bunlara ilişkin çalışmalar da devam ediyor." ifadesini kullandı.

Gürlek, AHBAP soruşturması kapsamında incelenen mali işlemler ve müşteki beyanlarına ilişkin şunları söyledi:

"Haluk Levent, özellikle 2022-2023 döneminde toplumun güvendiği ve popülaritesi yüksek bir kişi olarak gösteriliyordu. Az önce görüştüğüm bir kişi, o tarihlerde Amerika'da bulunan kliniğine Haluk Levent'in geldiğini anlattı. Türkiye'de bir yardım kuruluşunun bulunduğunu, kamuoyunca da tanınan bir kişi olduğunu söyleyerek kendisinden yardım istediğini ifade etti. O kişi de 'Tamam, ne gerekiyorsa verelim.' diyor. Söz konusu para 4 milyon 600 bin dolar. Hatta buna ilişkin senet de düzenlenmiş."

Dosyada buna benzer çok sayıda senet bulunduğunun belirtildiğini aktaran Gürlek, bunların ilgili başsavcılık tarafından ayrıştırılarak hukuki ve mali yönden incelendiğini anlattı.

Bakan Gürlek, "Bazı işlemlerde Haluk Levent'in kendi adına borç aldığı, 'Bu parayı kullanacağım.' dediği veya taşınmaz aldığına ilişkin belgeler bulunuyor. Ancak daha sonra bu paraların ödenmediği iddia ediliyor. Sorun da burada başlıyor. Senet var. Borçlu sıfatıyla imza var ancak ödeme yapılmadığı iddiası var. Sonrasında bu paraların nereye gittiği araştırılıyor. Para transferlerinin kimlere yapıldığı, taşınmazların hangi kişiler üzerinden devredildiği ve bu işlemlerin gerçek mahiyetinin ne olduğu savcılıkça inceleniyor." diye konuştu.

Müşteki sayısının henüz kesinleşmediğini ve olay duyuldukça başvuruların arttığını anlatan Gürlek, alacağı bulunduğunu öne sürerek başvuran kişilerin iddialarının belge, senet ve sözleşmeler üzerinden savcılıkça araştırıldığını kaydetti.

Gürlek, dosyada çok sayıda taşınmaza ilişkin işlemin bulunduğunu, bazı kişilerin bir yardım kuruluşuna çok sayıda taşınmaz devretmesinin nedenlerinin de araştırıldığını dile getirdi.